Keşfet

6. BÖLÜM

TEHLİKELİ DERECEDE NORMAL

Dedi ve kapıya bakmak için arkasını bir hışımla döndü. Ama sanırım bizi gördüğüne pek sevinmemiş gibiydi. Zehra da sandalyeden kalkıp gülen bir yüzle yanımıza geldiklerinde beliydi bir haltlar yedikleri. Çok üstünde durmaya gerek yoktu sonuçta beliydi benim geç kalıp kalmayacağım hakında iddiaya tutuşmuşlardı. Ahmet Zehrayla hep idiaya girerdi ve kaybetmek Ahmedin hiç umrunda olmazdı aslında Ahmet, Zehra yı gizliden seviyordu Zehra ile ilgili evlilik hayalleri bile kurmuştu, tabi bu hayallerde de büyük bir hata vardı o da Zehra bundan haberdar değildi.

Zehra – Hoş geldiniz eee Ahmet yemeklerimizi ne zaman sipariş verirsin ha bu arada Meryem, Büşra ve Yoncada geliyor dimi çünkü hepimize ısmarlayacak cömert bir arkadaşımız varda burada.

Ahmet – Tabi ısmarlarım kızım erkek adam sözünden döner mi hiç. Ya Hilal hanım bir kere de geç kalsan kıyamet mi kopar.

Esma – Kopmaz mı sanıyorsun ilçe dışına çıkmamızla gaza öyle bir yüklendi ki buraya nasıl geldiğimizi bile anlamadık.

Ahmet ve Zehra tekrar gülümserken Rukiye dirseğini Esmanın koluna batırdı ve susmasını işaret eti bu işaret Esmaya yetmiş olacak ki suspus olup boş bir sandalyeye geçti. Rukiye de onun yanına geçti. Arkamdan açılan kapıyla beraber içeri giren üçlüde ikisi yan yana biri tam karşıma geçmişti çok uzun ol masada biz sekiz kişinin rahatça oturmasını sağlayacak kısa bir dikdörtgen masanın etrafında oturmuştuk ve bende masada en başı alarak oturduktan sonra telefonumu çıkarıp saate baktım. Saat 12.50 di.

Hilal – Başka gelecek kimse gelecek mi.

Büşra – Hilal stratejiyi sen belirliyecektin bizde eksikleri gözden geçirecek ve son haliyle onlara teslim edecektik bu yüzden bende kimseyi çağırmayın boşa gelip beklemesinler dedim.

Ahmet ve Zehra aynı anda biri dosyaların başına öbürü projektörün önüne geçti. Projektörün yansıtıldığı perde tamda Büşra nın arkasına düşüyordu bu yüzden Büşra sandalyesinden kalkıp Rukiye nin yanındaki boş bir koltuğa oturmuştu. Zehra ise elinde 8 tane dosyayla yanımıza geldi Rukiye iki tane Meryem ve Yoncaya ortak bir tane Esmaya ve Büşra ya da birer tane verdikten sonra benim yanıma gelip son kalan üçlüyü önüme bıraktı ve masadaki yerini aldı

Rukiye – Bendeki bu ikinci dosya çocukların gelişimi ile ilgili olan rapor sanırım.

Zehra – Tamda üstüne bastın. Çocukların gidişatı ama bir sıkıntı var ki Hilal bunu seninle konuşmalıyız.

Hilal – Neden ben.

Zehra – Aslında çocuk bakma mevzusu değil onlara Rukiye dışında bir tane daha hoca lazım ve yakında sayıları artarsa daha fazla lazım olacak Arapçayla Türkçe arasında öğrenim zor biliyorsun.

Hilal – Sonra derinlemesine konuşuruz. Çünkü bu planı bir hafta içinde yapmazsak ellerindeki bütün çocukları en acı işkencelerle öldürecekler. Ve o öğretmene gerek kalmayacak.

Rukiye – Tamam ama o zaman ben bu operasyona katılacakmıyım yoksa katılmayacak mıyım.

Hilal – Üzgünüm ama şuan da en iyi ve tek güvenilir arapça bilen askerimiz sensin bu yüzden çocukları sakin tutmak için bizimle gelmen gerekecek.

Esma – Ama bu çok tehlikeli bir durum olabilir. Onun eğitimleri tam değ...

