Keşfet

ATEŞ VE VİCDAN

Uzak Bir Sızı

BEŞİNCİ BÖLÜM: ATEŞ VE VİCDAN

O tokatın ardından kapı kilitlenmiş, Aslı o karanlık odada nefes nefese kalakalmıştı.

Sabaha karşı... Baran kapıyı sessizce açtı. İçeri girmedi, Aslı’ya bakmadı bile. Arkasına bile bakmadan evden çıktı, arabasına atladığı gibi dağ başındaki o ıssız uçurumun kenarına sürdü. Sabahın o keskin ayazında, arabanın kaputuna yaslanıp saatlerce o boşluğa baktı. İçindeki o yangını, o çaresizliği söndürebilecek tek bir damla su yoktu. Kendi kendine mırıldanıp duruyordu:

"Ben bu kadar mı kötü bir adamım? Ben sadece sevdim... Ondan başka kimsem yoktu, neden benden bu kadar nefret ediyor? Sevgiden başka ne yaptım ben ona?"

Sabahın ilk ışıklarıyla eve döndü. Aslı içeriden kapının açıldığını, Baran’ın sessizce kendi odasına çekildiğini duydu ama kapıyı açıp bakmadı. Her ikisi de kendi zindanlarında sessizliğe gömüldü.

Aradan tam beş gün geçti.

Bu beş gün boyunca Baran adeta evde yok gibiydi; ne odasından çıkıyor ne yemek yiyor ne de kimseyle konuşuyordu. Aslı dışarıdan ne kadar sert görünse de, içten içe Baran’ın bu haline üzülüyordu. Ama elinden gelen hiçbir şey yoktu. Gündüzleri odasına çekiliyor, Murat’la görüntülü ve normal konuşmalar yapıyor, sesindeki neşeyi korumaya çalışarak Murat’a hiçbir şey belli etmiyordu. “Abim huzursuz olmasın” diyerek kendi içindeki acıyı yine saklıyordu.

Beşinci günün sonunda, Baran’ın ablası Asiye telaşla ve gözyaşları içinde Aslı’nın kapısını çaldı. Aslı’ya yalvarır gibi baktı:

"Aslı... Yalvarırım git bir bak Baran’a! Kimseyi odasına sokmuyor, hiçbir şey yemiyor, kaç gündür bir damla su bile içmedi. Ateşler içinde yanıyor, sayıklayıp duruyor... Sadece seni sayıklıyor Aslı, Allah rızası için git bir bak!"

Aslı, içindeki o ani sızıyla irkildi. Hızlı adımlarla Baran’ın odasına yöneldi ve içeri girdi.

Gördüğü manzara karşısında nefesi kesildi. O her zaman dik, korkusuz, o heybetli adam; yatağın üzerinde sırılsıklam bir ter içinde, gözleri kapalı, ateşler içerisinde kıvranıyordu. Aslı içeri girdiğinde Baran yarı baygın bir halde mırıldandı:

"Aslı... Sen misin? Yine hayalin mi geldi buraya... Gitme Aslı, gitme..."

Baran’ın bu halini gören Aslı hemen konaktakilere seslendi, vakit kaybetmeden bir doktor çağrıldı. Doktor hemen müdahale etti, serumlar takıldı, iğneler yapıldı ve adamın o tehlikeli ateşi sabaha karşı düşürüldü.

Akşam olduğunda, konaktakiler Baran’ın kimseyi odasına istemediğini bildiği için kimse karışmadı. Aslı, eline aldığı bir kase sıcak çorba ve bir tas suyla odaya girdi.

Baran yatakta yarı baygın, yarı uyanık bir şekilde yatıyordu. Gözlerini zar zor araladı. Karşısında Aslı’yı görünce rüya gördüğünü sandı. Sesi titreyerek, o sayıklayan haliyle yine aynı soruyu fısıldadı:

"Neden Aslı... Neden benden bu kadar nefret ediyorsun... Neden..."