Keşfet

Kırılma Noktası

Siyaz

3. BÖLÜM

Kitabıma Hoş Geldiniz Kitabıma Şereflendirdiniz Keyif Dolu Okumalar Diliyorum Sizlere Ve Sizi Kitabımın Gizem, Tutku Dolu Macerasına Çıkartıyorum Kemerleri Sıkıca Bağlayın Yolculuğa Çıkıyoruz :)

Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan, ve rahatsız edici öğeler içermektedir . Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum .

🎵 Kül 🎵

O kadar şey oldu dağılmadım,

Bir sözünle yerle bir oldum.

8 Ay Önce...

-Kavala/Yunanistan-

🌊

Dakikalar önce adını bile bilmediğim adamla şimdi aynı masadaydım önümde bir kaç dakika önce buharı üstünde gelen ızgara levrek duruyordu.

Elimde ise bir kadeh Ouzo vardı yunanların sözde milli rakısı duruyordu, itiraf Duru tadı güzel değil,hayat bazen gerçekten insanı şaşırtıyordu şuanda olduğu gibi. 

Karşımda ki adam ise sadece denizi izliyordu " Neden böyle bir teklifte bulundun? " diye sordum aynı zamanda çatalımla ızgara levrekten küçük bir parça aldım ve yemeğe başladım, bana kısa bir bakış attı ardından kadehini eline alıp bir yudum içti, ”Sanki sen de böyle bir teklif etmemi bekliyormuşsun" dedi, dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümsemeyle, gözlerini üzerimden ayırmadı bir süre.

Salata kasesinden bir küçük bir çatal aldım ve tabağıma yerleştirdim ardından kısa bir lokma aldıktan sonra, "Nerelisin yani nerede yaşıyorsun? " diye sordum. Acaba gene çok mu soru sormaya başladın Duru? 

Yanımda duran kadehten bir yudum daha aldım, bizim rakıya benziyordu ama bizimkinin yanında süt dökmüş kedi kalırdı, rakı dediğin biraz boğazı yakacak, insanı kendine getirecek.

Bu daha masumdu, “GBT'mi de ister misin?“ dedi gülerek, yemekten bir çatal daha aldı. Konuşmaya pek niyeti yok gibiydi, “ Konuşulacak konulara sen mi karar veriyorsun yoksa benim tekrar denememi mi istersin“ dedim, kaşımı hafifçe kaldırarak artık bu suskunluk gerçekten sinirimi bozmaya başlamıştı, kısa bir süre sustu ardından derin bir nefes aldı, “İstanbul'da yaşıyorum ama yurt dışına sıklıkla giderim.“ dedi sonunda, en azından ağzından birkaç cümle almayı başarmıştım bu da bir şeydi herhalde.

“O yanında duran adamlar kimdi koruma falan mı? “ dedim gülümseyerek, ama o yüzündeki ifade bir anda değişti, sanki az önceki rahat tavrından eser kalmamıştı bakışları sertleşti birkaç saniye bana baktı sonra kadehini eline alıp bir yudum daha aldı, “Onları boş ver“ dedi sakin ama mesafeli bir sesle “ Sen sadece yemeğini ye“ dedi gözlerini yeniden denize çevirirken, içimden sadece tek bir şey geçirdim bu adamın sakladığı şey sadece mesleği olamazdı.

Yemekten kalkmıştık, sonuç olarak bu akşam ondan öğrendiğim tek şey İstanbul'da yaşadığı ve sık sık yurt dışına çıktığıydı yanında duran adamları sorduğumda ise yüzündeki ifade bir anda değişmişti, sanki yanlış kapıyı çalmıştım; o bakışları hâlâ aklımdaydı, "Bar kısmına geçmek ister misin?" dedi, sanki az önce hiçbir şey olmamış gibi. 

Olur anlamında başımı salladım birlikte yavaş adımlarla bar kısmına doğru yürüdük, ”Ne içmek istersin?” dedi bar taburesine oturmamı beklerken, ayağa kalktığında daha net göre bilmiştim fiziğini maşallah allah sahibine bağışlasın, " Pina Colada " dedim sesim farkında olmadan biraz kısılmıştı, hadi ağzının suyu aktı deme daha içecekler bile gelmedi ama sen çoktan içmiş gibisin.

Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı galiba benim onun kadar sert içkiler içmediğimi anlamıştı,”Bari adını söyle de sana nasıl hitap edeceğimi bileyim.” dedim, meraktan çatlıyorsun deme Duru, bir insanın adını öğrenmek için bu kadar uğraşılır mıydı bilmiyordum ama ben uğraşıyordum.

“Adımı öğrenecek kadar samimi daha olmadık.“ dedi, daha mı samimi olmamız gerektiğini ima ediyordu yoksa.

Söylediğim içkiyi bana uzattığında, “Katil olduğumu biliyor muydun?“ dedim, aslında tamamen sallıyordum belkide…

Aklımdan geçen tek şey polis olabileceğiydi ama yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı ama tam aksine başını hafifçe geriye atıp güldü.