Rukiye nin bakışlarını üzerinde hissetmiş olacak ki bir anda sus pus oldu ve korkuyla karışık sinirle başını önüne eğdi. Büyük ihtimal ile şuan bu masayı kafama geçirmeyi düşünüyor dur ve haklıda zaten. Ama yapabileceğim bir şeyde yok öyle gerekiyordu da neyse artık kafamı toplayıp sadece dosyaya bakmalıyım. Projektör perdeye yansıtımıştı deniz, kara ve havayla beraber kaç farklı yola ve kaç farklı gurupla strateji geliştirmeliyiz ondan emin olmak için bizim ikilinin talimatlarını ve gideceğimiz konumun hava şartlarıyla kurtara bileceğimiz sayısını araştırmalıydık.

Ahmet – Güzergahımız çok engebeli hava ve deniz şuan ki konumuza göre çok tehlikeli bu yüzden karadan gitmeyi tercih ediyordun ve haklıydın. Ama önceliğimiz çocukları kurtarmak, bunun için başka bir yerde savaş çıkaracağız aynı dediğin gibi. Arka taraftaki askerlerde çocukları götürecek ve savaş esnasında bir gurup daha sahte savaştan çocuk kurtarmaya geçecek bu yüzden en çok dikkat edilmesi gereken şey sizin kaç kişi sahte alan kaç kişi kurtarma alanı kaç kişide takviye ekibi olacak şekilde olmalı.

Hilal – Çocukların olduğu bölgemi yoksa dikkat dağıtmak için savaş bölgesi mi daha engebeli oluyordu ona göre takviye ekibi sayısını belirleyelim.

Zehra – Sıkıntıda tam burada başlıyor eğim ve çamur çocuk bölümünde savaş alanı tam tersi bir yönde olduğu için çamur yok ama eğimi hafife alınamayacak kadar çok.

Büşra – Yani savaş alanın daki ekibin zarar riski fazla.

Ahmet – Aslında tam tersi eğimden dolayı korunabilecekleri çok fazla yer var ama...

Bu yarım kalış garipti sonra düşününce dank eti ve kafamı kaldırdım herkes gözünü bana dikmiş iki dudağım arasından çıkacak bir şey var mı diye bakıyordu.

Hilal – Yani bu savaşın kandırmaca olduğunu anladıkları an ilk fırsata çocukların olduğu yeri yok edecekler. Ve bizim bu savaşın dikkat dağıtma olduğunu anlamamaları için en iyilerimizi oraya gönderirken onların o eğimden çıkıp düz alanda kendilerini tehlikeye atmalarını söylemeliyiz. Yoksa kandırma oranımız düşer buda onlar üstün yapar ve aralarındaki şebeke hattını en çabuk şekilde kesmeliyiz bu sayede çocukları çıkarırken yardım, takviye ya da patlatma emri isteyemezler.

Ahmet – Hilal o da tehlikeli olacak evet ama şansımız daha yüksek olacak.

Zehra – Planı gözden geçirelim operasyon bir hafta sonra olsun diyenler.

Başımı yukarı kaldırıp biraz daha düşündüm ve elimi rahat bir şekilde kaldırdım çünkü aklımda bir kaç taslak oluşmaya başlamıştı bile. Bu şekilde Yoncada elini hemen kaldırdı ardından Meryem, Büşra, Rukiye de bize katılırken Esma çok tereddütle yaklaşıp el kaldırmadı.

Yonca – Esma...

Sabahtan dır su içmemiştim bu yüzden boğazım kurumuştu masadaki cam sulardan birini kaptım ve kapağını açıp suyu kafama diktim çok yorgundum. Ama şuan daha önemli bir konu vardı o da tereddüt etmekti eğer tereddüt edecekseniz asla bir savaşa katılmayın çünkü hamlelerinizi kısıtlar ve kendinizi bir çıkmazın içinde kafanıza doğrultulmuş bir silah ile bulurdunuz. Ya da sevdiğiniz kişinin, kişilerin cesetlerinin yanında.

Esma – Hayır tereddüt etiğimden değil ama düşündürücü bende kabul ediyorum.

Hilal – Ahmet projektörle eğimleri ve askeri konumlarını aç.

Ahmet – Tamam.

Ve projektör önce eğimi gösterdi ve evet eğim bazen çok dik bazen düz oluyordu ve bir sürü tepecik yıkık duvar vardı iyiymiş aslında planladığım dan daha iyi. Ardından depoları ve cephaneleri gösteriyordu. Ve savaşacak insan sayısı hem onlardaki hem de bizdeki. Tahminime yakındı.