Keşfet

Sessiz Dosyalar

Siyaz

1. BÖLÜM 

Kitabıma Hoş geldiniz. Şimdiden iyi okumalar dilerim 💗

Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan ve rahatsız edici öğeler içermektedir . Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum .

🎵 Tutun Sen Bana 🎵

Önsöz

" Yalnızlığın, yaraların ve hatıraların yaralarını iyileştireceğim . Ve senin parçalanmış parçalarını , içindeki fırtına dinlene kadar tutacağım , onları bir araya getirip seni iyileştireceğim .

Nefeslerini ölümden çalacağım ve içini yeniden umutla dolduracağım. Sana ışığın ne olduğunu göstereceğim. Korkuyorsun biliyorum ama sadece elimi tut ve bırakma.

Yeri terk etmekten korktuğunu biliyorum ama bir kez ayağa kalkarsan sendelemene izin vermeyeceğim, seni tutacağım, kendi başına yürüyebilene kadar bir daha asla düşmeyeceksin, tüm o metal zincirleri kıracaksın küçüğüm. "

Giriş

2025 Şubat Ayı

Telefonun yanıp sönen ışığı ile gözlerim kamaşmaya başladı, telefon tamda yatağımın baş ucunda ki komodinde titreyerek yanıp sönerken gece yarısını geçtiğini anlamıştım.

Anca zaten bu saatlerde arar insanlar diye geçirdim içimden.

Telefona elimi attığım gibi farklı bir numaradan gelen çağrıyı bir kaç saniye düşündükten hemen sonra açmayı tercih ettim. 

İnşallah sapık değildir ? Yoksa bu saatte arayacak yanlış kişiyi seçmişti.

Telefonu kulağıma götürdüğümde arkadan gelen net ve soğuk sesi duya bilmiştim “Avukat Duru Akar ?“ dedi, karşıdaki ses telaşsız ama sorunun cevabını hemen almak isteyen bir ifade ile. 

“Evet, benim siz kimsiniz ? “ diye bilmiştim yorgun ve uykulu sesimle karşıdaki kişi durup lafını tartarak cevap veren tiplerdendi sanırsam. 

“Avukatım…olmanızı istiyorum.” dedi lafı uzatmadan, anlamamıştım kimdi bu kişi ve beni nerden tanıyordu hatta telefon numaramı nerden bulmuştu. 

"Beyefendi, siz önce kendinizi tanıtmadınız ama." dedim. Sesimdeki gerginliği gizleyemiyordum. Gece yarısı arayan, kim olduğunu söylemeyen birine karşı sabrım tükenmek üzereydi. 

Karşıdnaki ses sustu tekrardan, tam telefonu kapatacağım anda, “Kim olduğumun şu an bir önemi yok." dedi. Sesindeki soğukkanlılık, bu davadan uzak durmam gerektiğini fısıldıyor gibiydi.

Derin bir nefes aldım."Benim için var. Kim olduğunu bilmediğim hiç kimsenin davasını almam." dedim, sesimi sertleştirerek.

Gece yarısı beni arıyor, kim olduğunu söylemiyor ve hiçbir açıklama yapmadan avukatı olmamı bekliyordu. Gerçekten ciddi miydi? 

Telefonun diğer ucunda birkaç saniyelik sessizlik daha oldu. Ardından sakin ama kararlı bir ses tonuyla, "Dosyayı gördüğünüzde neden sizi aradığımı anlayacaksınız." dedi. 

Şaşırmıştım. Elimde hiçbir bilgi yoktu ve karşımdaki adam hâlâ kendini tanıtmaktan kaçınıyordu. Dosyada beni ilgilendirecek ne olabilirdi ki?

"Neredesiniz?" dedim, bu kez daha ciddi bir tonla. Adam tereddüt etmeden cevap verdi. "Sultanbeyli Karakolu,” dedi. İlk kez sesinde bu kadar kesin bir ton vardı. 

Yapabileceğim tek şey oraya gitmekti. Açıkçası merakım da ağır basıyordu. Kimdi bu kişi? Beni nereden tanıyordu ? Üstelik neden gece yarısı, hiçbir açıklama yapmadan benden avukatı olmamı istiyordu ? 

Telefonu kapatmadan önce dudaklarımdan dökülen tek kelime vardı “Geliyorum." Dedim, kısa keserek.

Saat : 04:58

Arabayı karakolun yanındaki boş alana park ettim. İçimdeki merak ve huzursuzluk birbirine karışmıştı. Kapıyı açıp hızla indim, arka koltuktaki dosyalarımı aldım ve hiç oyalanmadan karakolun kapısından içeri girdim. Kapıdaki güvenlik görevlilerini geçerek danışmaya ilerledim. 

Karşımdaki polise avukat kimliğimi uzattım. "Müvekkilimle görüşmek istiyorum." dedim. Polis kimliğime baktı. 

"Müvekkilinizin adı? ” diye sordu ama ben kim olduğu belli olmayan adamın avukatı olduğumu söylemeden önce, arka taraftan gelen bir polis yanımıza yaklaştı.

"Avukat Duru Akar? " dedi yanımıza kadar gelen polis, şaşkınlıkla ona döndüm. "Evet." Dedim tereddüt ederek, elimdeki dosyaya kısa bir göz attı. "Karan Karahan'ın avukatısınız, değil mi? Kendisi geleceğinizi bildirdi." Dedi bakışlarını üzerimde kısa süre tutarak, kaşlarım istemsizce çatıldı. Demek her şeyi önceden planlamıştı.

