Keşfet

Kırılan Hayatlar

Siyaz

5. BÖLÜM

Tekrardan kitabıma hoş geldiniz sizleri burda görmek emin olun harika bir duygu tekrardan iyi okumalar dilerim yorumlarınızı ihmal etmeyin öpüldünüz :)

Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan ve rahatsız edici öğeler içermektedir . Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum .

🎵 Centuries🎵

3 Yıl Önce…

-İstanbul-

Bakışlarım yerde duran adamın tavana bakan gözleri ile buluştu ellerim sanki buz tutmuş gibi soğuktu. Etrafta kimse yoktu “Öldün mü ? “ diye sordum adama sanki cevap vereceğini bekliyorum, salak mısın Duru başına o kadar darbe alan birinin yaşama ihtimali yok ! 

Kafasından akan kanlar zemine birer birer damlıyordu duya biliyordum, cebimden çıkardığım telefonun flaş ışığını yaktım etraf çok net görünmeye başlamıştı.

Sakin olmalıydım yoksa yanlış kararlar alıp bütün hayatımı bitire bilirdim bir kaç adım atıp yerde ki adama yaklaştım; sonra duraksadım delil bırakmak istemezsin değil mi Duru? 

Bunun yerine elimde az önce tuttuğum sopayı aramaya koyuldum. Masaların üzerlerini karıştırmaya başladım burda olması gerekiyordu, zaman kalmamış gibi endişeleniyordum onu bırakıp gidemezdim. Bir adım atmamla yere kapaklanmam bir olmuştu sopa yerdeydi ve ben ona takılıp düşmüştüm, cidden mi Duru ?.

Diğer koridordan gelen sesler yükselmeye başlamıştı “ Kim var orda, Hocam siz misiniz ? “ dedi, kapıyı açamaya çalışan güvenlik; Kaçmalıydım hemde hemen; Ayağa kalkmak için diğer masadan destek aldım yerde ki sopayı elimle kavrayıp köşede ki pencereye yöneldim ve pencereyi açtım tereddüt edemezdim atlamalıydım, atlamazsam burda katil olarak çıka bilirdim bu ihtimalle duramazdım; derin bir nefes aldım ve kendimi Üniversite’nin ikinci katınıdan kendimi aşağıya bıraktım. 

3 Yıl Sonra…

-İstanbul-

Beynim sanki az önce olan olayları bloke ediyordu sesler yarıya inmiş gibi sadece silahtan çıkan sesleri derinden duyuyordum…Arabanın köşesine eğildim, zeminle yakınlaşan bedenimi sakinleştirmem gerekliydi “ Duru! İyi misin neyin var ? “ dedi, Utku elinde ki silahı hiç bırakmadan bana bakıyordu nefes nefese kalmıştı, gözlerimi kapatıp bir kaç saniye düşündüm ola bilecek her şeyi ya ölürsem tam şuan da başımda veya farklı bir uzvumdan vurula bilirdim. 

Bir kaç saniye geçmişti kendime gelmem için ama ben sanki aynı noktada duruyordum “ Duru! “ dedi Utku tekraradan bana dönerek zeminden yardım alıp ayağa yavaşça kalktım arabanın kapısını açıp kendimi zor bela koltuğa attım.

Kaşla göz arasında hiç göremediğim başka bir siyah araba gelip tam yanımızda durmuştu, arabadan çıkan bir kaç kişi bu sefer onları hedef alırcasına Utku’ya destek oluyordu. 

Tek bir kurşun sadece benim oturduğum koltuğu saniyesi ile ıskalamıştı “ Siktirrrr ! “ dedim çığlık atarak, ölüm korkusunu iliklerime kadar hissederken kapımın açılmasını önlemek için kapıyı sıkıca tuttum arabanın dışında bağıran “ Onlarla git Duru! seni koruyacaklar “ diyen Utku, omzuna saplanan kurşunla yere yığıldı gözlerimin önünde, telaşla kapımı açan korumalardan biri beni bileğimden yakalayıp çıkardılar sıkıca tutuyordu acıyı hissettiğim sırada beni diğer hasar görmemiş arabalardan birine doğru sürükledi.

Nefesim kesilmişti, yarım yamalak yürüyorken kolumun sıkılışı canımı yakmaya devam ediyordu; kurşunlar yanımızdan hızla geçerken kapısı açık olan siyah arabanın içinde buldum kendimi. 

Saçlarıma değen rüzgar terden sırılsıklam olmuş olan bedenime vuruyordu kolumu bırakan adam kapımı büyük bir endişe ile kapatıp arabanın ön tarafına koşarak geçti, durmadı duramazdı da zaten arabayı çalıştırdı geri dönüş aldı hızlı limitini aşarak ilerliyordu, “ Utku vuruldu! “ dedim bir hışımla dikiz aynasından bana kısa bir bakış attıktan sonra sesini bile çıkarmadı “ Beni duymuyor musun!? “ dedim tekrar eden cümlelerimden sıkılmış gibi.

“Yeter kes artık sesini! “ dedi kaşları çatılmış yüzünde beliren o öfkeyi tanımasamda okuya biliyordum “ Ne dedin sen ? Bir daha söylesene ! “ dedim sesimde ki öfke tonu onun ki ile bire bir aynıydı bu cesaret nerden geliyordu bana ? “ Bilge seni bekliyor sesini çıkarmadan otur ve oraya varmamızı bekle “ dedi sesinde ki ton bu sefer düzelmişti diğerlerine göre ona sadece adıyla hitap ediyordu “ Kimsin sen ? “ dedim yerimde durmayan çocuklar gibi.

