3.BÖLÜM
Günlerce babamın bize nasıl bir sürprizle geleceğini düşünüp duruyordum. Babam evden o son sözünü söyleyip gideli üç gün geçmişti. Bu arada okullar da açılmıştı; 12. sınıfa gidiyordum. İlk günüm okul açısından iyiydi ama eve korka korka ve çekinerek gelmiştim. Neyse ki babam yine gelmemişti.
Eve geldiğimde annem koltukta uzanmıştı, belli ki uyuyakalmıştı. Ben de odama geçip üstümü değiştirdikten sonra aşağı indim. Tam mutfağa geçecektim ki önce annemin yanına gitmek istedim. Yanına çömelip başımı koltuğun ucuna koydum. Ellerini tutup onu izlemeye başladım.
— Canım annem, ne zor şeyler yaşadın benim yüzümden... Keşke elimden bir şey gelebilseydi.
Sözlerim ağzımdan döküldüğü gibi gözyaşlarımın da yanaklarımdan süzüldüğünü hissettim. Annemi uyandırmak istemediğim için sakince yerimden kalkıp gözyaşlarımı sildikten sonra mutfağa geçtim, hemen yemek hazırlamaya başladım. Bir saat sonra yemek hazırdı. Annem belli ki yorgundu; o ne zaman böyle stresli olsa çok uyurdu ama yemek için uyandırmak istedim onu.
— Anne hadi kalk, yemek hazır. Birlikte yemek yiyelim.
Annem sakince kalkıp önce masaya, sonra aniden dolan gözlerle bana baktı.
— Ahh yavrum benim, niye uyandırmadın beni? Yapardım ben...
— Bir şey olmaz anne, ben de kafamı dağıtmak için yaptım, iyi geldi.
Annem yanağımı okşadıktan sonra elini yüzünü yıkamak için lavaboya gitti. Ben de hemen ekmeği alıp masaya geçtim.
— Oh oh, mis gibi kokuyor, ellerine sağlık.
— Eee, annemden öğrendim!
İkimiz de tebrossüm edip yemeğimize başladık. Babam yoktu; onsuz bir gün bile geçirmekten hoşlanmazdım ama şimdi eve geleceğini düşündükçe korkuyordum. Neden bunu yaşamak zorundaydık ki? Ben düşüncelerle kendimi boğarak yemek yerken annem beni sohbetiyle kurtardı:
— Okulun ilk günü nasıldı kızım, başladınız mı derslere?
— Güzel geçti. Zaten aynı arkadaşlarımdı, iyiydi. Hocalar tabii hemen derse başladılar ama yapacak bir şey yok.
— İyi iyi, sınavlarına iyi çalış tabii. Üniversite sınavı da var, gerekirse dershaneye de yazdırırım seni. Hangi bölümü istediğine karar verdin mi?
— Konservatuvar istiyorum anne. O değil de babam... Babam ne yapacak? Yani ya birden bir şey yaparsa? Bilmiyorum, aklıma bir şey gelmiyor. İlk defa babamı böyle görüyorum ve korkuyorum. İzin verir mi ki dershaneye?
Annem kaşığını masaya bırakıp yutkunduktan sonra söze girdi:
— Bilmiyorum kızım. Karısı olmama rağmen ben de bilmiyorum, sadece...
Annem önce gözlerime üzgün bir şekilde bakıp sözlerine devam etti:
— Sadece babanın, dedenin ikinci vasiyetini gerçekleştirmek için fazlasıyla çabalayacağını düşünüyorum.
Annemin sözleri beni daha da korkutup iştahımı kaçırmıştı. Ondan sonra ikimiz de konuşamadık, sessizce başımıza gelebilecek şeyi düşünüyorduk. Masayı topladıktan sonra ben odama geçtim, annem de salonda oturmaya devam etti. Ders programı yapıp ders çalışmaya başlamam gerekiyordu. Şu an tek istediğim, annemi ve kendimi babamın şerrinden kurtarabilmekti.
1 hafta sonra...
Babam eve gelmeyeli bir hafta olmuştu. Bu bizi rahatlatmış olsa da yine de korkmamak elimizde değildi.
— Anne hadi, hazırım ben!
— Tamam kızım, geliyorum.
— Çok heyecanlıyım ya! Çoğu kez gittik ama yine de her seferinde heyecanlanıyorum.
— Sakin ol kızım, daha vakit var hem.
— Tamam tamam, ben ayakkabılarımı giyiyorum.
— Tamam canım.
Mahallede her yıl sokak tiyatrosu yapılırdı ve benim küçüklüğümden beri en sevdiğim şeydi. Çoğu kez aynı oyunla gelseler bile izlemeye bayılırdım. Babamın bir haftadır gelmemesi bizi biraz olsun rahatlatmıştı, bu yüzden gitmeye karar verdik.
— Anne, çok mu süslendim acaba?
— Hayır, bence gayet güzel.
— Öyle diyorsan öyle olsun.
Üstümde kısa, kahverengi askılı bir elbise vardı. Ben kıyafetlerimi düzeltirken annem de çantasını almak için odasına gitti. Tam o sırada kapı çaldı.
— Ben açarııım!
Heyecanla kapıyı açtım. Ama karşımdaki manzaranın ne olacağını pek tahmin edememiştim. Kapıyı açmamla vücudum soğuk kesilmişti.
— Kimmiş kızııım?
Annem hemen arkamdan geldi ve o da manzaradan pek hoşlanmamıştı.
— Ooo, hazırlanmışsınız! Çok iyi, çok iyi!
— Ba-baba?
— Kızım valla özledim sizi! Karıcığım gel şöyle sarılayım sana...
