Karanlığın Eşiği
4. BÖLÜM
Tekrardan kitabıma hoş geldiniz sizleri burda görmek emin olun harika bir duygu tekrardan iyi okumalar dilerim yorumlarınızı ihmal etmeyin öpüldünüz :)
Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan ve rahatsız edici öğeler içermektedir. Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum.
🎵 Cambaz 🎵
Sonsuza kadar beklerim sanıyordum ,ama öyle olmuyormuş benim sevgimi bildiği halde umursamadığını gördükçe yoruldum ,uzaklaştım mesela eskisi gibi heyecanlanmıyorum onu görünce tüm hevesimi ve heyecanımı yok etti böyle olsun istemezdim.
8 Ay Önce...
-Kavala/Yunanistan-
🌊
Sigara dumanı ciğerlerimin içinde dolaşırken dudaklarımın kenarı hafifçe kıvrıldı. "Bir yabancıyla aynı masaya oturacak kadar cesur musun yoksa bugün sadece canın sıkıldığı için mi buradasın?" dedim.
Bakışlarımız buluştu, birkaç saniye sustu ardından elindeki bardağı yeniden kaldırıp son yudumunu içti ve boş bardağı yavaşça tezgâha bıraktı. "Canım sıkılsaydı yalnız kalmayı tercih ederdim" dedi. Gülümsedim, meydan okurcasına ona baktım.
"İlk defa biri beni iki cümleyle susturmayı başarıyor.” dedim. Başını geriye atıp kahkaha attı, ilk kez yüzünde bu kadar gerçek bir gülümseme görüyordum onu güldürmeyi başarmıştım ve nedense bu bana büyük bir zafer gibi gelmişti.
"Peki ya sen?" dedi bana bakarak. Kaşımı hafifçe kaldırdım, "Ben ne?" dedim, meraklı yüz ifademle. "Her tanıştığın yabancıyla bu kadar rahat konuşur musun?" dedi, evet ya ben önüme gelen her yabancıyla böyle oturup yemek yiyorum…
Sigaramdan bir nefes çekip dumanı yavaşça havaya bıraktım "Hayır ama ilk defa biri adını söylememek için bu kadar direniyor" dedim.
Cidden niye bu kadar saklama gereği duyuyor, sanırsın ingiltere kraliyet ailesinden.
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı, "İşe yarıyor gibi duruyor" dedi.
Bilerek böyle yapıyordu, “Ne?" dedim, mimiklerim kendini ele veriyordu. "Merak ediyorsun" dedi, ben mi merak ediyorum? Evet ediyordum.
Gözlerimi devirip hafifçe güldüm ve başımı hafifçe yere eğdim utanıyor musun Duru? "Kabul ediyorum biraz merak ediyorum ama bundan kendine fazla pay çıkarma" dedim.
Bakışlarını bir an olsun üzerimden çekmedi, sanki söyleyeceği başka bir şey vardı ama vazgeçti, yapma işte şöyle gitsin…
Cebinden sigara paketini çıkarıp bir dal aldı ardından çakmağını yakıp sigarasını dudaklarının arasına götürdü derin bir nefes çekti, dumanı yavaşça denize doğru bıraktı. Denizle alıp veremediği neydi bu adamın,
"Merak bazen insanın başına iş açar" dedi uyarıcı sesiyle, gülümseyerek baktım ona, " Benim başım zaten dertten kurtulmuyor" dedim, omuz silker gibi yapınca dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı, "Fark ettim" dedi.
"Neye göre karar verdin" dedim sigaramdan bir nefes daha çekerken gözlerini bir an bile kaçırmadan bana baktı "Gözlerinden" dedi. Sesi sakindi ama söylediği o iki hece içimde beklemediğim bir yere dokunmuştu.
Sigarasından bir nefes daha çekti ardından bana baktı, "Levreği beğendin mi?” dedi, konuyu değiştirmeye çalışıyordu, gülümsedim "Güzeldi ama bizim ülkede yediğim balığın yerini tutmadı.” dedim, kaşını hafifçe kaldırdı,” Demek kolay kolay beğenmiyorsun" dedi omuz silktim "Yemek konusunda seçiciyimdir özellikle balıkta.” dedim dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Hele bi doğru yerde yeseydin böyle konuşmazdın" dedi.
Dudaklarının arasından dökülen o tek kelime dikkatimi çekmişti, gün boyunca tek bir mimik vermeyen, her cümlesini ölçüp biçerek kuran adamın ağzından istemsizce çıkan o küçük şive, bütün gizeminin arasından sıyrılan küçücük bir iz gibiydi.
İnsan bazen birini tanımak için uzun cümlelere ihtiyaç duymazdı, tek bir kelime bile geldiği yeri, büyüdüğü sokakları ve çocukluğunu ele verirdi. O ise farkında olmadan kendinden minicik bir parça bırakmıştı önümde.
"Az önce şive yaptın" dedim, yüzüme baktı ardından sandalyesini düzeltti, "Olur öyle bazen" dedi, sanki söylediği şeyin üzerinde durmaya hiç niyeti yoktu ben de üstelemedim her insanın anlatmak istemediği bir hikâyesi vardı belli ki onunki de onlardan biriydi.
