BÖLÜM 14
**********
“Kaptan Yam, kardeşiniz Sam’ı ele geçirdik. Fakat,Gora Hanım yoktu. Söyler misiniz şimdi ne yapalım?" bunu diyen mahkumlardan biriydi.
O mahkum ve yanındakiler Kaptan Sam’ı ele geçirmişlerdi ama onun ailesini ele geçirememişlerdi. Çünkü Kaptan Sam onları evlerinin altındaki mahzene saklamıştı.
Yarım saat evvel...
“Gora, sevgili eşim, can yoldaşım kardeşimin adamları evimizin etrafını sarmışlar. Onlar eve girmeden oğlumuzu ve kızımızı da al ve kimsenin bilmediği o mahzene giren ve asla çıkmayın. Bana ne yaparlarsa yapsınlar çıkmayın” dedi Kaptan Sam, eşine.
Gora, eşinin sözlerinden dolayı içi sızladı. Yıllardır ondan ayrılmamıştı. Bundan dolayı da içi buruktu.
“Hayır, ne olur bunu benden isteme" dedi Gora, ağlamaklı bir ifadeyle.
“Ne diyorsam onu yap Gora”
“Hiç bir yere gitmeyip seninle kalacağım" diye diretti Gora.
“Sevgili Gora'm, inatçılığın sırası değil. Onlar seni ele geçirirlerse ne olacağını benden daha iyi biliyorsun.
“Haklısın, ama...”
“Benim güzel sevgilim, şimdi gidip çocukal gel. Bende anahtarı getireyim. Ondan sonra çocuklarla mahzene gireceksin ve benim çıkın sesimi duymadan da çıkmayacaksınız" dedi Kaptan Sam.
“Tamam da sen ne olacaksın?” dedi Gora, iç geçirerek.
“Sen beni merak etme. Ben bir şekilde kardeşimin gazabını atlatırım” dedi Sam, neşeli bir şekilde.
Kaptan Sam, eşini ve çocuklarını gizlemek için mahzenin kapağını açtı ve onları oraya yerleştirdi. Ardından eşine:
“Ne olursa olsun, benim çıkın sesimi duymadan asla çıkmayın" dedi ve mahzenden çıkarak kapağı kapattı. O işini bitirip salona geçtiğinde mahkumlar evin etrafını sarmışlar, kapıyı kırmaya çalışıyorlardı. Kapıyı kırıp içeri girdiklerinde ise Kaptan Sam'dan başkasını bulamamışlardı.
**********
Başkan ve uzay oyunları sakinleri başkanlık ofisindeki gizli kapıdan içeriye girdikten sonra sessizce aşağıya indiler.
Aşağıya inince başkan ilerideki uzay aracını göstererek:
“Şu gördüğünüz araçla bilgisayar odasına gidebiliriz"
“Başkan bey, iyi güzel de bizi görürlerse ne olacak" dedi Mustafa, endişeli gözlerle.
“Mustafa Bey, bu araç görünmez kalkanlara sahip. O kalkanları açarak gidersek hiç kimse bizi göremez" dedi onun endişesini gidermek için.
Başkan, onların endişelerini giderdikten sonra hep beraber araca bindiler. Görünmezlik kalkanı açtıktan sonra o araçlagizlice bilgisayar odasına sızdılar, ama mahkumlar orayı da çoktan ele geçirmişlerdi.
Başkanın adamlarından biri onları görünce telaşla:
“Başkanım ne yapacağız şimdi” telaşla.
“Sus be adam sus, duyacaklar şimdi bizi, dedi başkan.
Sustular, susmasalardı az kalsın yakalanacaklardı. Çünkü o sırada mahkumlar o tarafa doğrubakıyorlardı.
Hep beraber yere eğilip ördek yürüyüşü gibi yürüyerek mahkumların yanına gittiler. Ardından her biri bir yere dağılarak teker teker mahkumları etkisiz hale getirdiler.
Mahkumları teker teker etkisiz hale getiren uzay oyunları sakinleri tekrar bir araya geldiler. Ardından başkana dönerek ona:
“Başkanım, şimdi ne tarafa doğru gidiyoruz” dediler.
Başkan, onları dinledikten sonra:
“Şu ileride gördüğünüz merdivenlerden üst kata çıkacağız. Orada oldukça büyük bir oda var. İşte orası gitmemiz gereken yer. Oraya sağ salim ulaşırsak işimiz ondan sonra kolaylaşır”
Başkan, konuşmasını bitirdikten sonra sessiz bir şekilde üst kata çıktılar, ama o da ne Üst katta eli silahlı mahkumlar bekliyorlardı.
“Başkanım, aşağıdakilerin ellerinde silah olmadığı için onları kolay geçtik. Fakat, bunların ellerinde silah var” dedi Tülay, sessiz bir şekilde.
“Durun, hemen telaşlanmayın” dedi başkan “Buna da bir çözümümüz var. Şimdi etrafıma toplanın ve el ele tutunun"
Onlar, başkanın ne yapmak istediğini anlamsalar da onun dediğini yaparak el ele tutundular.Hep beraber el ele tutulduktan sonra başkan boşta kalan eliyle saatinin tuşlarına dokundu. İşlemi bittikten sonra başkan ayağa kalktı ve onlara:
“Hadi kalkın, onlar artık bizi göremezler" dedi ve yürüyerek mahkumlara doğru gitti.
“Başkan bey, ne yapmaya çalışıyorsunuz" diye bağırdı Selen.
Selenin bağırması üzerine başkan geriye dönerek:
“Selen Hanım, merak etmeyin onlar bizi ne görebilirler ne de duyabilirler. O yüzden hadi durmayın da peşimden gelin" dedi.
Selen ve yanındakiler birbirlerine bakıp “Yapacak bir şey yok" deyip süklüm püklüm başkanın arkasından gittiler.
Başkanın arkasından giden uzay oyunları sakinleri gözlerine inanamıyordu. Evet, tıpkı her şey başkanın dediği gibiydi. Mahkumlar ne onları görebiliyor ne de ayak seslerini duyabiliyorlardı. Sanki hepsi hipnoz olmuş gibi bir noktaya bakıyorlardı.
Onlar şaşkınlık içerisindeyken başkan mahkumları teker teker etkisiz hale getiriyordu.