Umursamaz tavırla dikiz aynasına bakıyordu sadece sanırım kim olduğunu söylemeyecekti, aklım Utku da kalmıştı iyi miydi acaba diye düşündüm. 

“ Onlar kimdi ? “ dedim hala soru sormaya devam ediyordum ama ne yapa bilirdim ki hele kim olduklarını öğrensem işte o zaman hapishanenin keyfini ömür boyu çıkarta bilirlerdi “ Kimlerle uğraştığından haberdar bile değilsin deme “ dedi bu soruyu bana yöneltmişti nerden bile bilirdim az önce ölümle burun burna nasıl gelinirmiş sayesinde öğrendim bak “Az önce ölümle göz göze geldim zahmet olmazsa sen söyler misin“ dedim alaycı bir tonla “ İlerde inecek var “ bana baktı ve o sinirli tavrını takınmaya devam etti. 

Kemal’in adamları ola bilir miydi ? Yok ya daha yeni duymuştur yurt dışı kapılarının kapandığını, o zaman farklı biri ya da gerçekten Kemaldir veya Baran kafam o kadar doldu ki ne düşüneceğimi bile karar veremiyordum .

En sonunda kafamı ön koltuğa yasladım ve yolun bir an önce bitmesini bekledim, her şeyim arabada kalmıştı telefonum dosyalar…o dosyaları unutmasam iyiydi, ellerimle başımı hafifçe sıvazlarken arabanın sağ doğru girişini hissettim. 

Kafamı kaldırıp camdan dışarı baktığımda eski ahşap köşkü gördüm, devasa görünüyordu bahçe kenarında duran onlarca koruma gelen araca bakıyordu, sanırım çoktan herkes toplanmıştı “ İnin “ dedi dikiz aynasında bana kısa bakış attıktan sonra, arabayı diğer araçların yanına çekti. 

Kapıyı yavaşça açtım ve kendimi dışarı attım “ Bilge Hanım nerde ? “ dedim bütün hıncımı ondan çıkarmak zorunda kalmak istemiyordum ama bu olanlar da neydi ! “ Ofisinde seni bekliyor “ dedi arkamdan gelen soğuk ses, araçtan çıkıp yanıma kadar geldiğinde “ Noldu Avukat dilini mi yuttun ? “ dedi, bugün onu soru yağmuruna tuttuğum ima ederek.

“Siz kimsiniz ki bana altı kapalı ima da bulunuyorsunuz ?“ dedim yanına hızlı adımlarla giderken arkasını dönmedi bile sadece yetişmem için duraksadı bir süre “ Ben genelde böyle kapalı falan ima etmem ama bir daha ki ne söyleyin açıkça da ima ederim “ dedi hu sefer gerçekten ima etmiyordu açıkça söylüyordu.

Köşke adımı mı atar atmaz derin bir sesizlik olmuştu cidden diğer eve göre açık renkler tercih edilmişti, bir kaç adım attığımda aşağıya inen topuklu seslerini duyuyordum “ Demek gele bildin ? “ dedi arkamda ki kadın sesi ona doğru döndüğümde Bilge olduğunu anlamıştım.

“Evet ölmeden gele bildim.“ dedim sesimde ki tonu ona yansıtarak, “ Bir de sana verdiğim korumayı da beğenmemiştin…” dedi Utku’yu hedef alarak sesinde bak ben sana bütün imkanları sağlıyorum der gibiydi.

“Anlaştık onunla ya.“ dedim, alaycı ama samimi bir ifadeyle ama sonra yüzümde ki ton değişti, 

“O nasıl ?“ dedim Bilge’ye bakarak ne diyeceğini merak ettiğimi anlamıştı, “İyi durumu hastanede.“ diyerek onu takip etmemi söylercesine bakıp ilerliyordu .

Açık kapıdan içeri girdiğimde ilk bakışta mutfak ve bar karışımı olduğunu net bir şekilde söyleye bilirdim ama büyük ihtimalle sadece bar için buraya gelmiştik.

“ Ne içersin? “ dedi elini büyük içki büfesine götürürken, kafamı toparlamalıydım “Sek viski ve bir dal sigara varsa ala bilirim “ dedim. bu kadar açıktım işte ben, ne yapayım huyum kurusun tutamıyorum içimde. 

Alt raftan sigara kutusunu çıkarıp bana fırlattı küçük bir hamle ile havada kapıp paketi kaptım “Refleksler iyi“ dedi onay verici bir gülümseme ile, paketin jelatinini söküp içinden bir dal çıkardım geri kalan paketi tezgaha bıraktıktan sonra etrafa kısaca göz gezdirdim.

Çakmak bulamayacağımı anladığım sırada arkamda beliren o ses “Al bakalım “ dedi, az önce ki adam yine burdaydı; ona doğru döndüğümde elinde ki çakmağı kısa saniyeliğine göre bilmiştim elinden almaya uzandığımda geri çekmişti.

“Oyun oynayacak yaşı geçmedin sanırım? “ dedim, ona baktığımda yüzü tanıdık gelmişti bir kaç saniyeliğine, “Ama sen bütün bunları zaten bir oyun s