Keşfet

3. BÖLÜM — CENAZEDEN SONRA

📖 TOSKANA’NIN KÜL RENGİ VASİYETİ

3. BÖLÜM — CENAZEDEN SONRA

Ben Sofia.

Babamızın cenazesiydi.

Toskana'nın o sabahki havası her zamankinden daha sessizdi.

Gökyüzü griydi.

İnce bir sis, malikanenin çevresindeki ağaçların arasına yayılmıştı.

Bahçede insanlar vardı ama herkes alçak sesle konuşuyordu.

Ben ise söylenenlerin çoğunu duymuyordum.

Aklım hâlâ babamdaydı.

Onu kaybettiğimizi hâlâ tam olarak kabullenememiştim.

Belki de bunun nedeni, aramızdaki ilişkinin hiçbir zaman normal bir baba-kız ilişkisi olmamasıydı.

Babam bana hiçbir zaman istediğim hayatı yaşama fırsatı vermemişti.

Çocukluğumdan beri benim için karar vermişti.

Ne okuyacağıma, ne yapacağıma, hatta gelecekte kim olacağıma kadar.

Veteriner olmamı istiyordu.

Ben ise gıda mühendisliği okumak istemiştim.

Sonunda kendi istediğimi yapmıştım.

Ama babam bunu hiçbir zaman kabul etmemişti.

Mateo'nun durumu da farklı değildi.

O da kendi hayatıyla ilgili kararları vermekte zorlanmıştı.

Babamız ne isterse onu yapmamız gerektiğini düşünüyordu.

Bize hep aynı şeyi söylerdi.

“Okulunuzu bitirin. Sonra her şey değişecek.”

Ama hiçbir şey değişmemişti.

Üstelik bizi sadece kendi kararlarıyla sınırlamamıştı.

Yıllarca diğer kardeşlerimizden de uzak tutmuştu.

Bugün onları yeniden görecektik.

Dante.

Lorenzo.

Alessandro.

Ağabeylerimiz.

Onları en son ne zaman gördüğümü düşünmeye çalıştım.

Hatırlamak bile zordu.

Yıllar boyunca birkaç kez çiftliğe gelmişlerdi.

Ama geldiklerinde bizim yanımıza pek uğramazlardı.

Ana evde diğer kardeşlerle konuşur, onlarla vakit geçirirlerdi.

Biz ise çoğu zaman uzaktan bakardık.

Bazen aynı bahçede olsak bile sanki orada değilmişiz gibi davranırlardı.

Çocukken bunu anlamıyordum.

Şimdi ise çok iyi anlıyordum.

Bizi görmezden gelmişlerdi.

Belki babamızın söylediklerine inanmışlardı.

Belki de bizi kardeşleri olarak görmek istemiyorlardı.

Bilmiyordum.

Ama yıllarca bir kere bile nedenini sormamış olmaları içimde büyük bir kırgınlık bırakmıştı.

Bir araba sesi duyuldu.

Başımı kaldırdım.

Siyah bir araç malikanenin önünde durdu.

Ardından iki araç daha geldi.

Kapılar açıldı.

Önce Dante indi.

Ardından Lorenzo ve Alessandro.

Üçü de cenazeye uygun şekilde giyinmişti.

Ama yüzlerinde gergin bir ifade vardı.

Dante çevresine baktı.

Sonra gözleri bizim üzerimizde durdu.

Bir an göz göze geldik.

Bize doğru geldi.

Mateo yanıma yaklaştı.

“Geldiler.”

“Gördüm.”

Dante önümüzde durdu.

“Başınız sağ olsun.”

Sesi soğuktu.

“Sağ ol.”

dedim.

Mateo da başını salladı.

“Sağ ol.”

Dante birkaç saniye bize baktı.

Sonra gözlerini kaçırdı.

Sanki söyleyecek başka bir şeyi yoktu.

Lorenzo yanımıza geldi.

“Başınız sağ olsun.”

“Sağ ol.”

dedim.

O da kısa bir baş hareketiyle karşılık verdi.

Alessandro ise bir süre yerinde durdu.

Sonra:

“Başınız sağ olsun.”

dedi.

Mateo ona baktı.

“Sağ ol.”

Alessandro bir şey söylemek ister gibi oldu ama sustu.

Sonra yanımızdan geçip gitti.

Üçü de kısa süre içinde bizden uzaklaşmıştı.

Mateo'nun ellerini sıktığını gördüm.

Öfkeliydi.

