Keşfet

3. BÖLÜM

TEHLİKELİ DERECEDE NORMAL

Hilal – Okul bittince benim eve geçin.

Meryem – Tamam bizi haberdar etmeyi unutma. Ve Hilal bunun cezasını Yoncayla çekeceksin haberin olsun.

Telefonu Meryem in yüzüne kapatmak istemezdim ama bazı şeyleri hatırlatması hiçte hoşuma gitmemişti. Ambulanstan indiğimiz gibi sedyeyle acil bölümüne koştular. İçimden e hani bu adama bir şey olmamıştı ne bu telaş ya bir şeyler dönüyor ama hadi hayırlısı diye geçirdim ve bekleme odasına geçtim odada birkaç kişi daha vardı. Ve ben aralarındaki tek küçüktüm bu hem tuhaf hem de rahatsız ediciydi. Teyzenin biri yanıma gelirken öylece izledi. Bu tipik huylarımdan biriydi tepki vermezdim yüzümde tek mimik oynatmaz korkmaz ağlamaz sinirlenmezdim. Tabi buda bazılarının sinirini bozmaya ve benden nefret etmelerine yetiyordu da bana sorsanız o nefret dolu insanlar umrumda bile değiller yeterki başımı belaya sokacak bir hareket yapmasınlar. Onun dışında istedikleri gibi nefret edebilirler çünkü sadece o küçük beyinleriyle nefret edebiliyorlar ve boşa vakit harcıyorlar. Zaman çok önemli ve lazımdır çünkü kısıtlıdır yani azdır ama kimse değerini bilmez. Ben bu derin düşünce bataklığında dolaşırken içeri anında bir hemşire girdi ve bana döndü bu ambulansta karşımda oturan hemşireydi.

Hilal – Hemşire hanım bir sıkıntımı var.

Hemşire – Merak etmeyin endişelenecek bir şey yok.

Eh iyi o zaman benlik bir şey yok deyip arkama bile bakmadan gitmeyi ne kadar çok istiyorum şuan tahmin bile edemezsiniz. Ama işlerim halan bitmedi adamın uyanmasını bizden şikayetçi olmamasını ve bide bütün tazminatı suçlu bizsek tabi biz dikte ödeyeceğimizi söylemeli telefon numarasını almalı aile sinede gerek varsa haber vermeliyim of ne kadar uzun bir liste ya. Hemşire istersem adamı görebileceğimi hiçbir şeyinin olmadığını söyleyip gitti. Eh yapacak daha iyi bir işim ol sada bununla uğraşmak zorundaydım. Hastanede odasını bulmak için dolaşırken telefonum tekrar çaldı. Arayan Muhammed dayım dı tam kapıdayken durdum ve önce telefonu açıp konuşur sonra içeri girerim planını uyguladım.

Hilal – Efendim dayı.

Muhammed dayı – Bir şey yok Yoncanın yaş tutuyor ya ondan yırtık ama suç sizde ölen yok adam şikayetçi olmazsa sadece tazminatı ödeyip kurtulabilirsiniz.

Hilal – Tamam adamda iyiymiş şimdi onunla konuşucam.

Muhammed dayı – Kolaylıklar dilerim bizde yakında oradayız.

Ve evet telefon tekrar kapandı, tekrar bir sessizlik yaşandı kafamda ama bu seferki sessizlik rahatsız ediciydi. Genelde sessizlik güzeldir ama bu çok farklı bir uğultulu sessizlik. Elim kapıda ne kadar tuhaf durduğumu çok merak etmeden içeri artık girdim. Adam yatakta boylu boyunca yatıyordu.

Uyandırsam iyi olacak işlerim var zaten onunda vardır bide onunda burayı pek seveceğini düşünmüyorum kim hastaneyi sever ki zaten.

İbrahim Acar – Kim var orada hemşire misin.

Hilal – Hayır.

İbrahim Acar – Kimsin o zaman sen.

Hilal – Kazaya sebep olan arabadan bir kişi.

İbrahim Acar – Anladım peki ben neden buradayım açıklar mısın.

