Saklı Gözyaşları
6. BÖLÜM
Tekrardan kitabıma hoş geldiniz sizleri burda görmek emin olun harika bir duygu tekrardan iyi okumalar dilerim yorumlarınızı ihmal etmeyin öpüldünüz :)
Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan ve rahatsız edici öğeler içermektedir. Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum .
🎵 Şebnem Ferah: Sigara 🎵
8 Ay Önce...
-Kavala/Yunanistan-
🌊
İsmini bile bilmediğim bir adam vardı karşımda, nelerden hoşlanır bilmiyordum ya da ne iş yaptığını ama neden onunlaydım o zaman.
Sen netlik seversin Duru. Neden bir anda bu adama kapıldın, ne istiyorsun bu adamdan?
Ciğerlerine doldurduğu hava onu hiç etkilememişti, koyu kahve gözleri denizle birleşti tekrardan “Denizi seviyorsun sanırım?” dedim, tereddüt ederek ona baktım. Gülümsedi anlamlı gözlerle baktı bana “Deniz güzeldir, rengi, kokusu ve…” dedi duraksayarak, bir anı gözlerinde canlanmış gibi.
Neydi onu bu kadar tereddütte bırakan susmasını sağlayan kişi.
Yutkundu denize karşı, cebinden çıkardığı mendili tuttu mavi ve beyaz karışımı. Gözlerim S.K harflerine takıldı mendilin üzerine işlenmişti.
“Özel birine ait sanırım.” dedim, gözlerine baktım ve onun o bakışını gördüm gözlerinde, “Artık özel biri değil.” dedi, yutkundu ama o yumru gibi kaldı. Aşk acısı mı çekiyordu acaba? Yok artık Duru.Sana ne elalemin aşk acısından.
Konuya nasıl gireceğim bilemiyordum, yani konuşmak bu kadar zor olamazdı sanırım “Neden?” dedim, yarasını kanatmak istememiştim ama sanki o bunu duymaya alışmış gibi “Bazen biten şeylerin açıklaması yoktur.” dedi, kendini açıklamaktan zorlanarak.
İlk kez bir adamın acı çektiğini kendi gözlerimle görmüştüm, bize gelenlerde genelde ağlatan taraf oluyor.
Ayağa kalktım, tuvalete gitmek için ama sanki o beni farklı anlamış gibi “Seni yormadım deme?” dedi, sanki masum çocuğa bakıyormuşum gibi hissettim. Gülümsedim “Konuşuyorsun ya o bana yeter.” dedim masadan ayrılıp tuvalete geçtim.
İyice saçmaladın Duru, adam sana belkide yalan atıyor, nerden biliyorsun? hatta şimdi kaçıp gitmediğini nerden biliyorsun?
8 Ay Sonra…
-İstanbul-
Kaluferin üzerine koyduğum paltom sonunda kurumuştu. Karan ayağa kalkmış benim bir an önce burdan çıkıp gitmemi bekler gibi hali vardı, “Duru Akar.” dedi karşı taraftan gelen polis ardından devam etti “Çıka bilirsiniz.” dedi ve nezarethanenin kapısına doğru yönelerek kilidi açtı.
Paltomu yavaşça giyerek ona döndüm “Görüş..” dedim yarım kalmış ses tonumla, ama o bunu hissetmiş gibi “Görüşürüz avukatım.” dedi, içten sesle ona sanki veda etmiş gibi yapmak istemiyordum.
Nezarethaneden çıkarken ona baktım parmaklıkların yanında bitmiş ve benim gidişimi seyrediyordu, söz veriyorum seni kurtaracağım. Her ne zorlukla karşılaşırsam bu bakışları hatırlayacağım.
Karakolun girişinde bekleyen Deniz ve Utkuyu gördüğümde, utana sıkıla yanlarına yürüdüm, bir kaç adım sonra yanlarına ulaşmıştım Deniz kızgın ama beni gördüğüne sevinmiş gözlerle bakıyordu.
“Ne yaptın Duru sen?” dedi beni azarlayarak, haklıydı bugün kafam o kadar yerinde değildi ki ben bile kendimi tanımakta zorlanıyorum. “Utku olmasaydı o kefareti biraz zor ödedik.” dedi Utkuyu gösterek sinirden küplere binmişti “Sinemle tanıştım.” dedim Utkuya dönerek.
Bunu niye söylüyorsun ki şimdi offff Duru!
Utku sanki bu söylediğimi duymadan kollarını iki yanına aldı “Ağam iyi mi?” dedi onun üzgün mü yoksa farklı bir hisle çalkalandığını öğrenmek istiyordu. “İyi.” dedim sadece, ama olmadığını bilir gibiydim. Deniz saçlarıma kısaca dokundu nemliydi “Yağmurda duş mu aldın?” dedi dalga geçerek ama cidden öyle yapmıştım.
Saçlarımdan ellerini çektikten sonra “Annene bir şey söylemedim, kadının yüreğine inmesine gönlüm el vermedi.” dedi tehdit edercesine. Yavaş adımlarla onları takip ederek beni bir an önce burdan götürmelerini istedim.
Utku’nun arabasına bindiğimde derin bir nefes aldım, “Seni köşke götürmeden önce evinde ki eşyaları alalım.” dedi dikiz arabasından bana doğru baktı. “Tamam.” dedim artık sorun çıkarmak istemiyordum, ama annem ne olacaktı.
