# ⚔️ 12. BÖLÜM — KAİDELERİ KİM YAZDI?
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# ⚔️ 12. BÖLÜM — KAİDELERİ KİM YAZDI?
“Aleric!”
Başrahibin sesi surların üzerinden yükseldi.
“Biz senin bu dünyaya gelişini bir işaret sandık. Zamanın ötesinden gelen bir umut… Bir kurtarıcı…”
Aleric başını kaldırdı.
“Ama?”
Başrahip kısa bir süre sustu.
“Ama yanılmışız.”
Aşağıdaki beyaz askerlerin arasında hafif bir hareketlilik oldu.
Başrahip devam etti.
“Daha bu topraklara ilk adımını attığın anda ruhunun lekeli olduğu belliydi. Şimdi de seçtiğin taraf bunu kanıtladı.”
Aleric birkaç saniye sessiz kaldı.
Elindeki kitap ısındı.
Parmaklarının arasındaki kapak hafifçe titredi.
Aleric kitabı daha sıkı tuttu.
“Benim hakkımda karar vermeyi ne zaman başardınız?”
Başrahip kaşlarını çattı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Beni tanımıyorsunuz.”
Aleric surların kenarına bir adım daha yaklaştı.
“Ama yine de kirli olduğuma karar verdiniz.”
Başrahip cevap vermedi.
Aleric aşağıdaki orduya baktı.
“Peki bunu kim belirliyor?”
Sessizlik.
“Kim temiz? Kim kirli? Kim iyi? Kim kötü?”
Bakışlarını beyaz zırhlı askerlere çevirdi.
“Bunların kurallarını kim yazdı?”
Başrahip bu kez sert bir sesle karşılık verdi.
“Binlerce yıllık kaidelerden bahsediyoruz.”
“Yani biri yazdı.”
“Bu kadar basit değil.”
“Bence oldukça basit.”
Aleric’in sesi yükseldi.
“Birileri kuralları yazdı. Sonra da o kurallara uymayan herkese kötü dediniz.”
Aşağıdaki askerlerden birkaçının bakışları birbirine kaydı.
Morrgan sessizce Aleric’in yanında duruyordu.
Aleric devam etti.
“Bir ejderha ateş püskürtüyor diye kötü mü?”
Başrahip cevap vermedi.
“Bir şey yakıyor diye ateş kötü mü?”
Aleric başını hafifçe yana eğdi.
“Yoksa sadece kontrol edemediğiniz için mi korkuyorsunuz?”
Başrahibin yüzü gerildi.
“Sen hiçbir şey bilmiyorsun.”
“Doğru.”
Aleric’in sesi bu kez sakindi.
“Her şeyi bilmiyorum.”
Kısa bir an durdu.
“Ama sizin kadar emin de değilim.”
Aşağıdaki uğultu yeniden yükseldi.
Başrahip öfkeyle bağırdı.
“Saflığın ne demek olduğunu bile bilmiyorsun!”
Aleric derin bir nefes aldı.
“Belki de sizin saflık dediğiniz şeyle benim anladığım şey aynı değildir.”
Başrahip sustu.
Aleric elindeki kitaba baktı.
“Beyaz olmak insanı otomatik olarak iyi yapmıyor.”
Sonra kırmızı sancaklara çevirdi gözlerini.
“Bizi de kırmızı olduğumuz için kötü yapmıyor.”
Morrgan hafifçe başını salladı.
Aleric devam etti.
“İnsanları renklerine göre ayırmak kolay. Asıl zor olan, ne yaptıklarına bakmak.”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Morrgan öne çıktı.
“Duydunuz.”
Başrahip ona döndü.
Morrgan’ın eli kılıcının kabzasındaydı.
“Bunca yıldır insanlara neyin doğru olduğunu anlatıyorsunuz. Ama bir kez olsun onlara ne istediklerini sormayı düşünmediniz.”
Başrahip sertçe karşılık verdi.
“Biz onları koruyoruz.”
Morrgan’ın yüzündeki ifade değişmedi.
“Belki de sorun tam olarak bu.”
Başrahip kaşlarını çattı.
Morrgan devam etti.
“İnsanları korumakla onlar adına karar vermek arasındaki farkı unutuyorsunuz.”
Aşağıdaki askerlerden biri başını eğdi.
Bir diğeri mızrağını huzursuzca elinde değiştirdi.
Aleric bunu fark etti.
Hepsi aynı şeyi düşünmüyordu.
Ama artık hepsi dinliyordu.
Elindeki kitap yeniden ısındı.
Kapağı kendiliğinden açıldı.
Siyah mürekkep sayfanın üzerinde ağır ağır ilerledi.
**“KAİDELERİ YAZANLAR, KENDİLERİNİ KAİDELERİN DIŞINDA TUTMAYI SEVER.”**
Aleric yazıya baktı.
“Bu biraz fazla açık sözlü.”
Morrgan istemeden güldü.
“Kitap bugün özellikle sinir bozucu.”
Yeni bir cümle belirdi.
**“BUGÜN MÜ?”**
Aleric birkaç saniye yazıya baktı.
Sonra başını iki yana salladı.
“Tamam. Haklısın.”
Morrgan güldü.
Başrahibin sesi yeniden yükseldi.
“Bu saçmalığı bitirin!”
Beyaz askerlerin bir kısmı silahlarına davrandı.
Aleric’in yüzündeki ifade değişti.
Artık konuşmanın sona erdiğini anlamıştı.
Kitabı yavaşça kapattı.
Başrahip son kez seslendi.
“Aleric! Hâlâ geri dönebilirsin.”
Aleric aşağı baktı.
“Geri dönmek?”
“Saflığa.”
Aleric birkaç saniye düşündü.
Sonra başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Sesi sakindi.
“Artık kimin ne olduğunu sadece rengine bakarak anlayamayacağımı biliyorum.”
Kitabı göğsüne çekti.
“Ama sizin kurallarınızla yaşamayacağımı da biliyorum.”
Morrgan kılıcını çekti.
Metal sesi taş duvarlarda yankılandı.
Aleric ona baktı.
“Şimdi ne olacak?”
Morrgan aşağıdaki orduya çevirdi gözlerini.
“Sanırım artık konuşmayacağız.”
Kitabın sayfası bir kez daha açıldı.
Siyah mürekkep tek bir cümle oluşturdu:
**“MASKELER DÜŞTÜ.”**
Aleric gözlerini beyaz orduya çevirdi.
Bu kez yalnızca öfkeyi görmedi.
Bazılarının yüzünde korku da vardı.
Ve o anda anladı.
Konuşma bitmişti.
Savaş başlamak üzereydi.
Yorumlar
- İkbal Sürücü: Kalemine sağlık canım