BÖLÜM 12
Altıncı oyun başlamak üzereydi, fakat her iki tarafında oyuncuları ortalıkta görünmüyordu.
Ne olmuştu oyunculara, yoksa yine bilinmedik bir hastalık mı peyda olmuştu. Eğer öyleyse hemen tedbir alınmalıydı. İlk hastalıkta tedbirsiz davrandıkları için birçok hayvan telef olmuştu. Bu hastalık neredeyse insanlara bile bulaşacaktı. Neyse ki çok geçmeden oyuncular geldi ve yeni bir hastalığın ortaya çıkmadığı anlaşıldı.
Oyuncular ortaya çıkınca oyunu başlattılar. Bu seferki oyun dayanıklılık testiydi. Oyunculardan hangi takım dayanıklılık testini başarırsa bu oyunu kazanacaktı.
İlk dayanıklılık testi koşu şeklinde olacaktı. Koşu gözcülerin belirlediği noktalar arasında yapılacaktı. Gözcüler yarışı başlattıktan ilk yarım saatte hiçbir gurupta kopma olmamıştı.
Yarışmayı ilk terk edenler uzay oyunları sakinleri oldu. Onlar dayanıklılığa Siriuslular gibi hâkim olmadıkları için patır patır dökülmeye başladılar. Sonuçta bu oyunu kazanan karşı taraf oldu.
Durum şimdi üç iki olmuştu, ama son oynanan oyunda şaibe var gibi görünüyordu. Siriuslu oyuncular koşmuyorlar uçuyorlardı sanki. Bunu kanıtlamanın tek yolu oyunun tekrar izlenmesiydi.Fakat buna da Siriuslu oyuncular yanaşmıyordu.
Onların şaibeyle oyunu kazandıkları konuşmalarından anlaşıldı. Onlar ayaklarına hızlı koşmalarına yarayacak bir alet takmışlar bu şekilde kazanmışlardı.
Siriusluların oyuna hile karıştırdıkları anlaşılınca hem oynadıkları son oyundan hem de bir sonraki oyundan otomatikman diskalifiye edildi. Böylece durum uzay oyunları sakinleri lehine dört iki olmuş oldu.
Sıra gelmişti yedinci oyuna, bu oyun herkesin toplandığı büyük bir salonda yapılacaktı. Oyuna gelince, oyun kol güreşi ve ayak güreşi olacaktı.
Kol güreşi her takımdan üçer kişi ile oynanacaktı. Uzay oyunları sakinlerinden Mustafa, Salih ve Kemal oynayacaktı. Ayak güreşini ise Tülay, Zehra ve Selin oynayacaklardı.
Yedinci oyunda ilk olarak kol güreşiyle başlanacaktı. Kol güreşinde Mustafa, Salih ve Kemal’in rakipleri belli olmuştu. Salih’in rakibi kendine denkti. Mustafa’nın rakibi ondan güçlü görünüyordu. Kemal’in rakibi ise çelimsiz birine benziyordu, ama görünüşe aldanılmamalıydı.
İlk kol güreşini Salih yaptı. Yarım saat süren güreşten sonra Salih rakibi yenmeyi başardı. Ardından Mustafa rakibini yendi. Sıra Kemal’deydi ve bakalım o ne yapacaktı.
Kemal, ilk başta rakibinin çelimsizliğine güvenerek fazla ağırlığını vermedi ve bu yüzden neredeyse yenilecekti. Kolunun yere değmesine ramak kala bütün gücünü kullanmaya başladı. Ardından rakibinin kolunu dik tutmayı başardı ve en az yirmi dakika o şekilde kaldılar. Ne rakibi kendisine üstünlük sağlıyor ne de kendisi ona karşı üstünlük sağlayabiliyordu. Yarışmanın bitmesine on dakika kalmıştı ve hala ikisi de aynı şekilde duruyordu. Her ikisi de yorulmuştu ve rakibini bir an evvel tuşa getirmek için bastırıyordu ama her ikisinde de kımıldama yoktu.
Yarışmanın bitmesine üç dakika kalmıştı. Her ikisinden de patır patır ter dökülüyordu ve hala her ikisinden de kımıldama yoktu. Son saniyelere gelindiğinde Kemal artık dayanamadı ve rakibi karşısında gevşedi, tabi rakibi de bu fırsattan yararlanarak onu tuşa getirdi.
Sıra gelmişti ayak güreşine. Ayak güreşi şu şekilde yapılacaktı. Her yarışmacıların ayakları birbirlerine bağlanacaktı. Ayaklar bağlandıktan sonra havaya kaldırılacak, kaldırıldıktan sonra da yarışma başlayacaktı ve ayağını ilk kim yere değdirirse o kaybedecekti. İşte ayak güreşi bu şekilde yapılacaktı.
Bayanlardan ilk yarışmayı Tülay yapıyordu. Rakibi hem çirkin hem de aşırı derecede kokuyordu. Öyle ki koku yüzünden Tülay bir eliyle burnunu tutmak zorunda kalmıştı.
Tülay, koku yüzünden rakibinin işini bir an evvel bitirmek için çabalıyordu ama rakibi buna fırsat vermiyordu bir türlü. Fakat sonuçta kazanan yine Tülay olmuştu.
Tülay, rakibini yendikten sonra üzerine sinen kokuyu gidermek için hemen ayağa kalktı ve banyo yapabileceği bir yerler aradı. Yarışmaların yapıldığı yerde banyo vardı, fakat çok küçüktü. Bu yüzden üzerindeki kokuyu gidermek için saatlerce uğraştı. Bu uğraşıları sonunda sonuç vermiş, üzerindeki koku gitmişti. Fakat aşırı banyo yaptığından derisi büzüşmüştü. Bu yüzden de çok komik görünüyordu.
Sıra Zehra’daydı. Zehra’nın rakibi aşırı derece de şişmandı. Kolay kolay alt edilebilecek birine benzemiyordu.
İkisi de yere yatıp ayaklarını birleştirdiler. Zehra'nın rakibi onu görünce kahkaha attı. “Çıkarsa çıkara bunumu karşıma çıkardınız" dedi böbürlenerek.
Zehra’nın rakibi onu küçümsemişti. Fakat, rakibi küçümsemenin işe yaramayacağını öngörememişti. Çünkü Zehra, zayıf olmasına rağmen acı bir kuvveti vardı ve en güçlü rakiplerini bile yenebiliyordu.
Güreş başlandıktan yirmi dakika sonra rakibi hata yapınca Zehra bu hatayı affetmedi ve kendisinden kat kat üstün olan rakibini yenmeyi başardı.
Zehra'dan sonra sıra Selin’e gelmişti. Selin, bu yarışta biraz heyecanlı görünüyordu. Heyecan onun için hiç iyi değildi. O heyecanlandığında hatalar yapabiliyordu.
Tam güreş başlayacaktı ki yarışma durduruldu. Çünkü yarışma alanında kargaşa başlamıştı. Bu duruma yol açan sebep iseYam'ın, Kuvan bölgesindeki mahkumlarla o bölgeye saldırmasaydı.