Keşfet

3

Sonvâris

Bölüm: Karanlığın İzleri

Gece yarısı.

Volkov Malikânesi.

Telefon elimdeydi.

Aylina'nın son mesajına bakıyordum.

"Sanırım beni izliyor."

Ondan sonra hiçbir şey yoktu.

Ne mesaj.

Ne arama.

Ne de bir işaret.

İçimdeki huzursuzluk artık korkuya dönüşmüştü.

Dmitry yanıma geldi.

"Arabayı hazırlatıyorum."

Başımı kaldırdım.

"Romanov Malikânesi'ne gidiyoruz."

"Bu intihar olur."

"Biliyorum."

"Babana ne diyeceğiz?"

Montumu omuzlarıma geçirirken cevap verdim.

"Hiçbir şey."

Çünkü bazı insanlar kurallara uyar.

Bazıları ise sevdikleri tehlikedeyken kuralları yakar.

Ben ikinci gruptaydım.

Bir saat sonra.

Kar fırtınasının içinde ilerliyorduk.

Farlar bile yolu zor seçiyordu.

Dmitry direksiyonu sıkıca tutmuştu.

"Bu iş hoşuma gitmiyor."

"Bana yeni bir şey söyle."

Tam o sırada telefonum çaldı.

Bilinmeyen numara.

Açtım.

Karşı taraftan boğuk bir nefes sesi geldi.

Sonra bir erkek sesi.

"Soğuk bir gece değil mi, Volkov?"

Kalbim hızlandı.

"Kimsin?"

Adam güldü.

"Yanlış sorular soruyorsun."

"Ne istiyorsun?"

"Şu an Romanova'yı düşünüyorsun."

Çenem kasıldı.

"Onun adını ağzına alma."

"Ne kadar romantik."

Telefonun diğer ucunda birkaç kişi güldü.

Ardından adam tekrar konuştu.

"Onu kurtarmak istiyorsan acele et."

Kanım dondu.

"Nerede?"

"Bulabilirsen öğrenirsin."

Hat kapandı.

Arabada ölüm sessizliği oluştu.

Dmitry yüzüme baktı.

"Kaçırıldı mı?"

Camdan dışarı baktım.

Kar taneleri geceyi beyaza boyuyordu.

"Bilmiyorum."

Ama içimdeki ses biliyordu.

Bir şey olmuştu.

Romanov Malikânesi.

Kapılar açıldığında içeride kaos vardı.

Korumalar koşuşturuyordu.

Silah sesleri uzaktan duyuluyordu.

Roman Romanov merdivenlerin başında duruyordu.

Bizi görünce gözleri daraldı.

"Burada ne işin var Volkov?"

"Ben de size aynı şeyi soracaktım."

Adam birkaç saniye sustu.

Sonra ilk kez yüzündeki korkuyu gördüm.

"Aylina kayıp."

Kalbim durdu.

Gerçekten durdu.

Sanki biri göğsümün içindeki havayı çekip almıştı.

"Açıklayın."

Roman Romanov yumruklarını sıktı.

"Odasında değildi."

"Koruma?"

"Ölü."

Dmitry küfür etti.

Ben ise hiçbir şey söylemedim.

Çünkü öfkem konuşamayacak kadar büyüktü.

Aylina

Uyandığında başı zonkluyordu.

Soğuk bir zeminde yatıyordu.

Ellerinde kelepçe vardı.

Gözlerini açtığında eski bir depo gördü.

Paslı duvarlar.

Kırık pencereler.

Ve karanlık.

Yavaşça doğruldu.

Tam karşısında bir adam oturuyordu.

Siyah takım elbiseli.

Gri saçlı.

Yaşlı.

Ama gözleri genç bir kurdunki kadar tehlikeliydi.

Adam onu izliyordu.

Sessizce.

Sonunda konuştu.

"Romanova."

Aylina dikleşti.

"Kimsin sen?"

Adam gülümsedi.

"Kuzgunları hiç duydun mu?"

Aylina'nın kalbi hızlandı.

Boynundaki dövmeyi gördü.

Siyah bir kuzgun.

Aynı işaret.

Aynı sembol.

Adam ayağa kalktı.

"Benim adım Viktor Sokolov."

Aylina ilk kez bu ismi duyuyordu.

Ama nedense korkutucuydu.

Çünkü adamın sesi ölüm kadar sakindi.

"Volkovlar ve Romanovlar yıllarca Moskova'yı yönetti."

Yavaş adımlarla yürüdü.

"Şimdi sıra bizde."

Aylina gözlerini kısmıştı.

"Beni neden kaçırdınız?"

Viktor durdu.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Çünkü savaşın başlaması için bir kıvılcım gerekir."

Aylina'nın nefesi kesildi.

Ve Viktor'un sonraki sözleri daha da korkunçtu.

"Sen o kıvılcımsın."

Aynı gece.

Romanov Malikânesi.

Ben haritanın başında duruyordum.

Dmitry araştırma sonuçlarını masaya bıraktı.

"Bulduk."

Hemen döndüm.

"Neyi?"

"Kuzgun dövmesini."

Kalbim hızlandı.

Dmitry dosyayı açtı.

Eski fotoğraflar.

Gazete kupürleri.

Cinayet raporları.

Ve tek bir isim.

Sokolov.

Yirmi yıl önce Moskova'dan silinmiş bir mafya ailesi.

Herkes öldü sanılmıştı.

Ama ölmemişlerdi.

Gölgelerde beklemişlerdi.

Ve şimdi geri dönmüşlerdi.

Roman Romanov dosyaya baktı.

Yüzü aniden değişti.

Sanki bir hayalet görmüştü.

Ben bunu fark ettim.

"Onları tanıyorsunuz."

Sessizlik.

Roman Romanov gözlerini kapattı.

Sonra yavaşça konuştu.

"Evet."

"O halde anlatın."

Adam derin bir nefes aldı.

Ve söylediği şey odadaki herkesi susturdu.

"Çünkü Sokolov ailesini yok eden kişi bendim."

Odanın içi buz kesti.

Roman Romanov başını kaldırdı.

Yıllardır sakladığı sırrı açıklıyordu.

"Ve onların liderinin oğlunun öldüğünü sanıyordum."

Dmitry fısıldadı:

"Viktor Sokolov..."

Roman Romanov başını salladı.

"Hayır."

Yüzü taş gibi sertleşti.

"Viktor Sokolov ölmedi."

Bir an durdu.

Sonra gözlerimin içine baktı.

"Ve şimdi intikam almak için geri döndü."

Dışarıda kar fırtınası daha da şiddetleniyordu.

Ama yaklaşan fırtına hava yüzünden değildi.

Aylina esirdi.

Sokolovlar ortaya çıkmıştı.

Ve artık savaş başlamıştı.