Keşfet

# ⚔️ 14. BÖLÜM — KALEMİ KIRANLARIN TARİHİ

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# ⚔️ 14. BÖLÜM — KALEMİ KIRANLARIN TARİHİ

Kızıl Hisar'ın kapıları hâlâ sarsılıyordu.

Dışarıdaki savaş sesleri taş duvarların arasından içeri kadar giriyordu. Metal sesleri, bağırışlar, uzaktan gelen borazanlar...

Aleric surların kenarında durdu.

Aşağıdaki beyaz zırhlı askerlere baktı. Sonra elindeki kitaba.

“Bütün bunlar ne zamandır böyle?”

Morrgan yanına geldi.

“Neyi soruyorsun?”

“Bu savaşı.”

Morrgan birkaç saniye aşağıya baktı.

“Bilmiyorum.”

Aleric kitabın kapağını açtı.

Sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı.

Birinci sayfa.

İkinci sayfa.

Sonra sayfalar daha da geriye doğru çevrildi.

Aleric şaşkınlıkla kitabı tuttu.

“Bunlar ne?”

Kitap bir anda durdu.

Boş bir sayfanın ortasında siyah mürekkep belirdi.

**“BİRİLERİ BAŞLANGICI YAZDI.”**

Aleric sayfaya baktı.

“Peki sonunu kim yazacak?”

Kitap cevap vermedi.

Morrgan aşağıdaki orduya bakmayı sürdürdü.

“Belki de sorun tam olarak bu.”

Aleric ona döndü.

“Ne?”

“Bize yıllardır kim olduğumuzu söylediler.”

Morrgan bir an durdu.

“Sen karanlıksın.”

Sonra başka bir cümle söyledi.

“Sen tehlikelisin.”

Bir diğeri geldi.

“Sen kurtarılmalısın.”

Aleric sessizce ekledi:

“Sen kötüsün.”

Morrgan ona baktı.

“Ya da sen iyisin.”

Aleric başını salladı.

“Ve kimse gerçekten ne istediğimizi sormadı.”

Morrgan'ın bakışları aşağıdaki orduya kaydı.

“Şimdi soruyorlar mı?”

Aleric kısa bir süre onları izledi.

“Hayır.”

Tam o sırada beyaz ordunun içinden bir ses yükseldi.

“PRENSES MORRGAN!”

Morrgan başını kaldırdı.

Başrahipti.

“Son kez söylüyorum! Gölge'nin etkisinden çıkın! Hâlâ geri dönme şansınız var!”

Morrgan'ın yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.

“Yine benim adıma karar veriyor.”

Aleric kitabı kapatmadı.

Bir sayfa daha çevirdi.

Bu kez sayfada eski bir harita belirdi.

Üç bölge vardı.

Işık Krallığı.

Gölge Krallığı.

Araf.

Ama haritanın en altında daha önce hiç görmediği başka bir isim vardı.

**UNUTULMUŞ YAZILAR DİYARI.**

Aleric'in kaşları çatıldı.

“Bunu daha önce görmedim.”

Morrgan eğilip haritaya baktı.

“Ben de.”

“Demek Araf'ın dışında başka bir yer daha var.”

Kitap bir anda ısındı.

Haritanın üzerindeki yazılar yavaş yavaş silinmeye başladı.

Sonunda geriye yalnızca tek bir cümle kaldı.

**“ONLARIN TARİHİ, SİZİN HATIRLADIĞINIZ TARİH DEĞİL.”**

Aleric'in yüzündeki şaşkınlık arttı.

“Ne demek bu?”

Kitap yine sustu.

Aleric iç çekti.

“Tabii.”

Başını iki yana salladı.

“Yine açıklama yok.”

Morrgan hafifçe güldü.

“Artık alışmış olman gerekiyordu.”

“Hiç alışmayacağım.”

“Göreceğiz.”

Aşağıdan yeniden borazan sesi geldi.

Bu kez çok daha yakındı.

Beyaz ordu tekrar hareketlenmeye başlamıştı.

Aleric kitabın sayfalarına baktı.

“Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.”

Morrgan kaşlarını kaldırdı.

“Hangi soruyu?”

“Kim iyi, kim kötü diye.”

Bir an sustu.

Sonra kitabı kapattı.

“Belki asıl soru şu.”

Morrgan bekledi.

Aleric aşağıya baktı.

“Bize bunu kim öğretti?”

Morrgan'ın yüzündeki ifade değişti.

“Ve neden?”

Aleric ona baktı.

“Evet.”

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Aşağıdaki askerleri izlediler.

Bazıları hâlâ kararlıydı.

Bazılarıysa açıkça tereddüt ediyordu.

Aleric bunu artık daha net fark ediyordu.

Hepsi aynı değildi.

Belki de yıllardır anlatılan hikâye de düşündüğü kadar basit değildi.

Kitap yeniden açıldı.

Bu kez yalnızca bir cümle vardı.

**“KALEMİ TUTAN, TARİHİ DE YAZAR.”**

Aleric uzun süre o cümleye baktı.

Sonra kitabı kapattı.

“Peki ya kalemi kırarsak?”

Morrgan ona baktı.

“Ne olur?”

Aleric omuzlarını hafifçe kaldırdı.

“Bilmiyorum.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Aleric gülümsedi.

“Öğreniriz.”

Morrgan kılıcını kaldırdı.

“İşte bu daha iyi.”

Aleric ona baktı.

“Ne?”

“İlk kez gerçekten kendi cümleni kurdun.”

Aleric cevap veremeden aşağıdan saldırı boruları çaldı.

Beyaz ordu yeniden ilerlemeye başladı.

Morrgan öne çıktı.

Aleric kitabı kolunun altına sıkıştırdı.

Bu savaş artık sadece iki krallığın savaşı değildi.

Birilerinin yıllar önce yazdığı kurallar da artık sorgulanıyordu.

Ve Aleric ilk kez o kuralların gerçekten değişebileceğine inanıyordu.