Keşfet

Geçmişten Geleceğe

Siyaz

2. BÖLÜM

Öncelikle kitabıma hoş geldiniz :) sizleri burada görmek çok güzel tekrar tekrar teşekkür ederim iyi okumalar dilerim .

Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan ve rahatsız edici öğeler içermektedir. Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum .

🎵 Pinhani – Dünyadan Uzak 🎵

Hiçbir Tesadüf Senin Kadar Muhteşem Değildi .

Ben anlatamadım. içimde biriktirdiğim, boğazımda düğüm düğüm olanları anlatamadım. Gülüşlerin arkasına sığındı gözyaşlarım. Boğazımın ortasında yumru oldu yutkunamadım. evime sığamadım, geceleri de uyuyamadım, nefes alamadım bazen. Geçmedi anlatamadım. Ben her zaman çok sevmenin yeteceğini düşünürdüm şimdi ise size, çok sevmenin yetmediği kalbimde ki derin acıların birer birer yok olmadığı, kimseyi bir daha sevemediğim yerden yazıyorum...

Saat : 09:03

Sonunda trafiği atlatıp Maslak'taki o devasa rezidansın girişine gelebilmiştim ne yoldu ama bir an hiç bitmeyecek gibi gelmişti, kapıda bekleyen güvenlikler daha arabayı görür görmez bana döndüler ordan bakınca nasıl göründüğümden bir habersizdim ve birkaç metre ileride duran vale ise sanki arabadan inmemi bekliyordu artık, derin bir nefes alıp kontağı kapattım.

Kapımın açılmasına fırsat vermeden çıktım arabadan bir an önce gidip şu kardeşle konuşmak istiyordum, arabanın kapısını usulca kapattıktan anahtarı görevliye bıraktım ve doğruca girişe yürüdüm. 

Otomatik kapılar açılır açılmaz yüzüme sıcak hava çarptı bu soğuk havada iyi bir izlenim yaratmıştı. Ne bekliyordun ki Duru, adamların parası var, tabii içerisi sıcacık olacak. 

Lobiye doğru yürürken arkamdan gelen baskın bir sesle durdum. "Duru Akar ?" dedi, kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde karşımda uzun boylu, hafif esmer bir kadın vardı. 

Saçları kusursuzca toplanmıştı ve duruşu desen sanki doğuştan asildi.

Kadını baştan aşağı süzdüm ne yapıyorsun Duru. 

Bir dakika...Bu kadın otelde mi çalışıyor, yoksa saraydan kaçıp buraya mı gelmiş ? 

Bana doğru gelmem için bekledi, ben yürürken arkasındaki korumalardan biri kulağına bir şeyler fısıldadı, belli ki benim hakkımdaki bir bilgiydi ki çoktan önüne düşmüştü. 

Yanına vardığımda hafifçe gülümsedi, sıcak biri gibi duruyordu ama o kadar da değil, kadının yüzüne bakıyordum, tek bir mimikten bile ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi aynı abisi gibiydi.

Resmen ifadesini kasaya kilitlemişti, en sonunda elimi uzattım."Bilge Hanım sanırım" dedim, Karan yazdığı notta alt kısma belirtmişti ismi, gerçi sormama bile gerek yoktu, karşımda duran kadın resmen Karan'ın kadın versiyonuydu. 

Aynı duruş, aynı soğukluk... İnşallah karakteri de ona benzemezdi çünkü bir Karahan'ın suskunluğu bile fazlasıyla yorucuydu, ikinciyi kaldıracak sabrım yoktu.

Elim havada kaldı ve o sadece tokalaşmak yerine gülümsedi, evet bu kesinlikle abisinin kız kardeşiydi,“Tanıştığımıza memnun oldum, vakit kaybetmeden Lobi’nin Bar kısmında konuşalım" dedi. 

Aynı ses tonu... Aynı kontrol merakı... Allah'ım bunlar ailecek mi böyleydi? Birinin ağzından iki kelime almak zaten zorken şimdi bir yenisiyle uğraşacaktım. 

Bilge önden yürümeye başladı, topuklularının sesi koca Lobi’de yankılanıyordu, her adımı kendinden emindi. 

Üzerindeki elbise de bunu destekliyordu, artı olarak resmen üzerine dikilmiş gibiydi, bütün hatlarını ortaya çıkarıyordu. 

Gözüm arkamızdan gelen korumalara kaydı, sayıları hiç de az değildi. 

Ee tabii, abisi gözaltındaydı, kadın da kendini riske atacak değildi.

Barın olduğu yere geçtiğimizde bana ne içeceğimi sorar gibi baktı, bu saatte alkol içecek değildim, bir de dönüşte arabayı ben kullanacaktım, gerçi birazdan Deniz gelecekti, istesem içebilirdim ama daha ilk görüşmeden kendimi riske atacak değildim, birkaç saniye sonra bana dönüp "Bir şey içmek ister misin ?" diye sordu, sesi bu kez daha yumuşaktı, ilk defa karşımdaki kadın milyarlık şirket yöneten Bilge Karahan gibi değil de normal biri gibi davranmıştı, açıkçası bunu hiç beklemiyordum. 

