BÖLÜM 9
Yolda giderken yine dünyaya göre tuhaf bir şeyle karşılaştılar. Oradaki atlar tıpkı avatar filmindeki atlara benziyordu. O atlar çok sevimli görünü yordu ama bunun tam tersi. Onlara dokunduğun an köpek gibi hırlıyor ve kapmaya çalışıyorlardı. Bu yüzden oranın halkı onlara hiç dokunmuyor, hatta onları gördüğü zaman kaçıp uzaklaşıyorlardı.
Onlar Sirius A gezegenine ayak basmış basalı bir hafta olmuş ve yarışmalara iki gün kalmıştı. Yarışmanın yapılacağı yer tıka basa dolmuş, herkes hazırlığını tamamlamaya çalışıyordu.
Uzay oyunları gezginleri yarışmaları kazanacaklarına emindiler. Ama ya kazanamazlarsa, o zaman ne olurdu. Kendileri yüzünden bir halk yok olup gidebilirdi. Bunu da hiç istemezlerdi. Bunun için oyunları kazanmak için her şeyi yapacaklardı.
*******
Kaptan Yam, tutuklanıp sürgüne gönderileceğini anlayınca kaçma planları yaptı. Ama onu yargılama odasına götürenler kollarından öyle sıkı tutmuşlardı ki değil kaçmak kollarını bile kıpırdatamıyordu. Bu yüzden de kaçma planı suya düştü.
Onu kollarından tutan yargı odası çalışanları odaya geldikten sonra başkanın karşısına getirip zorla diz çöktürdüler.
Başkan ve yardımcıları onun karşılarında görünce yüzüne tükürdüler. Bu da onların kanununa göre kaleminin kırıldığının belirtisiydi.
Başkan, ona tek bir laf bile etmeden çıkmasını istedi. O arkasını dönüp giderken ona:
‘Seni Kuvan Bölgesi’ne sürgüne gönderiyorum’ dedi bağıra bağıra.
Kuvan Bölgesi, en ağır suç işlemiş kişilerin gönderildiği, kum fırtınaların sık sık yaşandığı taşlık bir bölgeydi. Bu bölgede ayrıca zehirli hayvanların bulunduğu yerdi. Buraya ölümüne hükmedilmiş bir bölgeydi. Bu yüzden de hiçbir suçlu bu bölgeye gitmek istemezdi.
Ham, Kuvan Bölgesi’ni duyunca iliklerine kadar ürperdi. Oraya gitmemek için her şeyini feda edebilirdi. Ama yanında ızbandut gibi adamlar vardı. Onlar, kaçmaması için ortalarına alıp öyle sıkıştırmışlardı ki canlanması bile mümkün değildi. Bundan dolayı da onlarla beraber tıpış tıpış gidiyordu. Aslında atasına ve vatanına yaptığı ihanetin cezasını çekiyordu. Hem de bir daha oradan çıkmamak üzere.
Kuvan Bölgesine iki günlük bir yolculuktan sonra vardılar. Orada onları yine ızbandut gibi adamlar bekliyordu ve ağızları sulanmış gibi bakan suçlular…
*********
Artık yarışmanın zamanı gelip çatmıştı. Yarışmacılar her bir rakibinin yarışmadan çekilmesi için birbirlerini sinirlendirmeye çalışıyorlardı. Zira yarışmada sinirlerine hâkim olamayıp kavga edenler yarışmadan diskalifiye ediliyorlardı.
İlk yarışma araba yarışıydı. Bu yarışmada on yarışmacı vardı. Bu yarışma normal araba yarışı değil de elektronik arabalarla ve uzaktan kumandalarla yapılacaktı.
Bütün yarışçılar hazırlanmış yarışmanın başlama saatini bekliyorlardı. Başlama saatlerini ve oyunları yönetecek olan, iki gezegenden bağımsız başka bir gezegende yaşayan ve bu oyunları yazan kişiler yönetecekti.
Başlama düdüğünü çalacak olan kişi bastonunu yere vura vura geliyordu. Bu oyunun başlama düdüğüydü. Bu takırtıları duyan bütün oyuncular hızla oyuna başladı.
Oyunun ilk çeyreğine gelinmişti. Oyunun birinci olarak götüren Sirius B oyuncularıydı. Uzay oyunları sakinleri ise ortalardaydı.
Yarışmanın son çeyreğine geldiğinde Sirius B gezegeni oyuncuları birinciliklerini sürdürüyorlardı. Uzay oyunları sakinleri ise hemen onların arkasındaydı.
Yarışmanın son anları çekişmeli geçiyordu. Uzay oyunları sakinleri neredeyse birinci duruma gelmek üzereydiler. Bu arada oyunları sabote etmek isteyenler çıkıyor, bazı oyuncuların saf dışı kalmalarına sebep oluyorlardı.
Oyunun bitmesine bir saat kalmıştı. Sirius B gezegeni oyuncuları ve Uzay Oyunları sakinlerinden başka bir kimse kalmamıştı.
Sirius B gezegeni oyuncuları rakibini saf dışı bırakmak için yaptığı her hamleyi Uzay Oyunları sakinleri savuşturuyor oyundan kopmamak için her şeyi yapıyorlardı.
Nihayet ilk oyun bitti. Ama kimin kazandığı belli değildi. Çünkü oyunu aynı anda bitirmişlerdi. Kimin birinci olarak bitirdiğini ancak kameralar belirleyebilirdi.
Yarışmacıların dinlenip kendilerine gelmeleri için kameraların izlenmesi ertesi güne bırakıldı.
*******