“Polis falan mı olduğumu düşünüyorsun?“ dedi, zeki adamdı hemen çakmıştı neler düşündüğümü, “Değil misin?“ dedim içkiden bir yudum alarak, bakışları hayır anlamında söyleniyordu “Hayır değilim olsamda söyler miydim, zannetmiyorum“ dedi, kendi içkisine uzanarak parmaklarıyla bardağı sertçe kavradı, bu adamın ağzından iki kelime almak bile ayrı bir mücadeleydi.

Cebinden sigara paketini çıkardı, ilk kez onu sigara yakarken görüyordum içtiğine şaşırmıştım ama yakışmıştı, paketten bir dal alıp dudaklarının arasına sıkıştırdı çakmağını çakıp derin bir nefes çekti ardından dumanı ağır ağır havaya bıraktı, "Bir tane de ben alabilir miyim?" dedim, elindeki sigara paketini işaret ederek dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı paketi bana doğru uzattı, ”Sigara kullandığını tahmin etmezdim” dedi, niye ben insan değil miyim…

"Pek içmem ama konuşacak başka ortak nokta bulamadım " dedim, paketten bir dal alırken, çakmağını bana doğru uzattı ve çakmağı yaktı ardından eliyle araladı ateşin sönmesini engelleyerek, sigarayı alevin üzerine eğip yaktım, derin bir nefes çekip dumanı yavaşça havaya bıraktım…

8 Ay Sonra...

-İstanbul-

Deniz göz ucuyla bana baktı " Nereden tanıyorsun sen bu adamı " dedi, derin bir nefes alıp bardağı masaya bıraktım, ne sen sor ne ben söyleyeyim.

"Aslında ben de tam tanıyorum sayılmam, sekiz ay önce Kavala'da tesadüfen tanıştık birlikte yemek yedik sonra herkes kendi yoluna gitti, o günden sonra da hiç görüşmedik. " dedim, Deniz birkaç saniye yüzüme baktı sonra hafifçe güldü. O gülüşü tanıyordum…

"Sen şimdi bana koskoca Büyükelçinin seni tek akşamlık bir tanışmadan sonra unutmadığını mı söylüyorsun.” dedi, kaşımı kaldırdım, “Ben de zaten bunu anlamaya çalışıyorum.” dedim. Aslında ben çoktan unutmuştum onu ama belli ki o unutmamıştı.

Utku dışarıdan gelip tekrar sandalyesine oturdu, ”Hanımağam artık işlemlere başlamanız gerektiğini söyledi " dedi, sanki Bilge'nin her dediği kanundu.

"Senin hanımağan biraz da kendi işine karışsın ve zaten seni de peşime taktı" dedim ayağa kalkarken, Utku'nun yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu, hahaha çok komik dercesine yüzüne baktım.

"Hanımağamın sözü emirdir Karakız" dedi umursamaz bir tavırla, gözlerimi devirip çantamı omzuma taktım ve evet bu adamla daha ilk günden didişmeye başlamıştık bile. Hem Karakız ne ya! 

Deniz'le göz göze geldim, "Seni ofise bırakırım oradan da ben eve geçerim." dedim, bir an önce kendimi eve atmak istiyordum.

Deniz de ayağa kalktı ve “ Bu adam da mı seninle gelecek?" dedi, başıyla Utku'yu işaret ederek ardından derin bir nefes aldım.

"Bilmiyorum ama evime sokmayacağımdan emin ol.” dedim, Utku ikimizin konuşmasını duymuş olacak ki kollarını göğsünde birleştirip bana döndü. "Hanımağam eve kadar eşlik et dedi Karakız kapının önünde nöbet tut demedi merak etme." dedi, dudaklarımı birbirine bastırdım. 

Yok bir de deseydi, yani gerçekten git kal dese kalmasına ben müsade mi edecektim, daha neler!

“Çok şükür. bir de onu yapaydın” dedim, yapta görelim dermişcesine baktım, deniz arkadan kahkaha atarken kafeden çıktım ve arabaya doğru yavaş adımlarla yürüdüm.

🕯️

Deniz'i ofisine bırakmış gerekli belgeleri teslim etmiştim ve arabada sadece ikimiz kalmıştık, Utku son ses açtığı türküyle bütün mahalleye konser veriyordu, şaka gibi gerçekten hayatım dün nasıldı bugün nasıl.

"Şu müziğin sesini biraz kısar mısın!" dedim sitemle, sanki ağası hapiste olan bendim. 

Tamam anlamında başını salladı ve radyoya uzandı sesi hafif kıstı, bende denize dönüp “Sen gerekli belgeleri incele ben eve gidip şu flash belleğe bakacağım“ dedim, Deniz bir kaç adım atıp ofisin içine geçti, Utku da arabayı çalıştırıp ilerlemeye başladı, “Nerelisin sen?“ dedim ona bakarak, gülerek bana baktı “Belli olmuyor mu?“ diyerek soruyu tekrar bana yöneltti, sanırım o da doğuluydu hatta belki diyarbakırlı da ola bilirdi.

“Diyarbakırlı mısın? “ dedim, başıyla onayladığında emin olmuştum “Sen nerelisin ? “ dedi, sorusunu yarım bırakmadan, “Malatyalıyım“ dediğimde gülümsedi “Malatya ha…” dedi başını hafifçe sallayarak “Neden şaşırdın mı” dedim “Yok” dedi, ama baya bir şaşırmış gibiydi yüz ifadesi.

“Sadece insan kendi m