"Sade Türk kahvesi" dedim, ayakta kalabilmem için gerekliydi, hem uykumu açardı hem de düşünmeme yardımcı olurdu, Bilge başını hafifçe çevirip barın arkasındaki görevliye baktı, adam tek kelime edilmeden ne yapacağını anlamış gibiydi, önce kahvemi hazırlamaya yöneldi, ardından yeni açılmış kırmızı şaraptan bir kadeh doldurup Bilge'nin önündeki bar tezgâhına bıraktı.

Bilge ise kadehi parmaklarının arasında yavaşça çevirdi, ben daha fazla bekleyemeden soru yağmuruna doğru yol aldım, " Abiniz beni size yönlendirdi, dosyadan haberdar olduğunuzu biliyorum ama ben duyduklarımı değil, gerçekleri öğrenmeyi tercih ederim " dedim. 

Bilge derin bir nefes aldı, yüzündeki ifade bir anda değişti, sanki biraz önceki o soğukkanlı kadın gitmiş yerine omuzlarında ağır bir yük taşıyan biri gelmişti, artık anlatmalıydılar zaten kaçacak yerleri kalmamıştı, madem bana güvenmiyorlardı neden bu dosya için beni seçmişlerdi ki, birkaç saniyelik sessizliğin ardından elindeki şarabı tek yudumda bitirdi, boş kadehi tezgâha bırakıp bana baktı, " Karan'ın senin gibi bir avukatı seçmesi anlamsız... “ dedi, bu kez beni baştan aşağı süzüyordu, kaşımı kaldırdım, ciddi miydi bu kadın, beni mi küçümsüyordu, mükemmel olduğumu iddia etmiyordum ama kazandığım davalar sayesinde adliyede adımı bilmeyen pek kimse kalmamıştı, o yüzden birilerinin beni hafife almasına da pek alışık değildim.

Kaşımı hafifçe kaldırdım, " O zaman bu soruyu bana değil, beni arayan abinize sormalısınız" dedim, "Çünkü bu masada bulunmayı ben değil, abiniz Karan istedi. " dedim. 

Sinirli değildim ama sanki bu masaya oturmayı ben istemişim gibi konuşması kısa süreliğine sinirlerimi bozdu, o ise sadece belli belirsiz gülümsedi. 

O sırada bardaki görevli kahvemi önüme bıraktı, fincanın kulbunu kendime doğru çevirdim, kahve fincannını sıcaklığını avuçlarımda hissedip bir yudum aldım, sessizlik birkaç saniye daha sürdü. 

Bilge elindeki kadehle oynadı kendini kandırırcasın, bakışları boşluğa kaydı, sanki söyleyecekleri boğazına düğümleniyordu.

Sonunda derin bir nefes aldı düşüncelerine ara vererek. "Kıskançlığı beni deli ediyordu" dedi, sesi ilk kez o kendinden emin tonunu kaybetmişti. "Ares…Eski nişanlımdı, başlarda bunu korumacılık sanıyordum ama zaman geçtikçe sahiplenmekten çok beni kontrol etmeye başladı, nefes aldığım her yere karışıyordu, sonra işler iyice değişti, artık sadece kıskanç değildi..." dedi, kısa bir an sustu, dudaklarını birbirine bastırdı. 

"Psikopatlaşmıştı." dedi, dudaklarında beliren o gülümseme mutluluktan çok acının en sessiz haliydi, insan bazen ağlayamazdı ya, onun ki de tam olarak öyleydi. 

"Şirketleri birleştirme kararı almıştık, daha doğrusu ben öyle sanıyordum, Ares'in planı başından beri şirketimi ele geçirmekmiş, nişandan hemen sonra birkaç avukatla kapıma geldi, önüme bir sürü evrak koydu, benim imzamı aldı, sonra da Karan'ın..." Dedi, bir anlığına sustu, bakışlarını kadehine çevirdi. 

Bardaki görevliye hiçbir şey söylemedi fakat adam şarap şişesi ile yanımıza gelmişti, ve tereddüt etmeden kadehini yeniden doldurdu, Bilge teşekkür bile etmedi, belli ki buna alışkındı.

Kadehi yeniden eline aldı, bu kez tek bir yudum içip yavaşça tezgâha bıraktı, "Abim beni uyarmıştı, ahh... eski ben gerçekten çok salakmış" dedi, sesi ilk kez bu kadar kırılmıştı. "Karan'a o imzayı atması için günlerce yalvardım, bana güvenmesini istedim, oysa haksız olan hiçbir zaman o değildi" dedi boğazı düğümlenmiş gibiydi ardından yutkundu, hem de öyle bir yutkundu ki boğazına düğümlenen pişmanlığı ben bile hissedebiliyordum, yıllar geçse de bazı hatalar insanın peşini bırakmıyordu, olan olmuştu ama belli ki Bilge hâlâ kendini affedememişti.

Bilge bu kez bardaki görevliye elini uzattı, adam cebinden çıkardığı çakmağı tek hareketle çaktı, sigarasının ucu turuncu bir ışıkla yanarken ilk nefesi derin derin içine çekti, birkaç saniye sonra dumanı ağır ağır havaya bıraktı, "Yani diyeceğim o ki, o imza ya taklit edildi ya da..." dedi, cümlesinin devamını getirmedi, gözleri bir an boşluğa daldı, sanki söyleyeceği kelimeler ağzından çıkarsa her şey gerçek olacakmış gibi susmayı tercih ediyord