Keşfet

# 🌑 15. BÖLÜM — GÖLGE KRALLIĞI: KÜLÜN VE GERÇEĞİN YÜKSELİŞİ

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# 🌑 15. BÖLÜM — GÖLGE KRALLIĞI: KÜLÜN VE GERÇEĞİN YÜKSELİŞİ

Savaşın sesi Kızıl Hisar'ın duvarlarından hâlâ silinmemişti.

Aleric surların üzerinden uzaklara baktı.

Gökyüzü griydi.

Kül bulutları ağır ağır ilerliyor, aralarından sızan kızıl ışık toprağın üzerine soluk bir renk bırakıyordu.

Aleric ilk kez Gölge Krallığı'na gerçekten dikkatlice bakıyordu.

Uzaklarda siyah kayalıklar yükseliyordu. Bazı yerlerde toprağın arasından ince lav akıntıları geçiyordu.

Bir ejderha vadinin üzerinden uçtu.

Kanatlarının sesi kayalıkların arasında yankılandı.

Aleric başını kaldırdı.

“Burada gökyüzü hiç mavi olmuyor mu?”

Morrgan yanına geldi.

“Oluyor.”

“Ne zaman?”

Morrgan düşündü.

“Bilmiyorum.”

Aleric ona baktı.

“Bu pek iç açıcı olmadı.”

Morrgan hafifçe güldü.

“Gölge Krallığı'na hoş geldin.”

Aleric aşağıdaki şehre baktı.

İnsanlar sokaklarda dolaşıyordu.

Demirciler çalışıyor, askerler yaralarını sarıyor, çocuklar evlerin önünde oynuyordu.

Aleric bir süre sessiz kaldı.

“Burası düşündüğümden farklı.”

Morrgan kaşlarını kaldırdı.

“Ne bekliyordun?”

“Her yerde savaş.”

“Bazen var.”

“Her yerde ejderha.”

“Onlar da var.”

Aleric gülümsedi.

“Bunu inkâr etmiyorsun.”

“Etsem de ejderhalar umursamaz.”

Aleric istemsizce güldü.

Sonra tekrar şehre baktı.

“Buradaki herkes savaşçı değil.”

“Değil.”

“Bunu ilk kez görüyorum.”

Morrgan ona baktı.

“Çünkü ilk kez gerçekten bakıyorsun.”

Aleric cevap vermedi.

Elindeki kitabı hissetti.

Tam o sırada kitap hafifçe titredi.

Aleric iç çekti.

“Yine başladı.”

Kitabı çıkardı.

Kapak kendi kendine açıldı.

Sayfalardan biri neredeyse tamamen siyahtı.

Sonra ortasında ince çizgiler oluşmaya başladı.

Bir harita.

Aleric dikkatlice baktı.

“Kızıl Hisar'ın altını gösteriyor.”

Morrgan eğildi.

Bir süre haritayı inceledi.

“Bunlar tüneller.”

Aleric başını kaldırdı.

“Burada tünel mi var?”

“Var.”

“Sen biliyor muydun?”

“Bazılarını.”

Aleric kitaba baktı.

“Kitap senden daha çok şey biliyor.”

Morrgan iç çekti.

“Buna alıştım.”

Haritanın üzerinde kırmızı bir nokta belirdi.

Bir kez.

Sonra tekrar.

Kitap yeni bir cümle yazdı.

**“SAKLANAN HER ŞEY YALAN DEĞİLDİR.”**

Aleric'in kaşları çatıldı.

“Ne demek bu?”

Kitap birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra yeni bir cümle belirdi.

**“BAZI GERÇEKLER SAKLANIR ÇÜNKÜ HENÜZ HAZIR DEĞİLSİNİZ.”**

Aleric sayfaya baktı.

“Bu biraz daha kötü oldu.”

Morrgan gülümsedi.

“En azından dürüst.”

“Kitaptan dürüstlük beklemek de ayrı bir mesele.”

Morrgan tekrar haritaya baktı.

“Babamla konuşmamız gerekiyor.”

“Valerius'la mı?”

“Evet.”

“Bu tünelleri biliyor mu?”

“Büyük ihtimalle.”

“Bize anlatır mı?”

Morrgan omuz silkti.

“Belki.”

Aleric başını iki yana salladı.

“Bu ailede herkes neden bu kadar az konuşuyor?”

Morrgan yürümeye başladı.

“Çünkü bazı şeyleri konuşmak kolay değil.”

Aleric arkasından yürüdü.

“Bu bir cevap mıydı?”

“Benim için evet.”

Aleric gülümsedi.

“Harika.”

Morrgan durup ona baktı.

“Sen de çok konuşuyorsun.”

“Ben kütüphaneciyim.”

“Ne alakası var?”

“Kitaplarla konuşmaya alışkınım.”

“Kitaplar cevap veriyor muydu?”

Aleric elindeki kitaba baktı.

“Eskiden vermiyordu.”

Morrgan kısa bir kahkaha attı.

Sonra ikisi de sustu.

Koridorun sonuna geldiklerinde Aleric'in aklındaki soru artık daha da büyümüştü.

Işık Krallığı'nın anlattığı tarih eksikse...

Gölge Krallığı'nın anlattığı tarih gerçekten doğru muydu?

Kızıl Hisar'ın altında saklanan şey belki de bu sorunun cevabıydı.

Aleric kitabı biraz daha sıkı tuttu.

Artık bir şeyi biliyordu.

Bir hikâyede en tehlikeli şey her zaman yalan değildi.

Bazen gerçeğin yalnızca bir kısmını bilmekti.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: 😍
  • İkbal Sürücü: ❤️❤️
  • İkbal Sürücü: İlk yorum
  • İkbal Sürücü: Mükemmel bir bölümdü
  • İkbal Sürücü: Kalemine sağlık