Keşfet

BÖLÜM 2

TALİHSİZ AYSEL

BÖLÜM 2

O

telefonda konuşurken Remzi Efendi gelmiş, telefon konuşmasının bitmesini

bekliyordu. Telefon konuşması bitince Galip Bey’in odasının kapısını tıklatarak

içeriye girdi. Onun geldiğini gören Galip Bey.

   "Hoş geldin Remzi Efendi" dedikten

sonra ona oturmasını rica etmesine rağmen Remzi Efendi, ona karşı yine de

saygısızlık olur diye ayakta beklemeyi tercih etti. Bu arada onun karşısında el

pençe duruyordu.

   ‘Aman efendim sizin ricanız benim için bir

emirdir’ dedi mütevazı bir şekilde.

   ‘Remzi Efendi’ dedi Galip Bey ‘Biliyorsun,

seni bir baba gibi severim. Her ne kadar sen bizim evimizin kâhyası olsan

bile" dedikten sonra oturduğu yerden kalkarak karşısına geçti ve ona

koltuğa oturması için eliyle işaret etti. 

O koltuğa oturunca kendisi de onun karşısına oturdu.  Ardından ona:

   ‘Remzi Efendi, seni küçüklüğümden beri hep

baba gibi sevdim. Babamdan görmediğim şefkati senden ve eşinden gördüm. O

yüzden siz benim annem ve babam gibisiniz. Ayrıca, dinimizi iyilik yapmayı ve

kötülükten sakınmayı da sizden öğrendim’ dedi iç geçirerek.

   ‘Sana bir adres vereceğim, o adrese gidip

kim yaşıyor, yaşantıları nasıl ne ile geçmiyorlar onları öğrenip bana rapor

edeceksin. Zira bu benim için çok önemli’ dedi Galip Bey.

Remzi

Efendi onu dinledikten sonra:

   ‘Tamam, efendim’ dedikten sonra adresi

alarak yola çıktı. Kısa bir araştırmadan sonra geri döndüğünde ise oldukça

üzgündü.  

Onun

üzgün olduğunu gören Galip Bey:

   ‘Ne oldu, Remzi Efendi. Niçin üzgünsün?’

diye sordu.

   ‘Galip Bey, öğrenmek için verdiğiniz adrese

gittim. Oraya gitmeden evvel zor durumda olduklarını tahmin ediyordum, ama bu

kadarını da beklemiyordum’ dedi gözleri dolmuş bir şekilde. ‘Onlar oldukça kötü

durumdalar. Hatta çevresindeki yaşayan insanlar bile aynı durumda. Üstelik birde

mahalle halkı olarak evden atılmak üzereler. Çünkü hepsi gecekondu ve izinsiz

yapılmış. Onlara yardım edilmezse, korkarım ki bu şekilde daha fazla

dayanamazlar’ Remzi Efendi.

Remzi

Efendi'yi sonuna kadar dinleyen Galip Bey:

    ‘Tamamdır teşekkür ederim Remzi Efendi. Bundan

sonrasını ben hallederim’ dedi ve holdingden ayrılarak arabasına bindi.

Aysel'in yaşadığı mahalleye geldiğinde ise mahalle muhtarının bulup, ilk olarak

mahalleli hakkında bilgi aldı. Onların durumları Remzi Efendi'nin dediği

gibiydi.

*******

   ‘Kızım’ dedi annesi yattığı yerden Aysel'e ‘İş

bulabildin mi?’ dedi inleyerek.

   ‘Hayır’ dedi Aysel üzgün bir vaziyette. O

sırada çocukları ayaklarına dolanmış ‘anne açız açız’ diyerek ağlıyorlardı.

Annesinin

durumu, kocasının erken ölümü ve kocasının ailesi tarafından kötü muamelede

bulunulmaları, onu iyice yıpratmıştı. Bunun üstüne birde ailesini geçindirme

eklenmişti. Üstelik talihsizlik üzerine talihsizlik yaşıyordu.

   ‘Kızım umudunu kaybetme’ dedi annesi ‘bakarsın

Allah Teâlâ öyle bir yerden kapı açar ki, sen bile şaşar kalırsın’

   ‘Öyle ama’ dedi Aysel sıkıntılı bir şekilde ‘bazen

çok daralıyorum. Buralardan çekip gidesin geliyor, sonra çocuklarım aklıma

gelince vazgeçiyorum düşüncelerimden’

   ‘Kızım her karanlığın sonunda aydınlık

olduğu gibi her karanlığın sonunda da bir aydınlık vardır. Yavrum Allah Teâlâ

hiç kimseye çekemeyeceği yükü yüklemez. O yüzden ümidini kaybetme’ dedikten

sonra ona ‘bak halime, yatalağım ve senin eline bakıyorum. Buna rağmen hiçbir

zaman ümidimi kaybetmedim’ dedi annesi onun ellerinden tutarak.

   ‘Haklısın anne, ama baksana çocuklara.