Hem de çok.

“Yıllardır aynı şeyi yapıyorlar.”

diye fısıldadı.

“Şimdi de.”

Ona baktım.

“Biliyorum.”

“Bizi görmüyorlar bile.”

Bu kez cevap veremedim.

Çünkü haklıydı.

Cenaze başladığında herkes yerini aldı.

Ben önümdeki tabuta baktım.

Babam artık oradaydı.

Yıllarca hayatımızla ilgili karar veren adam artık sessizdi.

Ama içimde hâlâ bir sürü soru vardı.

Ölmeden bir gün önce telefonuma gelen mesajı düşündüm.

Sadece tek bir cümleydi.

“Bu tarihte, yanımda olacaksınız.”

O mesajı defalarca okumuştum.

Neden böyle bir şey yazdığını anlayamamıştım.

Şimdi ise cevabını hiçbir zaman alamayacağımı düşünüyordum.

Mateo yanıma yaklaştı.

“Mesajı düşünüyor musun?”

Başımı çevirdim.

“Evet.”

“Ben de.”

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra Mateo daha alçak bir sesle konuştu.

“Ölmeden önce bizimle konuşacağını söylemişti.”

“Biliyorum.”

“Bir şey anlatacaktı.”

Başımı önüme çevirdim.

“Belki de artık hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.”

Mateo'nun yüzü sertleşti.

“Bizi yıllarca susturdu.”

Bir an durdu.

“Şimdi de cevapları yanında götürdü.”

Ne diyeceğimi bilemedim.

Cenaze sona erdiğinde insanlar yavaş yavaş malikaneye doğru ilerlemeye başladı.

Biz de onların arkasından yürüdük.

Dante, Lorenzo ve Alessandro önümüzdeydi.

Üçüne baktığımda içimde yıllardır biriken kırgınlık yeniden ortaya çıktı.

Babamız onları hayatının içinde tutmuştu.

Biz ise hep uzakta kalmıştık.

Onlar geldiğinde bizi aramamışlardı.

Biz büyürken yanımızda olmamışlardı.

Şimdi babamızın cenazesinde aynı yerdeydik.

Ama aramızda yılların bıraktığı büyük bir mesafe vardı.

Malikaneye girdiğimizde herkes farklı yerlere dağıldı.

Dante bir köşede telefonuna bakıyordu.

Lorenzo babamızın çalışma odasına bakıyordu.

Alessandro ise pencerenin önünde sessizce duruyordu.

Hiçbiri bizimle konuşmuyordu.

Mateo yanıma geldi.

“Bunlarla aynı ailede büyümüşüz gibi davranıyorlar.”

“Biz de öyle davranmıyoruz zaten.”

“Ben davranmak istemiyorum.”

Sesi netti.

“Yıllarca bizi görmezden geldiler. Şimdi hiçbir şey olmamış gibi davranmalarını beklemiyorum.”

Elini tuttum.

“Şimdilik sakin ol.”

Bana baktı.

“Senin için sakinim.”

Sonra derin bir nefes aldı.

Bir süre sonra yaşlı bir adam malikaneye geldi.

Babamızın avukatıydı.

Elinde bir dosya vardı.

Bizi görünce başını eğdi.

“Başınız sağ olsun.”

Hepimiz karşılık verdik.

Avukat birkaç saniye bekledi.

“Babanızın vasiyetiyle ilgili sizinle konuşmam gerekiyor.”

Dante hemen ona döndü.

“Şimdi mi?”

“Hayır.”

Avukat başını salladı.

“Bugün değil. Hepiniz biraz dinlenin. Yarın sabah vasiyetle ilgili görüşmek üzere tekrar geleceğim.”

Dante'nin yüzü gerildi.

“Tamam.”

Avukat daha fazla konuşmadan çıktı.

Mateo bana baktı.

“Demek yarın.”

Başımı salladım.

“Evet.”

Dante bize doğru baktı.

Bakışında hâlâ öfke vardı.

Ama neden böyle davrandığını anlayamıyordum.

Belki babamızın ölümüne üzülüyordu.

Belki vasiyet yüzünden gergindi.

Bilmiyordum.

Ben ise sadece yarını düşünüyordum.

Çünkü yarın avukat gelecekti.

Ve babamızın vasiyetini ilk kez o zaman duyacaktık.

Yorumlar

  • Ceyda Sancak: babayı kaybettikten sonra hissettiğin o büyük boşluk zor olmalı