Polislerden biri incelemem için dosyayı uzattı, dosyayı tek hamlede elime alıp hızlıca göz gezdirmeye başladım, ilk sayfalarda yazanlar dikkatimi çekti. 

Yolsuzluk suçlamasıyla açılmış bir soruşturmaydı, üstelik konu, Karan Karahan'ın bağlantılı olduğu kendi aile şirketine kadar uzanıyordu. 

Dosyanın ayrıntılarını incelemek için masaya yönelmiştim ki polislerden biri seslendi. "Görüşme odasına geçebilirsiniz. Kendisi birazdan geltireceğiz” dedi iri yarı olan polis, başımı sallayıp dosyayı yanıma aldım.

Sandalyeye oturduğumda saate bakma ihtiyacı hissettim ama vazgeçtim. Karakollarda beklemek, sabırdan çok bir güç gösterisiydi, bekleyen taraf gibi görünmek istemiyordum; Dosya’nın kapağını açmadan birkaç saniye elimde tuttum.

Komik olan şu ki, adamın kim olduğunu bile bilmiyordum ama davasını almaya gelmiştim. İçimden kendime kızdım.

Gece yarısı tanımadığım bir adam arıyor, kim olduğunu söylemiyor ve ben kalkıp buraya geliyorum. Mantıklı mıydı ? Kesinlikle değildi. Ama merakım çoğu zaman mantığımdan hızlı davranıyordu. 

Kapı açıldı, başımı kaldırdım bakışlarım içeri giren adamda takılı kaldı; İlk gördüğüm anda bir şey hissetmedim. Ta ki göz göze gelene kadar, bir yerden tanıyordum. Ama nereden? Dosyadaki isimle yüzünü birleştirmeye çalıştım. 

Karan Karahan, karşımda oturan adam buydu, fotoğraftakinden farklı görünüyordu. Daha yorgun, daha sessizdi, ama aynı zamanda garip bir şekilde kendinden emindi. Oturdu. Birkaç saniye boyunca konuşmadı ben de konuşmasını beklemedim. "Ben Duru Akar," dedim. "Beni arayan kişi sizsiniz sanırım." Dedim, başını hafifçe salladı. 

Ama kendini tanıtmadı ya da tanıtacak kadar samimi hissetmedi, kaşlarımı belli etmeden kaldırdım. "Genelde insanlar önce isimlerini söyler." Dedim cümlemi vurgulayarak, kısa bir sessizlik oldu. 

Sonra sadece: "Karan Karahan." dedi, ismi duyunca içimde bir şey değişmedi ya da değişmesini umuyordum delirme Duru. Henüz bilmiyordum, karşımda oturan kişinin kim olduğunu, neden bu kadar büyük bir dosyanın içinde olduğunu ve neden beni seçtiğini bilmiyordum. 

Dosyayı açtım. "Öncelikle şunu söyleyeyim," dedim. "Ben henüz davanızı almış değilim." Dedim, onu mu deniyorsun şimdide Duru yapma bunu, bakışları ilk kez biraz daha dikkatli oldu. "Önce neyle karşı karşıya olduğumu bilmem gerekiyor." Dedim, cevapları bulmaya çalışan bir avukat gibi, dosyanın ilk sayfasını çevirdim., yolsuzluk soruşturması, Şirket kayıtları, Para hareketleri; Bir an durdum. "Bu dosya..." dedim.

Sonra ona baktım. "Oldukça büyük." Dedim, korkmuş gibi görünmek istemiyordum ama söylemeliydim belkide farklı bir kaç avukat tutmak istiye bilirdi, Karan hiçbir şey söylemedi sadece durdu ve sustu gene ve gene, işte o an anladım bu tanımadığım adam konuşmaktan kaçınmıyordu. Sadece doğru zamanı bekliyordu.

Bana baktı yüzünde soru yoktu, daha çok beni tartıyor gibiydi. Sanki karşısındaki kişinin kim olduğunu anlamaya çalışıyordu ve ben bu bakışa alışkındım her zaman, insanlar genelde avukatları dinlerdi ama bazıları önce avukatı sınardı şuan onun yaptığı gibi "Zaman önemli," dedi. Kaşımı hafifçe kaldırdım. 

"Öyleyse en başından başlayalım," dedim net ve geri atmayan tavrımla. "Çünkü bana zamanın önemli olduğunu söyleyen herkes genelde önemli bir şeyi söylemeyi unutuyor." Dedim cümlenin altını çizmekten çok onu uyarıyordum, bakışları ilk kez değişti. 

Çok küçük bir hareketti ama fark etmiştim onu en azından tamamen tepkisiz biri değildi bu da bir şeydir Duru, "Farkındayım," dedim. "O yüzden buradayım, ama şunu bilmeniz gerekiyor; ben dosyayı görmeden, sizi anlamadan ve neyi neden sakladığınızı bilmeden hiçbir savaşa girmem." Dedim ses tonum kısa bir sessizlik yaratmıştı. 

Not almadım. Çünkü şu an ihtiyacım olan şey söylediği kelimeler değildi, onun söylemekten kaçındıklarıydı; "Size birkaç prosedür anlatacağım," dedim cümleme devam ederek. "Ve bunu bir tavsiye olarak düşünmeyin,

çünkü bu aşamada yapacağımız her hata bize geri döner." Dedim, artık dosyayı önüme çektiğim