# 17. BÖLÜM — KÜÇÜK MAİRA`NIN İSTİLASI
📖 TOSKANA’NIN KÜL RENGİ VASİYETİ
# 17. BÖLÜM — KÜÇÜK MAİRA'NIN İSTİLASI
Sabahın ilk ışıkları çiftliğin üzerine düşerken Sofia, müştemilatın mutfağında çayını içiyordu.
Ev henüz sessizdi.
Mateo ise bahçede bir şeylerle uğraşıyordu.
Tam o sırada Sofia'nın telefonu çaldı.
Ekranda Dimitri'nin adı vardı.
Sofia hemen açtı.
“Efendim?”
Karşı taraftan çocuk sesleri geliyordu.
“Sofia abla! Geliyoruz!”
Sofia gülümsedi.
“Bu saatte mi?”
“Evet! Hem çok erken geleceğiz!”
Arka planda başka çocukların sesleri duyuluyordu.
Mateo elindeki aletlerle içeri girdi.
“Kim arıyor?”
Sofia telefonu kulağından biraz uzaklaştırdı.
“Dimitri.”
Mateo'nun yüzü hemen aydınlandı.
“Çocuklar da mı geliyor?”
Sofia başını salladı.
Tam o sırada telefondan küçük bir kızın sesi duyuldu.
“Mateo abi orada mı?”
Mateo hemen telefona yaklaştı.
“Buradayım ufaklık.”
“Peki tay doğdu mu?”
Mateo güldü.
“Doğdu.”
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten. Hem de bembeyaz.”
Telefondan sevinç çığlığı yükseldi.
“Yaşasın!”
Sofia gülerek başını salladı.
“Daha kahvaltı bile yapmadın, değil mi?”
“Yaptım!”
Mateo kaşını kaldırdı.
“Ne yedin?”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Şey…”
Sofia gülmeye başladı.
“Hiçbir şey yememişsin.”
“Ben aç değilim!”
“Az önce çikolatalı pasta istiyordun.”
“Pasta başka.”
Mateo kahkahayı bastı.
“Bu mantığa cevap veremem.”
Sofia da gülmeye başladı.
“Tamam. Gelince yemek var. Ama önce kahvaltı.”
“Tamam!”
Telefon kapanmadan önce küçük kızın sesi bir kez daha duyuldu.
“Pasta da olacak!”
Sofia gülerek telefonu kapattı.
Mateo ona baktı.
“Bence pastadan kurtulamayacağız.”
“Hiç sanmıyorum.”
Sofia ayağa kalkıp mutfaktaki malzemeleri çıkarmaya başladı.
“Çikolatalı pasta yapacağım.”
Mateo kapıya yaslandı.
“Biliyor musun?”
“Ne?”
“Uzun zamandır seni böyle görmemiştim.”
Sofia elindeki kaba baktı.
“Nasıl?”
“Mutlu.”
Sofia birkaç saniye sustu.
Sonra küçük bir gülümsemeyle başını kaldırdı.
“Ben de.”
---
Bir süre sonra çiftliğin girişinden çocuk sesleri gelmeye başladı.
Sofia daha ne olduğunu anlamadan küçük Maira bahçeye koşarak girdi.
“MATEOOOO!”
Mateo elindeki anahtarı hemen bıraktı.
“Maira!”
Maira koşup ona sarıldı.
Mateo onu yerden kaldırıp bir tur döndürdü.
“Ne yaptın sen yine?”
“Hiçbir şey!”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Daha beş dakika oldu.”
“Ben uslu geldim.”
Mateo gülerek onu yere indirdi.
“Buna sonra karar veririz.”
Maira'nın gözü hemen mutfağa kaydı.
“Pasta!”
Sofia kapının önünde belirdi.
“Daha pişmedi.”
Maira yüzünü buruşturdu.
“Ne zaman pişecek?”
“Birazdan.”
“Ne kadar biraz?”
Sofia düşündü.
“Yirmi dakika.”
Maira derin bir iç çekti.
“Çok uzun.”
Mateo kahkaha attı.
“Yirmi dakika bekleyemiyor musun?”
“Hayır.”
“Sabırsızsın.”
“Evet.”
Sofia da gülmeye başladı.
Bahçenin havası birkaç dakika içinde tamamen değişmişti.
Çocukların sesleri müştemilatın çevresinde yankılanıyor, Mateo sürekli Maira'nın peşinden koşuyor, Sofia da mutfaktan onları izliyordu.
Uzun zamandır kendisini bu kadar rahat hissetmemişti.
Ama ana binada bu sesleri duyanlar için durum biraz farklıydı.
---
Dante, Lorenzo ve Alessandro terastaydılar.
Clara da yanlarındaydı.
Maira'nın sesi açıkça duyuluyordu.
Alessandro kaşlarını çattı.
“Bu kim?”
Lorenzo bahçeye baktı.
“Bilmiyorum.”
Dante de bir süre sessizce izledi.
“Mateo'yu tanıyor.”
Clara hafifçe gülümsedi.
“Belli.”
Alessandro şaşkınlıkla bahçeye baktı.
“Bunca zamandır böyle bir hayatları mı vardı?”
Kimse hemen cevap vermedi.
Çünkü cevap gözlerinin önündeydi.
Mateo çocukla oynuyordu.
Sofia ise mutfaktan çıkıp ona bir şey söylüyor, ardından ikisi birlikte gülüyordu.
