Keşfet

BÖLÜM 16

UZAY OYUNLARI SAKİNLERİ

Yam, Sam'ın sözlerinden sonra iyice sinirlenerek Sam’a hızlı bir yumruk attı.Yediği yumruğun etkisiyle Sam bağlı bulunduğu sandalyeyle beraber yere yığıldı.

Aslında onun yere yığılması kurtuluşu olmuştu. Çünkü yere düştüğünde yerde kesici bir madde bulmuş, çaktırmadan almıştı.

           ******

“Başkanım silahları etkisiz hale getirildi” dedi başkan yardımcısı “Şimdi ne yapalım"

       Başkan, silahların susturulmasının verdiği rahatlıkla:

          “Bütün silahlarla ateş açın ve isyan eden mahkumların hepsini yakalayın” emrini verdi.

Emri alan başkan yardımcısı “Emrin başımın üstüne” deyip kolunu kaldırdı. Kolundaki saate benzer cihaza birkaç dokunuş yaptı. İşlemi bitince büyük bir gürültü koptu. Bilgisayar odasına yakın bir yerden 6 adet füze ateşlenerek uzaydaki 6 gemi teker teker yok edildi.

     Gemiler yok edildikten sonra mahkumlar kaçacak yer bulamayınca mecburen teker teker teslim oldular.

         “Başkanım bizi buraya getiren o kaptandan ” dedi Salih onun adını düşünerek “Yarışmalar başladıktan sonra ondan haber alamadık”

     Başkan, bu soru üzerine üzgün bir vaziyette:

        “Onun isyancı kardeşi kendisini ele geçirmiş. Şu an onun nerede olduğunu araştırıyoruz”

     Onun ele geçirildiğini duyan Mustafa:

         “Ne diyorsunuz başkan bey. O ne zaman ele geçirilmiş?” diye sordu hayretle.

         “Biz yakalanmamak için başkanlık ofisinden ayrıldığımız zaman” dedi başkan.

         “O zaman onu hemen kurtarmalıyız” diye söze atıldı Tülin.

        “O o kadar kolay değil" dedi başkan “İsyancı Yam, öyle bir yere gizlenmiş ki cps sistemi ile bulamıyoruz"

“Sizin teknolojiniz bizim dünyamızdakinden kat kat üstün olmasına rağmen mi bulamıyorsunuz" dedi Kemal, alaycı bir ifadeyle.

          “Evet, maalesef öyle, Teknoloji ne kadar üstün olursa olsun gördüğünüz gibi zaman zaman işe yaramıyor" dedi umutsuzca.

      Onlar umutsuz bir şekilde konuşurken karşıdan üstü başı yırtık, yüzü gözü kan içerisinde birinin geldiğini gördüler. Yüzü kanser içerisinde olduğu için kim olduğu belli olmuyordu.

      O kişi bunların yanına yaklaşarak cılız bir sesle “Su, su verin bana" dedi. Onun su istemesi üzerine Salih koşarak en yakın yerden su getirdi.

    O adam yüzünü yıkayıp kalan suyu da kendisi içti. Ardından dönüp uzay oyunları sakinlerine baktı.

         “Kaptan Sam, bu haliniz ne böyle” dedi başkan hayretle

           Kaptan Sam, başından geçenleri anlattıktan sonra:

             “Yam, beni yakalayıp sandalyeye bağladıktan sonra yüzüme yumruk attı. Ben o anda yere yığıldım. Yere düştüğümde kesici bir madde buldum ve onu gizlice aldım. Bu arada Yam, hem bana kızıyor hem de yakalanmanın verdiği stresle tir tir titriyordu”

             “Eee, sonra ne oldu ve onun elinden nasıl kurtuldun” diye sordu başkan.

              “O bana hakaretler yağdırdıktan sonra beni orada öylece bırakıp yanındaki mahkumla başka bir odaya geçti. Orada tek başıma kalınca elimdeki kesici aletle bağlı olduğum yeri kestim. Onlar tekrar odaya girecekken hızlıca pencereden aşağıya atladım. Pencereden aşağıya atladığım anda cam parçaları üstümü başımı parçalamış bundan haberim olmamıştı, ta ki buraya gelene kadar”

     Kaptan Sam'ın kurtulmasının anlaşılması üzerine yardımcısına dönerek:

“Kaptan Yam’ı kaçmadan derhal yakalayın” emrini verdi. Başkan yardımcısı aldığı emir üzerine Kaptan Sam'ı da yanına alarak kendine bağlı birliklerle yola çıktı.

Onlar yola çıktıktan kısa bir süre sonra Kaptan Yam, mahkumlarla beraber bulunduğu yerden kaçmaya çalıştı ama evin etrafının çevrili olduğunu görünce bundan vazgeçti.