8 Ay Sonra…
-İstanbul-
Savcı'nın kapısına geldiğimde elimdeki dosyayı biraz daha sıkı tuttum derin bir nefes aldım ve sekreter içeride ifade işleminin sürdüğünü söyleyince kapının önünde beklemeye başladım, koridordaki sessizlik birkaç ayak sesiyle bozuldu.
Başımı kaldırdığımda iki polis eşliğinde yürüyen Karan'ı gördüm, yüzünde her zamanki gibi tek bir duygu okunmuyordu…
Sanki ifade vermeye değil sıradan bir toplantıya gidiyordu, bu kadar sakin olmasını istemiyordum hayatta kalmak için mücahede etmesini istiyordum.
Kapı açıldığında önce içerden ifade veren kişi çıktı ardından Karan içeri önce o girdi ben de peşinden savcının odasına girdim, elimdeki dosyayı masanın üzerine bıraktım.
Savcı kısa bir selam verip oturmamızı işaret etti ve önündeki dosyayı açtı birkaç sayfayı sessizce inceledi odanın içini birkaç saniyelik sessizlik kapladı ardından başını kaldırıp doğrudan Karan'a baktı, bu bakış yargılamıyordu ama şüpheciydi.
"Başlamadan önce şunu bilmenizi isterim bu odada unvanların bir önemi yok, burada sadece dosya konuşur" dedi. sakin ama kararlı bir sesle, açıkça diyor ki adaletten kaçış yok.
Ardından Dağhan Savcı bana doğru baktı, "Avukat Hanım dosyaya eklemek istediğiniz bir husus var
mı?“ dedi, elimdeki dosyalara bakarak. Aslında vardı ama şimdi değil ifade sonrası bahsetecektim.
“Şimdilik yok Savcım" dedim ifadenin başlamasını beklerken artık başlayalım da uçak gitmeden şu yurt dışı yasağını koyalım dosyaya.
"O zaman başlayabiliriz" dedi Dağhan Savcı, Karan derin bir nefes alıp savcıya baktı yüzünde hâlâ tek bir duygu okunmuyordu sanki bu odada konuşulacak hiçbir şey onu tedirgin etmiyordu, ama etmesini gerekiyordu
İçimde tek bir soru dolaşıp duruyordu gerçekten savcının soracağı her soruya cevap verecek miydi yoksa sekiz ay önce Kavala'da yaptığı gibi yine konuşmaktan kaçmayı mı seçecekti.
Dağhan önündeki dosyayı kapatıp Karan'a baktı,” Dosyada yazanları ben okudum şimdi sizden dinlemek istiyorum o gün ne oldu ?” dedi, Karan konuşmaya başlamak için bana baktı başımla onayladım konuşması gerekliydi, bir zahmet konuş artık.
“Dosyadaki imzaların bana ait olduğunu kabul etmiyorum. “ dedi netti, Dağhan sert bakışları ile elinde tuttuğu kalemi çevirdi,” İmzaların size ait olmadığını mı beyan ediyorsunuz? “ dedi, Dağhan Savcı ise sanki böyle bir bilgiyi duymayı bekliyormuş gibi ama savunmayı zayıf bulmuştu.
“Evet belgelerde kullanılan imzalar benim imzam değil, incelenmesini talep ediyorum.“ dedi, sanki konuşmama hakkını kullanır gibi.
Araya girerek.,”Müvekkilim dosyada bulunan imzaların kendisine ait olmadığını açıkça beyan etmiştir bu aşamadan sonra Grafolojik inceleme yapılmadan yöneltilecek soruların varsayıma dayanacağını düşünüyoruz, bu nedenle müvekkilim şimdilik susma hakkını kullanacaktır. “ dedim tek kaşımı hafifçe kaldırdım.
Kısaca imza incelemesi talebinde bulunmuştum ve susma hakkını kullanmıştım bu durumda yapa bileceğim en doğru karar buydu. “İmza incelemesi talebi de zapta geçirilsin. “ dedi, katibine dönerek.
Ama yapmam gereken tek şey suçlamadan savcının aklına Kemal Karahanı sokmamdı çünkü yurt dışına kaçmayı düşünüyordu, “Bir de mümkünse soruşturma sonuçlanıncaya kadar dosyada adı geçen tüm yetkililerin yurt dışı kayıtlarının incelenmesini ve gerekli görülmesi hâlinde adli kontrol tedbirlerinin değerlendirilmesini talep ediyorum.“ dedim, yavaşça ayaklandım, Dağhan birkaç saniye yüzüme baktı ardından önündeki dosyayı kapattı.
“Talebinizi değerlendireceğim Avukat Hanım.” dedi, Karan’da ayağa kalkıp yanımda duraksadı, bakışlarım ona doğru kaydı kapıyı açmak için yöneldim, “Durumun nasıl? “ dedim, ona bakarak hiç bir şey konuşmaya niyetinin olmadığını biliyordum ama gene de sormak içimden geliyordu.
“İyiyim Avukat Hanım.“ dedi, soğuk ve ciddi bir tonla söylemişti, kapıdan çıkarken polislerin onu alıp tekrardan karakola götüreceklerini biliyordum, ama onunla konuşmalıydım.
“Müvekkillimle görüşme talep ediyorum. “ dedim, öne doğru iki adım attım ve polislerden biri durdu, “ Kısa tutmanız