BÖLÜM 13
Kaptan Yam, nöbetçilerin hepsi etkisiz hale getirildi. Şimdi emrinizi bekliyoruz. Bunu diyen Kaptan Yam'ın koğuş arkadaşı Dam'dı. O konuşurken Yam'da kaptanlık elbisesini giyiyordu.
“Dam kardeşim, şimdiye kadar biz düşündük artık bundan sonra Başkanlık düşünecek ha" dedi gülerek.
“Evet efendim, zaten yıllardır bu anı bekliyordum. Beni o korkunç yere tıkan başkan ve onun yargıçlarından intikam almak için yemin etmiştim. Şimdi bu sizin sayenizde gerçekleşecek' dedi Dam, dişlerini gıcırtatarak.
“Senin intikam almak istediklerine bizzat şahit olmuş biri olarak söylüyorum ki senden korkulur. Sana düşmanlık edenin vay haline” dedi Kaptan Sam, bunu derken dişlerini açmış pis pis gülüyorduz.
Ele geçirdikleri gemi sayısı 6 taneydi. Mahkumlar ise 800 kişi idiler. Bu hesaplı her uzay gemisine 133 kişi idiler. Bu da her gemi için yeterli sayıyı oluşturuyordu.
Mahkumlar gurup oluşturup her gemiye kaptan atandıktan yerleştiler. Her mahkum gemiye girdikten sonra Kaptan Yamve yardımcısı Dam ana gemiye geçtiler.Mahkumların oluşturduğu grup uzayın derinliklerinde ilerlerken Kuvan Bölgesinde olanlar başkanlığa ulaşmıştı.
Başkan yargıçlarını topladı ve durum değerlendirmesi yaptı. Sonuçta Yam ve adamlarından oluşan mahkum gurubuna karşı çıkılmasına karar verildi, ama yarışmalara devam edilecekti.
Alınan karar doğrultusunda uzay gemileri hazırlanıp onların üzerine yollanıldı, ama nafile bir çabaydı. Çünkü karşı taraf çok güçlüydü ve sonuçta çekilmek zorunda kaldılar.
“Kaptan Yam, başkanlığın gemileri ağır kayıp verip geri çekildiler. Şimdi ne yapmamızı istersiniz" dedi yardımcı kaptan Dam.
“Onlar cezalarını çekmeden durmayacağız" dedi Kaptan Yam bağırarak.
“Anlaşıldı, Kaptan Yam" dedi Dam ve ellerinde kalan beş gemiyle başkanlığın merkezine ve yarışmaların yapıldığı yere ateş açarak herkesi dehşete düşürdüler. Zira bundan önce hiç kimse böyle bir şey yaşamamışlardı.
“Neler oluyor Salih abi? Bu karışıklığın sebebi ne?” bunu diyen bilgisayar mühendisi olan Mustafa'ydı.
“Siz burada kalın ve sakin olun. Ben neler olduğunu öğrenir gelirim" dedi Salih, ardından kargaşa yaşayanların arasından sıyrılarak ilerledi, ta ki başkanlıkta çalışanların yanına varana kadar.
Başkanlık çalışanlarından biriyle karşılaşınca ona:
“Burada yaşanan karışıklığın sebebi ne?”diye sorunca o:
“Efendim, Kuvan Bölgesi'nde mahkum olan Kaptan Yam ve mahkumlar orada isyan çıkarıp nöbetçileri etkisiz hale getirmişler. Ardından da o bölgede bulunan gemileri ele geçirmişler" dediği anda yarışma alanına yakın bir noktada büyük bir patlama oldu. Patlamanın etkisiyle cam çerçeve ne varsa yerle bir oldu. Bu arada etrafa saçılan cam parçaları yüzünden yaralananlar oldu.
Salih, patlamanın verdiği o şok dalgasını atlattıktan sonra arkadaşlarına bir şeyler olduğunun etkisiyle koşarak onların yanına gitti. Çok şükür ki onlara bir şey olmamıştı. Sadece Tülin'in elinde hafif çizikler vardı.
