Keşfet

# ⚔️ 13. BÖLÜM — GERÇEĞİN SAVAŞI

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# ⚔️ 13. BÖLÜM — GERÇEĞİN SAVAŞI

“Hazır mısın?”

Morrgan aşağıdaki orduya bakmaya devam ederek sordu.

Aleric kaşlarını kaldırdı.

“Değilim.”

Morrgan ona baktı.

“Güzel.”

“Güzel mi?”

“Kimse gerçekten hazır olmaz.”

Aşağıdan metal sesleri yükseliyordu.

Beyaz zırhlı askerler saflarını sıklaştırıyor, mızraklarını kaldırıyorlardı. Başrahip en önde duruyordu.

Aleric kitabı biraz daha sıkı tuttu.

“Bunca insanın gerçekten bizim kötü olduğumuza inandığını düşünmek garip.”

Morrgan kısa bir nefes verdi.

“Bazıları inanıyor.”

“Ya diğerleri?”

“Onları henüz bilmiyoruz.”

Aleric aşağıya baktı.

Bazı askerler kararlı görünüyordu.

Bazılarıysa huzursuzdu.

Bir asker yanındaki arkadaşına bir şey söyledi. Diğeri cevap vermedi.

Aleric bunu fark edince başını hafifçe yana eğdi.

“Bak.”

Morrgan baktı.

“Ne?”

“Hepsi aynı düşünmüyor.”

“Ben de zaten hepsinin aynı olduğunu söylemedim.”

Aleric kitabın kapağını açtı.

Sayfalar hızla çevrilmeye başladı.

Bu kez kitap sessiz değildi.

Mürekkep sayfanın üzerinde ağır ağır hareket etti.

Sonra tek bir cümle belirdi.

**“GERÇEK SAVAŞ BAŞLADIĞINDA, MASKELERİN DEĞERİ KALMAZ.”**

Aleric kaşlarını çattı.

“Bunu savaş başlamadan önce söylemen gerekmez miydi?”

Kitap yeni bir cümle yazdı.

**“SEN DE ARTIK GEÇ KALDIN.”**

Aleric istemsizce güldü.

“Çok yardımcı oldun.”

Morrgan başını iki yana salladı.

“Kitapla tartışmayı bırak.”

“Bunu söyleyen kişi sen misin?”

“Evet.”

“İronik.”

Morrgan'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

Tam o sırada aşağıdan bir borazan sesi yükseldi.

Uzun.

Keskin.

Ve bu kez bekleyiş sona erdi.

Başrahip asasını kaldırdı.

“İLERİ!”

Beyaz ordu aynı anda hareket etti.

Mızraklar öne çevrildi.

Okçular yaylarını gerdi.

Atların ayak sesleri taş zemini titretti.

Aleric'in yüzündeki ifade değişti.

“Başlıyor.”

Morrgan kılıcını çekti.

“Evet.”

İlk oklar havaya yükseldi.

Aleric kitabı kapattı ve başını kaldırdı.

Gökyüzünde kızıl bir gölge belirdi.

Ejderha.

Kanatlarını açarak surların üzerinden geçti ve güçlü bir çığlık attı.

Morrgan'ın yüzündeki ifade bir anda sertleşti.

“Kapıları açın!”

Aşağıdaki askerler emri duydu.

Kızıl Hisar'ın dev kapıları ağır ağır açılmaya başladı.

Aleric şaşkınlıkla baktı.

“Kapıları mı açıyoruz?”

Morrgan ona döndü.

“Onları dışarıda bekletmenin anlamı kalmadı.”

“Bu plan mı?”

“Hayır.”

“Harika.”

“Doğaçlama.”

“Daha da harika.”

Kapılar tamamen açıldı.

Gölge Ordusu dışarı çıktı.

Bu kez kimse kendisini iyi göstermek için uğraşmıyordu.

Kimse beyaz görünmeye çalışmıyordu.

Kimse kusursuz olduğunu iddia etmiyordu.

Ama Aleric ilk kez bunun sadece iki ordunun savaşı olmadığını anladı.

Bir tarafta kendisini iyiliğin sahibi ilan edenler vardı.

Diğer tarafta karanlığı saklamayanlar.

Ama ikisinin arasında hâlâ insanlar vardı.

Korkuları olan.

Şüphe eden.

Yanılabilen.

Aleric kitabı yeniden açtı.

Mürekkep sayfanın ortasında toplandı.

**“RENKLER SAVAŞMAZ.”**

Aleric bekledi.

Yeni bir cümle geldi.

**“İNSANLAR SAVAŞIR.”**

Aleric'in yüzündeki ifade değişti.

“İşte bunu anlıyorum.”

Morrgan ona baktı.

“Neyi?”

“Bunun sadece beyazlara karşı kırmızıların savaşı olmadığını.”

Morrgan kılıcını kaldırdı.

“Sonunda.”

“Ne?”

“Anlamaya başladın.”

Bir ok surlara çarptı.

Taş parçaları etrafa saçıldı.

Aleric refleksle geri çekildi.

“Tamam. Anladım!”

Morrgan güldü.

“Şimdi kaçmak yok.”

Aleric kitabı kolunun altına sıkıştırdı.

“Zaten kaçacak yer bırakmadınız.”

Ejderha yeniden gökyüzünden geçti.

Aşağıda iki ordu birbirine doğru ilerliyordu.

Ve Aleric ilk kez kendisini bir hikâyenin içinde değil, doğrudan savaşın ortasında hissediyordu.

Kitap son kez açıldı.

Tek bir cümle yazdı:

**“ŞİMDİ GERÇEĞİN HANGİ TARAFINDA OLDUĞUNU GÖRECEĞİZ.”**

Aleric sayfaya baktı.

Sonra savaş alanına.

Bu kez cevap vermedi.

Çünkü bazı şeyleri anlamak için konuşmak yetmiyordu.

Bazen insanın neye inandığını, ancak yaptığı seçim gösteriyordu.

Ve savaş artık başlamıştı.