BÖLÜM 5
Kaptan Yam, gemisinin kardeşi tarafından yok edildikten sonra bazı tayfaları ile beraber kurtulmuş, Sirius B gezegenine gelmişti ama morali oldukça bozuktu. Çünkü hem intikamını alamamış hem de çok sevdiği gemisinden olmuştu.
Onu Sirius B gezegeninin başkanı sinirli bir şekilde bekliyordu. Onun birkaç tayfasıyla beraber gezegene vardığını duyunca ayağa kalktı. Çalışma odasından çıkıp yargı odasına geçti. Diğer yargıçların da gelmesiyle beraber onu ve tayfalarını çağırdı.
Kaptan Yam, sonunun nasıl olacağını az çok tahmin ediyordu. Bu yüzden de tedirgindi. Başkanlık tarafından çağrıldığını duyunca tedirginliği iyice arttı. İçinde bulunduğu tedirginlikle başkanlığa vardı. Başkanın yargılama odasında olduğunu duyunca sürgüne gönderileceğini anladı, ama nereye. İşte bunu bilemiyordu.
***********
Kaptan Sam, başkanlıktan gelecek gemiyi bekliyordu. Zaman oldukça azalıyordu, ama o yinede umutluydu. Bu arada tayfaları gemiyi onarmaya çalışıyorlardı. Her ne kadar sonu iyi görünmese bile umutla çalışıyorlar, bu umutla beraber gülüp oynaşıyorlardı.
Nihayet bekledikleri gemi geldi. O gemideki tamir ekibi bir günlük uğraştan sonra Kaptan Sam’ın gemisini tamir ettiler. Atlama hızı tamir olduğuna göre artık gitmeye hazır oldular.
Kaptan Sam, geminin tamir olmasının verdiği gururla kaptan koltuğuna geçip emrini verdi ‘İstikamet Sirius A Gezegeni’ dedi ve Tam’a bakarak ona ‘Atlama hızını ayarla ve emrimi bekle’ dedi.
Tam, atlama hızını ayarladıktan sonra Kaptan Sam’a hazır olduğunu söyledi. O da bunun üzerine eliyle işaret ederek hızlanmalarını istedi. Tam’da aldığı emir üzerine gemiyi hareket geçirdi. Gemi atlama hızıyla beraber öyle hızlı hareket etti ki göz açıp kapanıncaya kadar Sirius A Gezegenine geldiler. Onların peşinden de başkanlığın gemisi geldi.
Kaptan Sam, gemiden indikten hemen sonra başkanlığa gitti. Orada sekreterden başkanla görüşmek istediğini söyledi. Sekreter, zaten bunu beklediği için hemen onu başkanın odasına aldı. O ve başkan bir müddet konuştuktan sonra Kaptan Sam, dışarıya başkanla beraber gülerek çıktı. Hiç beklemeden gemisine geldi. Derhal gemide bekleyen Uzay Oyunları yolcularının kaldığı odaya vardı. Onlara tek tek başkanın kendilerini beklediğini söyledi.
Uzay Oyunları yolcuları aldıkları bu haber üzerine toparlanıp başkanlığa gittiler.
Başkan, onların hepsiyle kendi usullerince sarılıp hasbi hal etti. Daha sonra oturmalarını rica edip onlara:
‘Hoş geldiniz Uzay Oyunları sakinleri, sizin buraya gelmeniz bizim için umut oldu. Umarım sizin sayenizde oyunları kazanırız ve halkımız olarak zulümden ve yok olmaktan kurtuluruz’ dedi güler yüzlü bir ifadeyle.
Salih, onların en büyüğü olduğu için diğerlerinin yüzüne bakıp kendisinin, konuşmasının daha uygun olabileceğini ima etti. Onlarda kafalarıyla onaylayınca başkana:
‘Sayın Başkan, konuşmalarınızdan anlıyoruz ki çok büyük bir sıkıntı içerisindesiniz. Hiç merak etmeyin, ben ve arkadaşlarım elimizden geleni yapıp sizi bu sıkıntılardan kurtaracağız. O yüzden huzursuz olmayın ve ümidinizi kaybetmeyin’ dedi babacan bir tavırla.
Başkan, bu konuşmalardan sonra bir anda ayağa kalkıp hepsiyle kucaklaştı. Umutla yüzlerinden gözlerinden öptü. Daha sonra oradakilere emir verip başkanlığın en iyi konakların hazırlanmasını istedi. Konaklar hazırlanınca da Uzay Oyunları sakinleri konaklara geçip yol yorgunluğunu atarcasına saatlerce uyudular.
Sirius A gezegenine gece vakti geldikleri ve yorgun oldukları için nasıl bir yer olduğunu görememişlerdi. Ertesi gün kalktıklarında o gezegenin nasıl bir yer olduğunu gözlemleme fırsatı doğdu.
Gözlemledikleri kadarıyla Sirius A gezegeni Dünyaya göre çok çok ileride bir seviyedeydi. Uçan arabalar her yerdeydi. Binaları çok yüksek ve kıvrımlıydı. O gezegenin insanlarının giydikleri çok garipti. Tıpkı çizgi filmlerde giyinilen elbiselere benziyordu. Birbirlerini selamlarken önce kendi etraflarında dönüyorlar sonra asker selamı verir gibi birbirlerine selam veriyorlardı.Birde telefon kulübesi gibi bir yerlere giriyor ve bir yerlere bastıktan sonra ortadan kayboluyorlardı. İşte Sirius A gezegeni böyle bir yerdi.
Tülay, gördükleri karşısında adeta ağzı bir karış havada kalmış, hayran hayran etrafına bakınıyordu. Öyle ki üzerine gelen arabayı göremeyecek kadar hayrandı. Yavuz, onu tutup kenarı çekmese arabanın altında kalıp ezilebilirdi.
Yavuz, onu tutup kenara çektikten sonra ona:
‘Tülay Hanım, canınıza mı susadınız? Sizi tutup çekmeseydim az kalsın arabanın altında kalıp ezilecektiniz’ dedi sitem edercesine.
Tülay, Yavuz’un sitemini dinledikten sonra ona:
‘Yavuz Bey, size ne kadar teşekkür etsem azdır. Sayenizde ölümden döndüm’ dedi mahcup bir ifadeyle.
Salih, araya girerek onlara:
‘Aranızdaki konuşmalar bittiyse gidelim artık. Zira yapacak bir sürü işimiz var’ dedi onlara kızarcasına.