Çocuklar benden bir şeyler istiyorlar, fakat onlara verecek hiçbir şeyim yok’

dedi iç çekerek ‘Biz bir şekilde dayanıyoruz, ya onlar onlarla da nasıl

dayansınlar. O yüzden onları gördükçe içim parçalanıyor’ dedi Aysel derin bir

nefes alarak  ‘Ah Kasım ah! O başımızda olaydı,

bu kadar sıkıntı çekmezdim’ dedi gözleri dolarak.

    ‘Kızım, yapma. Bak, çocuklar seni görüp

etkileniyor’ dedi annesi.

     ‘Haklısın, anne’ dedi Aysel ‘Kendimi

toparlamalıyım. Sırf çocuklarım için bunu yapmalıyım. Senin dediğin gibi,

bakarsın Yüce Mevlam, bir yerden kapı açar ve bizde bu sıkıntılardan

kurtuluruz’

      ‘Ah kızım!’ dedi annesi ‘kardeşim, bizi

dışlamasaydı, şimdi bu durumlarda olmazdık’

Kardeş

lafını şimdiye kadar duymayan Ayşe, şaşırarak:

    ‘Ne kardeşi anne’ diye soru sordu.

    ‘Kızım, benden küçük bir kız kardeşim daha

var. Yalnız şuan yaşayıp yaşamadığını bilemiyorum. Tek bildiğim, bir oğlu

olduğu ve işlerinin başına da onu geçirdiği’

Bir

teyzesinin olduğunu duyan Aysel:

    ‘Anne! Bundan benim niye haberim yok’ dedi,

serzenişli bir sözle.

     ‘Kızım, söylesem ne yazar ki’ dedi annesi

serzenişli bir ifade ile ‘O, bizi kabul etmiyor’

     ‘Nasıl yani anne?’ dedi Ayşe ‘Neden bizi

kabul etmiyor ki’

     ‘Çünkü ona göre ben aile dışı biriyim’

dedi annesi, utanarak.

    ‘Anne, lafını dolandırmadan anlatsana’ dedi

Ayşe, sert bir ifadeyle.

    ‘Ben’ dedi sustu annesi, nasıl diyecekti

kızına kendisinin evlilik dışı dünyaya geldiğini.

    ‘Anne, niye sustun’ dedi Ayşe, onu

konuşturabilmek için.

    ‘Kızım, annem ve babam, ben dünyaya

geldiğimde evli değillerdi. Yani, senin anlayacağın evlilik dışı dünyaya

gelmiştim. Dünyaya geldiğimde annem, kokumu bile almadan bu dünyadan göçüp

gitmiş. Annemin vefat etmesine rağmen, babamın ailesi beni kabul etmemiş. Bu yüzden

de yetimhanelerde büyüdüm’ dedi annesi, ağlayarak.

   ‘Teyzemi hiç görmedin mi?’ dedi Ayşe, merak

içerisinde.

    ‘Gördüm’ dedi annesi ‘Görmesine gördüm, ama

benimle konuşmak yerine alay etti. O yetmezmiş gibi onun annesi de benimle alay

etti. Sırf evlilik dışı olduğum için bunlara maruz kalmıştım. Hatta bunlarla

kalmadı. Babanla evlendiğimizden, onun vefat edişine kadar olan zamanda bile

bizimle uğraştı’

Duydukları

karşısında iyice şaşıran Aysel:

   ‘Olmaz olsun öyle kardeş’ dedikten sonra ‘Ya

oğlu, oğlu nasıl biriydi’ dedi utanarak.

    ‘Oğlu, anası gibi değildi. İyilik yapmayı

severdi. Hatta zaman zaman gelip beni ziyaret etmiştir’ dedi annesi.

Annesini

dinleyen Aysel:

   ‘Ben niye tanımıyorum onu?’ diye haklı bir

soru sordu.

   ‘Teyzen olacak o kadın, bizim işlerimizi

bozduktan sonra karşıma geçip ‘‘Sen ne kardeş olmayı ne de bizim servetimizi

hak ediyorsun’’ dedi tıslarcasına. Ardından bana ‘Bundan sonra ne yüzümü

göreceksin ne de oğlumu göreceksin’ dedikten sonra ondan bir daha haber

alamadım. Oğlu ile bir süre görüştüm ama ondan da bir süre sonra haber

alamadım. Oğlu, seni görmeyi çok istiyordu, ama annesinin sözünü çiğnemek

istemediğinden seninle tanışmadı. İşte, onu tanıyamamanın sebebi bu’ dedi

annesi.  

Yorumlar

  • Aslı Akçay: Kendini baba gibi hissettirecek kadar önemli biri olabilmesi güzel
  • Ayşe kibritci: ayselin annesi umudunu hiç kaybetmemiş ama çıtayı yüksek tutmalı
  • Ferhat Durmuş: Neden ayakta duruyorsun ki hiç yakışmıyor otursana remzi efendi
  • Cihan Palabıyık: remzi efendiye böyle saygısızlık olmaz bir koltuk da versen iyi olurdu
  • Volkan Eryılmazlı: Olayların bu kadar derinleşmesine şaşırmamak elde değil çok zorlar
  • Kaan Duman: anne o hikaye inanılmaz Biraz yüzleşmek gerekmez mi?