         Kaptan Sam, onca şeye rağmen kardeşi hakkında içindeki iyi duyguları kaybetmemişti. Bundan dolayı onun teslim olacağını tahmin ediyordu.

          “Yam, gel teslim ol da bu kardeşini üzme. Ben, ne olursa olsun senden asla vazgeçmedim, sende vazgeçme. Güzel kardeşim, senin içinde az da olsa iyiliğin bulunduğunu biliyorum. İçindeki o iyiliği düşün ve teslim ol”

Onun okşayıcı sözleri karşında Yam:

           “Beni bu sözlerle kandıramazsın" diye bağırdı.

           “Yam, hani hatırlıyor musun? Ben küçükken suya düşmüştüm de sen beni kurtardın" dedi Sam, onu ikna edebilmek için

            “Evet, hatırlıyorum" dedi Yam “Seni kurtardıktan sonra babam bana teşekkür edecek yerine, beni bir güzel dövmüştü”

          “Yam, yanılıyorsun. Babam seni onun için dövmemişti” dedi Sam “Kendini de tehlikeye atarak beni kurtardığın için dövmüştü”

          “Hayır, sana inanmıyorum" dedi Yam ardından “Keşke o gün seni kurtarmasaydım" diye geçirdi içinden.

Başkan, onların konuşmalarını yarıda kesmek zorunda kaldı. Çünkü, yarışmayı yaptıkları rakiplerinin başkanı yanlarına gelmişti.

SiriusA Gezegenin başkanı, Sirius B gezegeninin başkanına:

              “Sen haa! Neden geldin bizim gezegenimize, daha fazla sorun çıkarmak için mi?”

Sirius B gezegenin başkanı bu sözler üzerine başını yere eğdi.

                “Hayır, buraya sorun çıkarmak için gelmedim” dedi.

                “Neden geldin öyleyse" diye bağırdı SiriusA gezegeni başkanı.

                 “Bunca zaman size ve gezegenize yaptığım haksızlıklardan dolayı özür dilerim” dedi yumuşak bir ses tonuyla.

             “Ne demek istiyorsun?” dedi SiriusA gezegeni başkanı.

             “Kaptan Yam, Kuvan bölgesine süzüldükten sonra onun hakkında uzun bir araştırma yaptırdım. Araştırmamın sonunda iki gezegeni birbirine düşürenin o olduğunu öğrendim.” Dedi Sirius B başkanı.

            “Siz ne diyorsunuz başkan bey. Sorunları çıkaran siz değil miydiniz?”

            “Hayır, bizde sizin çıkardığınızı zannediyorduk"

           “Anlaşıldı, anlaşıldı. Bizi birbirimize düşürenin kim olduğu anlaşıldı" dedi Sirius A gezegeni başkanı.

           ********

    Artık yolun sonuna geldiğini anlaşılmıştı Kaptan Yam için,ama o bunu anlamamış gibi görünüyordu. Bunu herkes anlamıştı, kardeşi Sam bile.

         “Yam, bu senin son şansın. Ya teslim ol, ya da...” dedi Sam ve daha fazla sürdüremedi sözünü. Yaralı olduğu için tansiyonu düşmüş olduğu yere yığılıp kalmıştı.

     Başkan, onu yere yıkıldığını görünce sağlık çalışanlarını çağırdı. Bu çağrı üzerine gelen sağlıkçılar kısa bir muayeneden sonra onu alıp götürdüler.

     O gittikten kısa bir süre sonra...

  “Yam, yarım saatin var. Teslim oldun, oldun olmazsan kendinle beraber evini havaya uçuracağız diye bağırdı başkan. Ardından beklemeye başladı.

         On dakika, yirmi dakika derken ona tanınan süre dolmuşYam ve adamlarından ses çıkmamıştı. Onlara tanınan süre dolunca başkan emrini verdi “Ateş edin"

Hayatını kötülüklerle geçiren Kaptan Yam'ın hayatı hazin bulmuştu. Ondan geriye kocaman bir enkaz kalmıştı. Geride bıraktığı enkazın düzelmesi ise uzun bir zaman alacak gibi görünüyordu.

Kaptan Sam, hastanede tedavi olup çıktığında içi buruktu. Çünkü hastanedeyken kardeşinin öldürüldüğünün haberini almıştı. Bu yüzden de içi buruktu.

O ne de olsa kardeşiydi, her ne kadar kötü olsa da. Onunla yaşadığı güzel günler hürmetine onu unutmayacaktı.

         Eve geldiğinde doğruca eşini ve çocuklarını sakladığı mahzene vardı. Eşine “Ben geldim, artık çıkabilirsin" diye bağırdı. Eşinin sesini ve parfüm kokusunu tanıyan Gora bulunduğu yerden çıkarak eşinin boynuna sarıldı “Seni çok ama çok seviyorum aşkım. Ömrüm boyunca da sevmeye devam edeceğim” dedi uzun uzun sarılarak.

           *******