Babam yanında bir beyefendiyle kapıda duruyordu. Korktuğumuz başımıza geliyordu.
— Hadi hadi çıkalım, zaten hazırlanmışsınız.
— Nereye baba?
— Ah, az kalsın unutuyordum! Bu Ali, yakın bir arkadaşımın oğlu. Bunlar da kızım Melek, karım Vildan.
— Tanıştığıma memnun oldum efendim. Gerçekten melek gibi bir kızınız varmış, dedi Ali gözlerime bakarak gülümsedi.
— E hadi hadi, ben de yemek yemeye gidelim diyecektim. Hadi çıkalım!
Annem hemen babamı bir dakika yanına çağırdı. Babam Ali'yle beni yalnız bırakıp içeri geçti. Ben donmuş, olanları anlamaya çalışıyordum. Babam gerçekten yapıyordu bunu... Ama nasıl? Ben düşüncelere dalıp gitmişken aniden Ali'nin konuşmasıyla kendime geldim:
— Şey, aniden geldik ama galiba sizin de işiniz vardı?
Babama olan öfkemin büyümesiyle aniden sert bir çıkış yaptım:
— Evet, babam bir haftadır yok ve aniden sizinle buraya geliyor. Bizim de planlarımız vardı, yanlış bir zaman diliminde geldiniz.
— Anladım, kusura bakmayın. Babanız aniden gidelim deyince...
— Anladım ama geri dönmek zorunda kalacaksınız belli ki. Dediğim gibi planlarımız var, size eşlik edemeyeceğiz.
Ali tam söze girecekti ki babam ve annem yanımıza geldiler.
— Oo, kaynaştınız mı? Aferin, aferin, hadi gidelim!
— Baba...
— Efendim kızım?
— Biz...
Tam sözümü tamamlayacaktım ki annem söze girdi:
— Biz geliyoruz hemen, siz arabaya geçin.
Annemin söylediğiyle aniden ona sorgulayan gözlerle baktım.
— Tamam ama çabuk olun.
Babam Ali'yi de alıp arabaya geçti. Ben de hemen anneme dönüp kapıyı kapattım:
— Anne ne diyorsun sen? Nereye gideceğiz ve neden kabul ettin?
— Kızım korkma, sadece bir yemekmiş. Karşılaşmışlar, evde de bir sorun olmadığını düşündürmek için getirmiş. Korkma hadi, gel gidelim. Tiyatroya başka zaman gideriz, olur mu?
Annemin gözlerine korkuyla baktım:
— Peki, öyle olsun anne...
Annemle birlikte evden çıkıp arabaya bindik. Yol boyunca tek bir kelime etmedi kimse. Sonunda yemek yiyeceğimiz yere gelmiştik. Babam bizi hemen bir yere oturttu. Ben tam annemin yanına oturacaktım ki babam beni hemen Ali'nin yanına oturtup annemin yanına geçti. Çok korktuğumu ilk defa hissediyordum, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Kendimi bir kukla gibi hissediyordum, sanki bütün işlevlerim durmuş gibiydi.
Herkes sessizce yemeğini yemeye başladı. Bütün iştahım kesilmişti, tabağımdakilerle oynamaktan başka hiçbir şey yapmıyordum. Bir anda babam söze girdi:
— Eee Aliciğim, evlenmeyi düşündüğünü duydum babandan.
Babamın bu sözü üzerine büyüyen gözlerim aniden annemi buldu. Annem de değişik bir şekilde bana bakamıyor ve üzgündü. Bir şeylerin olduğu belliydi. Ali söze girdi:
— Saygısızlık yapmak istemem amcacığım ama işim gücüm, evim arabam var. Ben de artık bir yuva kurmak isterim.
— Sevindim oğlum. Açıkçası babanla konuştum, yemeğe çağırmamın amacı da Melek’le birbirinizi tanımanız.
— Ne?
Ani bir çıkış yaptım:
— Çok pardon, yani şaşırdım çünkü okuyorum ve yaşım küçük. Onun da ötesinde kendimi hazır bulmuyorum. Bana sorsaydın keşke baba!
Babam aniden elini masaya vurarak:
— Bana baak...
Sözünü tamamlayamadan Ali'nin masada olduğunu hatırlayarak kendini topladı:
— Pardon Aliciğim, sonuçta ben de bir baba olarak kızımın mürvetini görmek isterim.
— Hakkınız amcacığım.
— O zaman arada görüşürsünüz. Hatta ikiniz birlikte bir yemeğe çıkın, daha iyi tanırsınız birbirinizi.
— İstemediğimi belirttim baba!
— Melek, beni daha fazla rezil etme!
Artık dayanamamıştım. Masadan aniden kalkıp sesimi yükselterek konuşmaya başlamıştım:
— Yeter baba, neler oluyor sana? Ben mi seni rezil ediyorum? Beni bayağı bayağı istemediğim bir şeye zorluyorsun! Ben evlenmeyeceğim, tamam mı?
Ağlaya ağlaya sözümü bitirmeye çalıştım. Anneme elimi uzatıp benimle gelmesini istedim:
— Anne hadi gidelim, lütfen! Anne? Anne hadi...
Annem elimi tutmamıştı, benimle değildi. O an ikinci defa kalbimin kırıldığını hissetmiştim. Elim tekrar yerini buldu:
— Öyle olsun.
Arkamı dönüp yürümeye başladım. Babam arkamda
Yorumlar
- Elvan Menteş: nasıl yanı?
- Mardin güzeli: Bu böyle olamaz!
- Elvan Menteş: nasıl buldunuz bölümü