# ⚔️ 11. BÖLÜM — MASKELERİN VE AYNALARIN SAVAŞI
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# ⚔️ 11. BÖLÜM — MASKELERİN VE AYNALARIN SAVAŞI
“Hâlâ onları mı düşünüyorsun, kütüphaneci?”
Morrgan’ın sesi rüzgârın uğultusunun arasından geldi.
Aleric cevap vermeden önce aşağıdaki beyaz orduya baktı.
“Evet.”
“Şu kırk kere düşünüp bir türlü adım atmayanları mı?”
Aleric kaşlarını çattı.
“Bir şeyi doğru yapmak için düşünmek kötü bir şey değil.”
“Değil.”
Morrgan birkaç saniye sustu.
“Ama bazen fazla düşünmek, hiçbir şey yapmamak için iyi bir bahaneye dönüşüyor.”
Aleric ona baktı.
“Nasıl yani?”
“Şöyle…”
Morrgan ellerini korkuluğun üzerine koydu.
“Birine yardım etmek istiyorsun ama önce kendine soruyorsun. ‘Ya yanlış yaparsam? Ya insanlar beni kötü görürse? Ya benim hakkımda düşündükleri değişirse?’ Sonra o kadar çok düşünüyorsun ki yardım edeceğin kişi çoktan yalnız kalmış oluyor.”
Aleric’in yüzündeki ifade değişti.
Morrgan devam etti.
“Bazıları gerçekten yardım etmekten çok kendi vicdanını rahatlatmakla ilgileniyor.”
“Bu biraz ağır olmadı mı?”
“Gerçekler genelde biraz ağırdır.”
Aleric istemeden gülümsedi.
“Senin her cevabın böyle mi?”
“Çoğunlukla.”
Tam o sırada Aleric’in elindeki kitap hafifçe ısındı.
Kapağı kendiliğinden aralandı.
Sayfalardan biri çevrildi.
Siyah mürekkep yavaşça hareket etti.
**“MASKELER, YÜZLERDEN DAHA GÜVENLİDİR.”**
Aleric kaşlarını kaldırdı.
“Bu ne demek?”
Yeni bir cümle belirdi.
**“ÇÜNKÜ YÜZÜNÜ GÖSTERENİ KANDIRMAK ZORDUR.”**
Aleric kitabı kapatmadı.
Morrgan yazıya baktı.
“Bazen senden nefret ediyorum.”
Kitap bir süre sessiz kaldı.
Sonra tek kelime yazdı:
**“BİLİYORUM.”**
Aleric güldü.
“Bence bunu özellikle yapıyor.”
“Kesinlikle.”
Morrgan tekrar aşağıdaki orduya baktı.
“Onların hepsinin kötü olduğunu söylemiyorum.”
Aleric şaşırdı.
“Gerçekten mi?”
“Evet. Bazıları gerçekten doğru şeyi yaptığını düşünüyor.”
“Peki ya diğerleri?”
Morrgan omuz silkti.
“Onları henüz bilmiyorum.”
Aleric başını salladı.
Bu cevap hoşuna gitmişti.
Çünkü ilk kez Morrgan da her şeyi biliyormuş gibi davranmıyordu.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Aleric gri sislerin kapladığı uzak bölgeye baktı.
“Araf…”
Morrgan ona döndü.
“Ne oldu?”
“Orası neden hep böyle?”
“Nasıl?”
“Ne tamamen bizim tarafımızda ne de onların.”
Morrgan’ın yüzündeki ifade değişti.
“Araf’ın sorunu tam da bu.”
Aleric kaşlarını çattı.
“Tarafsız olmak neden kötü olsun?”
“Her zaman kötü değil.”
“Az önce kötüymüş gibi söyledin.”
“Çünkü bazen tarafsızlık, seçim yapmamak değildir.”
Morrgan kısa bir süre durdu.
“Bazen sadece seçim yapmaya cesaret edememektir.”
Aleric aşağı baktı.
Kütüphanedeki eski günleri geldi aklına.
Sessiz raflar.
Tozlu kitaplar.
İnsanların hikâyeleri.
Hepsini okur, hepsini incelerdi.
Ama hiçbirine gerçekten dokunmazdı.
“Ben de öyle miydim?” diye sordu.
Morrgan hemen cevap vermedi.
“Bilmiyorum.”
Aleric ona baktı.
“Sen de bilmiyor musun?”
“Hayır.”
Morrgan omuz silkti.
“Bazen insanın kendi cevabını kendisinin bulması gerekiyor.”
Aleric hafifçe başını eğdi.
“Bu kez mantıklı söyledin.”
“Bu kez mi?”
“Evet.”
Morrgan ona ters ters baktı.
Aleric gülmemek için kendini zor tuttu.
Kitap yeniden hareket etti.
Bu kez sayfada tek bir cümle oluştu:
**“ORTADA KALMAK DA BİR SEÇİMDİR.”**
Aleric’in gülümsemesi kayboldu.
“Yani…”
Kitaba baktı.
“Hiçbir tarafı seçmemek de aslında bir taraf seçmek mi?”
Kitap cevap vermedi.
Morrgan da cevap vermedi.
Cevap vermemeleri, cevabın kendisinden daha ağır geldi.
Aleric tekrar beyaz orduya baktı.
Sonra Kızıl Hisar’a.
Ardından gri sise.
Beyaz.
Kırmızı.
Gri.
Eskiden bunların yalnızca renk olduğunu düşünürdü.
Şimdi ise her birinin arkasında insanların olduğunu biliyordu.
Korkuları.
Yanlışları.
Doğruları.
Maskeleri.
“Sanırım anlıyorum.”
Morrgan ona baktı.
“Neyi?”
“Temiz kalmakla doğru olanı yapmak aynı şey değil.”
Morrgan başını hafifçe salladı.
“Şimdi oldu.”
Aleric elindeki kitaba baktı.
“Peki kirlenmek?”
“Kaçınılmaz.”
“Bundan hiç rahatsız olmuyor musun?”
Morrgan kısa bir kahkaha attı.
“Aleric, burada doğdum. Kan, kül, savaş… Bunların arasında büyüdüm. Elbette rahatsız olduğum şeyler var.”
Bir an sustu.
“Ama sırf ellerim kirlenmesin diye kenarda duracak değilim.”
Aleric sessiz kaldı.
Morrgan devam etti.
“Önemli olan kusursuz olmak değil.”
“Ne peki?”
“Ne yaptığın.”
Aleric aşağıdaki beyaz orduya baktı.
Bir zamanlar onların söylediklerine inanabilirdi.
**Kurtarmaya geldik.**
**Seni özgürleştireceğiz.**
**Biz iyiyiz.**
Ama artık başka bir soru vardı.
**Kimin kararına göre?**
Aleric kitabı göğsüne bastırdı.
“Sanırım benim yerim…”
Cümlesini tamamlamadan durdu.
Morrgan bekledi.
Aleric bu kez tereddüt etmedi.
“Burada.”
Gözlerini beyaz ordudan ayırmadı.
“Onların her şeyi doğru bildiğini düşündüğü tarafta değil.”
Sonra Kızıl Hisar’a baktı.
“Bizim de tamamen doğru olduğumuzu söylemiyorum.”
En son gri sise döndü.
“Ama hiçbir şey yapmadan ortada durmak da istemiyorum.”
Kitabın kapağı hafifçe titredi.
Sayfada son bir cümle belirdi:
**“SEÇTİN.”**
Aleric kitabı kapattı.
“Evet.”
Bu kez sesi titremiyordu.
“Seçtim.”