Keşfet

KAPIDAKİ İTİRAF VE GÜVEN

Uzak Bir Sızı

SEKİZİNCİ BÖLÜM: KAPIDAKİ İTİRAF VE GÜVEN

Ceylan’ın o odada söyledikleri henüz konak duvarlarında yankılanırken, Aslı sessizce kendi odasına çekilmişti. Ancak Baran, Ceylan’ı odasından öfkeyle kovduğu gibi vakit kaybetmeden Aslı’nın kapısına dayanmıştı. Kapıyı çalıp içeri girdiğinde yüzünde büyük bir huzursuzluk vardı.

Baran, ellerini ne yapacağını bilemeyerek hemen konuya girdi, sesinde derin bir tedirginlik vardı:

"Aslı... Seninle konuşmam gerekiyor. O içerideki kızın söyledikleri..."

Aslı, Baran’ın bu telaşlı ve mahzun halini gördü. Adamın gözlerindeki o korkuyu, kendisini yanlış anlayacak olma ihtimaliyle nasıl yıkıldığını fark etti. Sözünü keserek sakince gülümsedi:

"Biliyorum Baran... Ben her şeyi duydum."

Baran, Aslı’nın bu sakinliği karşısında neye uğradığını şaşırdı. Hızla ileri atılıp Aslı’nın ellerini sıkıca tuttu, gözlerinin içine bakarak yemin eder gibi konuştu:

"Aslı, yemin ederim ki öyle bir şey yok! Bak, kendini açıklamama, beni dinle..."

Aslı, ellerini Baran’ın ellerinden çekmedi; aksine ona daha da yaklaştı ve o muazzam cümleyi fısıldadı:

"Açıklama yapmana gerek yok Baran. Eğer o kapıda konuşmaları duymasaydım, biri gelip bana bunu bambaşka bir şekilde anlatsaydı bile... ben inanmazdım. Çünkü ben seni tanıyorum. Senin ne olduğunu, kalbini biliyorum. Bu yüzden kendini yormasana gerek yok."

Baran, Aslı’nın bu sarsılmaz güveni ve olgunluğu karşısında adeta darmadağın oldu. İçindeki o ağır yük, o korku bir anda uçup gitti. Gözleri dolarak Aslı’ya doğru bir adım attı ve onu sımsıkı, nefessiz kalarcasına kucakladı.

Yılların öfkesi, yanlış anlamaları, o dağ gibi engeller bu sarılışta eriyip gitti. Baran, Aslı’nın saçlarına yüzünü gömerek, o içindeki tüm şefkatle fısıldadı:

"İyi ki varsın... Seni bir daha asla üzmeme izin vermeyeceğim."