Mustafa, Salih'in yanlarına döndüğünü görünce ona:
“Neler oluyor Salih abi, bu kargaşanın ve patlamanın sebebi ne?” diye sordu, endişe içerisinde.
Bu soru üzerine Salih,olanları kısaca anlattı. Onu dinleyen Mustafa düşüncelere daldı. Yazdığı yazılım acaba burada işe yarar mıydı? O bunu düşünürken başkanlıktan gelen üç kişi onları alıp güvenli bir yere götürdü.
Güvenli bölgeye gittikten sonra Mustafa, aklındaki fikri arkadaşlarına söyledi. Onlarda neden olmasın deyip hep beraber başkanın yanına gittiler. O sırada başkan da güvenli bölgeye geçmiş endişe içerisinde bekleşiyordu.
Başkan onları gördüğünde ne yapacağını şaşırdı. Çünkü onlar kendisine emanet idiler. Onların yasasına göre emaneti zayi etmek idam edilmek demekti.
“Başkan bey, ben bilgisayar mühendisi ve yazılımcıyım ve sizi bu durumdan kurtaracak bir fikrim var" bunu diyen Mustafa'ydı. Niyeti başkanın ilgisiniçekmekti. Buna da muvaffak olduğu başkanın yüz ifadesinden belli oluyordu. “Dış düşmanların her türlü elektronik silahları etkisiz hale getirmek bir yazılımım var. Dilerseniz bunu da size saldıranlara karşı kullanabiliriz"
“Ne diyorsun Mustafa Bey, öyleyse hem bu sıkıntıdan kurtuluruz hem de SiriusGezegenleri arasında barış sağlanmış olur.
“Hadi o zaman ne duruyoruz öyleyse”bunu diyen Zafer'di ve heyecandan yerinde duramıyordu.
Aralarındaki bu konuşmadan sonra tam başkanlıktan çıkacaklardı ki mahkumların başkanlıktan içeriye girdiklerini gördüler.Onları gören başkan ve uzay oyunları sakinleri hem başkanlık ofisine geri döndüler.
“Başkan bey, bu ofisten başka çıkış kapısı yok mu?”bunudiyen Kemal'di, diğerleri de onu destekler gibibaşkana bakıyorlardı.
“Evet var, ama...” dedi başkan tereddütlü bir şekilde.
“Ne aması başkan bey. Varsa çabuk söyleyin. Söylemezseniz az sonra içeriye girip hepimizi yakalayacaklar" dedi Kemal, bağırarak.
“Az önce dediğim gibi, başka kapı var ama yıllardır kullanılmadığı için paslanmış olabilir" dedi başkan tereddütlü bir şekilde.
O sırada kapıyı dinleyen Yavuz:
“Başkan bey çabuk olun, dışarıda ki ayak sesleri iyice yaklaştı.
“Tamam evlat, kapının anahtarı çekmecede olacak. Onu bulduk mu kurtulduk demektir" dedi başkan, ardındanmaskesinin çekmecesini karıştırarak anahtarı buldu. “Onu buldum çocuklar" dedi ve oturduğu yerden kalkarak gizli kapının olduğu yere vardı. Anahtarı kapının deliğine yerleştirdi ve çevirdi, ama o da ne kapı açılmıyordu. “Açılmıyor bu çocuklar" dedi telaş ve korku içerisinde.
Defalarca denemesine rağmen kapı değil açılmak yerinden bile kıpırdamıyordu.
“Başkanım, şu an kapının önündeler ve onu açmaya çalışıyorlar. Gerçi ben onu arkadan kilitledim, ama zorlamaya ne kadar dayanır bilemiyorum” dedi Yavuz.
Dışarıda ki kişiler “Hey oradakiler içeride olduğunuzu biliyorum. Siz açmazsanız kapıyı kırmak zorunda kalacağım diye bağırıyordu. O kapıyı dışarıdan zorlarken başkan da içeride gizli kapıyı açmaya çalışıyordu.
Herkes heyecanla bir taraftan başkanın eline bir taraftan da kapıya bakıyorlardı. Acaba ne olacaktı dışarıdaki mahkumların eline mi geçeceklerdi yoksa gizli kapıdan mı içeriye gireceklerdi.