Yatığı yataktan doğruldu önce oturur bir vaziyeteydi ama sonra kalkıp karşılıklı koltuklardan birine geçip eliyle boş koltuğu gösterdi. Bense halan boş bakışlar ve düz bir ifadeyleydim. Karşısına geçmemle göz göze geldik sanırım o da fark etmişti o an ona ne kadar boş gözlerle baktığımı. Duygularım gözlerime yansımazdı aslında yansıtamazdım çünkü duygudan yoksun birinin bakışlarında duygu kırıntısı bulunamazdı.

İbrahim Acar – Şimdi düzgünce açıkla ne olduğunu.

Hilal – Uyarı vermeden ani hızdan frene geçtik ve bu yüzden sizinle çarpıştık

İbrahim Acar – Peki sürücü durumu iyimi ve arabalarda nasıl bir hasar var.

Hilal – Sürücü iyi gereğinden fazla iyi arabaları da arkadaşım sanayiye teslim eti çıkınca size teslim edilecek.

İbrahim Acar – Anladım teşekkürler peki başka bir mesele var mı birde numaranı almalıyım.

Hilal – Tamam.

Numarayı vermek için telefonunu ister bir şekilde elimi uzatım ve akılı başında olan normal bir insan gibi telefonunun şifresini açıp bana uzatı. Bende kendi numaramı yazıp çaldırdım telefonum çalınca kapatıp adama uzatım.

İbrahim Acar – İsmin neydi bu arada. Bu karışıklıkta sormayı unutum kusura bakma.

Hilal – Hilal.

İbrahim Acar – Bir soy ismin yok sanırım.

Hilal – Şirin.

İbrahim Acar –anladım.

Hilal - ...

İbrahim Acar – Benim ki de İbrahim Acar.

Anlaştığımızı beli etsin diye elimi uzatın. Elimi uzatım uzatmasına ama adam elimi sıkıp sıkmamak arasında gidip geliyordu tabi o da haklı biri kaza yapmama sebep olsun bide ben bayılıp gözümü hastanede açayım o da pişkince el uzatsın bende sıkmak istemezdim. Elimi indirecek en elimi sıkmaya karar verip o da uzatı tamda yaramın üstüne dokunmayı nasıl becerdi bilmiyorum ama salak değilim adama beli etmeden elimi hemen çektim zaten kurumuştu yani fark etmesi neredeyse yok gibiydi. Birde kanlı elimle adamın elini tutum ıy ya adam ne düşünmüştür şimdi belki iğrenmiş veya fark etmiştir bile. Kapı birden açıldı bu kişilik huyum kelimeyi yarıda bırakırım ki gelen kişi konuşmalarımızı duymasın diye de gelen Yonca ve Muhammed dayıydı ah tamda en güzel yerinde içeri bodoslama daldılar her neyse İbrahim bey ayağı kalktı ve direk Muhammed dayıya döndü iki side pek güler yüzlü görünmüyordu dicemde bu durumda kim gülerdi ki.

İbrahim Acar – Kimsiniz ve ne hakla içeri böyle dalıyorsunuz kapı çalma adabı yok mu sizde.

Muhamed dayı – Kusura bakmayın genç işte birden dalı verdi.

Yonca – Çok üzgünüm arkadaşımı merak etim düşüncesizce içeri daldım.

Bunlar ne ara bu kadar kibar oldu benim niye haberim yok bu durumdan. Her neyse ayağı kalkıp Yoncayla Muhammed dayının tam arasına girdi ve İbrahim beye döndüm. Elimle ikisini işaret edecek şekilde elimi kaldırdıktan sonra İbrahim beyin yüzüne döndüm.

Hilal – Yonca sürücü olan arkadaşım Muhammed dayımız.

Gözü dayıma kaydı ardından yaralı olan elim ilgisini çekmiş olmalı gözü biraz orada oyalandıktan sonra yüzüme döndü ve gerçekten gördüğüm en samimi, en içten bakışlarını gördüm. Ama bir sorun vardı ben buna aval aval ve boş gözlerle baktım.

İbrahim Acar – Peki o zaman ben sizden şikayetçi olmayacağım sizde arabanın masraflarını karşılacaksınız tamam.

Yonca – Gerçekten mi yani şimdi şikayetçi olmıyacakmısınız benden kazaya sebep olmamarağmen.

İbrahim Acar – Evet olmayacağım ama bunu arkadaşın Hilal e borçlusun. Bu arada Hilal sen okula giderken yaşandı demiştin sizin yaşınız kaç.