Dante'nin bakışları yumuşadı.
“Onları hiç böyle görmedik.”
Lorenzo başını salladı.
“Çünkü hiç bakmadık.”
Bu cümle üzerine Alessandro sustu.
Bir süre sonra Maira'nın sesi yeniden yükseldi.
“Mateo abi! Atı görmek istiyorum!”
“Önce pasta.”
“Hayır, önce at!”
“Beş dakika önce pasta istiyordun.”
“Fikrimi değiştirdim.”
Mateo başını iki yana salladı.
“Tamam. Gel bakalım.”
Üç kardeş farkında olmadan gülümsedi.
Clara onları izliyordu.
“Sanırım çocukları gerçekten seviyorlar.”
Dante başını salladı.
“Evet.”
Lorenzo bahçeye bakmaya devam etti.
“Bunu bilmiyordum.”
Dante kısa bir süre sustu.
“Ben de.”
---
Bir süre sonra Salvatore elinde büyük bir tepsiyle müştemilata doğru yürüdü.
Sofia onu görünce şaşırdı.
“Salvatore, o ne?”
“Çocuklar için biraz meyve ve ekmek getirdim.”
Tepsiyi masaya bıraktı.
Maira hemen masaya koştu.
“Salvatore amca!”
Salvatore gülümsedi.
“Yavaş kızım. Pasta da geliyor.”
Maira'nın yüzü aydınlandı.
“İşte şimdi güzel haber verdin.”
Sofia güldü.
“Senin için hayatın anlamı pasta galiba.”
“Evet.”
Mateo araya girdi.
“Bunu hiç saklamıyor.”
Salvatore çocuklara bakıp gülümsedi.
Sonra Sofia'ya döndü.
“Uzun zamandır bu bahçeden böyle sesler gelmiyordu.”
Sofia bir an durdu.
“Biz de özlemişiz.”
Salvatore başını salladı.
“Belli oluyor.”
Sonra tepsiyi işaret etti.
“Birazını yukarı da göndereyim mi?”
Sofia ana binaya baktı.
Bir an düşündü.
Sonra küçük bir gülümseme belirdi yüzünde.
“Gönder.”
Mateo ona baktı.
“Cidden mi?”
“Cidden.”
Sofia pastadan iki büyük dilim ayırdı.
“Dante, Lorenzo ve Alessandro'ya götür.”
Salvatore başını salladı.
“Başka bir şey söyleyeyim mi?”
Sofia başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Mateo güldü.
“Bu kadar mı?”
“Bu kadar.”
Sofia pastaya baktı.
“Bugün kavga etmek istemiyorum.”
Mateo başını salladı.
“Bence iyi karar.”
Salvatore tepsiyi alıp ana binaya doğru yürüdü.
---
Terasın kapısı açıldığında herkes Salvatore'ye baktı.
Salvatore tepsiyi masaya bıraktı.
“İkizlerden.”
Alessandro pastaya baktı.
“Bize mi gönderdiler?”
“Evet.”
Dante'nin bakışları pastaya kaydı.
“Ne dediler?”
Salvatore omuz silkti.
“Bir şey demediler.”
Lorenzo şaşırdı.
“Hiç mi?”
“Hiç.”
Salvatore hafifçe gülümsedi.
“Bugün çocuklarla ilgileniyorlar.”
Dante yeniden bahçeye baktı.
Maira'nın kahkahası yine duyuldu.
Mateo'nun sesi ardından geldi.
“Sakın oraya çıkma!”
“Çıkacağım!”
“Düşersin!”
“Düşmem!”
Sofia'nın sesi duyuldu.
“Maira, Mateo'yu dinle!”
“Tamam Sofia abla!”
Birkaç saniye sonra yine kahkahalar yükseldi.
Dante farkında olmadan gülümsedi.
Lorenzo pastadan bir parça aldı.
“Güzel kokuyor.”
Alessandro ona baktı.
“Yiyecek misin?”
“Evet.”
Dante de pastaya baktı.
Bir an tereddüt etti.
Sonra küçük bir parça aldı.
İlk lokmayı yedi.
“Güzelmiş.”
Alessandro şaşkınlıkla ona baktı.
“Ne?”
Dante pastayı işaret etti.
“Güzel olmuş.”
Lorenzo gülümsedi.
“Bunu Sofia'ya söylememiz lazım.”
Dante başını salladı.
“Sonra söyleriz.”
Bahçeden yine Maira'nın sesi geldi.
“Mateo abi! Beni yakalayamazsın!”
“Dur bakalım!”
Mateo'nun peşinden koştuğu küçük kızın kahkahası bütün bahçeyi doldurdu.
Dante bir süre onları izledi.
Bu kez yüzündeki ifade farklıydı.
Sofia ve Mateo'nun kendilerinden bir şey sakladığını düşünmüyordu artık.
Onların sadece kendilerinden uzak, kendi hayatlarını kurduklarını yeni yeni fark ediyordu.
Dante bir şey söylemek istedi ama sustu.
Henüz zamanı değildi.
Bu kez onların yanına gitmeyecekti.
Çünkü ilk adımı atıp atmayacaklarına Sofia ve Mateo karar verecekti.
Yorumlar
- Elif Karasu: normalde işlerle uğraşmanız gerekirken mutlu görünüyorsunuz bunu korumalısınız
- Hazal Nur Vural: mairanın sorduğu tay konusuna nasıl cevap vereceksin bilmiyorum ama harika!