“Annem peki, o evde mi kalacak mı?” dedim sorunun cevabını merak ediyordum. “Hayır o da gelecek seninle.” dedi afallamış bir şekilde, başımı koltuğun yastığına yasladım. “Annene ne diyeceksin peki?” dedi Deniz bana bakarak, inan bende bilmiyordum beni bırakmazdı da.
Harbi Duru kafanı çalıştırda bir bahane bul.
🕯️
Evin önüne geldiğimizde kapıyı hafifçe araladım, Deniz bana döndü “Sizi bekliyoruz.” dedi korkma dercesine söylemişti bu cümleyi, derin bir nefes alarak arabadan çıktım ve eve doğru yürüdüm.
Sakin ol Duru! Bak annen anlamsın bir işlerin döndüğünü.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde annem acele edercesine yanıma geldi hissetmiş gibi “Kızım nerdeydin o kadar aradım.” dedi ve duraksadı sonra üstüme yavaşça göz gezdirdi. “Bu üstünün hali ne kızım?” dedi şaşkınlığını gizleyemeden.
Ben sana dedim deme anlar diye aman başka şeyleri anlasın.
“İyiyim ben annem, telefonum kırıldı ve biraz yağmurda kaldım.” dedim profesyonel yalancılara taş çıkaracak ses tonumla. “Telefonun neden kırıldı?” dedi konuşmamı bölerek, yutkundum ve “Yere düştü su aldı benden anlık sinirle yere fırlattım.” dedim annemin gözlerine derinlemesine bakarak.
Adamın arabasının camına fırlattın yalnız.
Derin bir nefes aldım ve annemi yanıma çektim “Bir kaç günlüğüne tanıdığım bir arkadaşım da kalacağım işle ilgili.” dedim gerçekçi olması gerekliydi, “Seni burda bırakamam.” dedim ve o sert bakışları benimle buluştu “Kim bu tanıdığım biri mi?” dedi sesinde ki o tavır gidemezsin der gibiydi.
İşleri zora sokma konusunda üstüme yok gerçekten.
“Hayır. Sen tanımıyorsun anne, ama tanıyacaksın.” dedim gözlerimi asla kaçırmadan. Kapıyı yavaşça kapatarak beni mutfağa doğru çekti “Ne işler dönüyor?” dedi gözlerinde yavaşça yükselen sinir kırıntıları vardı.
“Bir iş falan karıştırdığım yok anne! Arkadaşımda kalıcam ve sende benimle geliyorsun.” dedim sesim yükselmişti, yükselmemesi gerekliydi biliyorum ama onu burda bırakamam. Annem yavaşça saçlarıma dokundu sanki neler hissettiğimi biliyor gibiydi.
Anneler hisseder Duru.
“Tamam.” dedi kabullenmiş bir ifadeyle, gözlerimin içine baktı ve dudağı yavaşça kıvrıldı. “Sen nasıl istiyorsan.” diye ekledi beni sıkıca kavradı ve sarıldı.
Ağlama sakın!
Göz yaşlarımı tuttum çünkü onca aradan sonra ilk kez bu kadar sıcak bir şekilde sarılmıştı “Bavulları hazırlayayım.” dedi bir kaç adım geri giderek, ağlamaya başlayacak gözlerle mutfaktan kısa süre ayrıldı.
O günü hatırlama sakın.
Dizlerimin üzerine çöktüm, kendimi o kadar çok sıkıyordum ki gözümden tek bir yaş akmasın diye. Ama nafileydi göz yaşları süzüldü yanaklarımdan.
Birini daha hapise yollayamazdı. Onlara umut verip öylece duramazdım…
Ayağa kalktım o kadar zordu ki o dik durma çabalarım ben bile altında ezilmeden duramıyordum, yutkundum gerisi gelmesin diye yutkundum o göz yaşları akmasın diye tuttum kendimi.
3 Yıl Önce…
-İstanbul-
Abimi gözlerimin önünde kelepçelenmiştiler “Abi..” dedim zor çıkan ağlamaklı olan gözlerle ona baktım. Gözlerinde tek gördüğüm cümle, asla kendini bırakmaydı. “LÜTFEN! BİR KEZ SARILAYIM.” dedim öfkeli bir ağlamayla, öyle bir sarıldım ki polislerin aralarından sıyrılırken.
Şimdi bana kim sarılacak abi.
Polisler beni abimden uzaklaştırmak için büyük bir dikkatle ikimizi ayırmaya çabalıyorlardı. “Dikkat et kendine ve üzülme asla.” dedi. Polisler onu evden çıkarıp götürdüklerinde hıçkırıklarımla tek kalmıştım, evin kapısı sonuna kadar açık ben dizlerimin üzerine çökmüş kavruluyordum.
Acı çekmeyi en çok sen hak ediyorsun Duru.
Bakışlarım Denizle göz göze geldiğinde kapının yanında öylece duruyordu, gram ses çıkarmadan çökmüş olan bana bakıyordu. Bir kaç adım attı ve bana sıkıca öyle bir sarıldı ki…”O gitti.” dedim gözlerimden akan yaşlarla.
Acılar içinde kıvrandığım günün akşamı ben, ben olmaktan çıkmıştım.
3 Yıl Sonra…
-İstanbul-
Artık bu eve sığamıyordum bu yer o kadar çok acı ile doluydu ki burda durmak bana kötü geliyordu. Derin bir nefes alarak annemin yanına geçtim, odadan kısık ağlama sesleri geliyordu. “Anne?” dedim kısık bir sesle odaya girerken,