# 🩸 17. BÖLÜM — YIKIMIN KALBİNDEKİ SIZI
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# 🩸 17. BÖLÜM — YIKIMIN KALBİNDEKİ SIZI
Kızıl Hisar'ın altından gelen ses koridorda bir kez daha yankılandı.
**GÜMMM.**
Aleric olduğu yerde kaldı.
Tavanın kenarlarından ince taş parçaları döküldü.
Morrgan'ın eli hemen kılıcının kabzasına gitti.
“Bu ses nereden geliyor?”
Aleric başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum.”
Elindeki kitap hafifçe titredi.
Aleric kapağına baktı.
“Sen biliyorsun.”
Cevap gelmedi.
Morrgan kitaba baktı.
“Bu sessizlik hiç hoşuma gitmedi.”
“Benim de.”
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Sonra Morrgan koridorun devamına baktı.
“Babam bizi neden buraya çağırdı?”
Aleric cevap verecekken kitap kendi kendine açıldı.
Sayfalar hızla çevrildi.
Bir harita ortaya çıktı.
Kızıl Hisar.
Altındaki tüneller.
Ve daha önce hiç görmedikleri bir bölüm.
Haritanın tam ortasında kırmızı bir nokta yanıp sönüyordu.
Morrgan eğildi.
“Orası ne?”
Kitabın sayfasında iki kelime belirdi:
**YIKIMIN KALBİ.**
Morrgan'ın yüzündeki ifade değişti.
“Babam burayı biliyor.”
Aleric haritadan gözlerini ayırmadı.
“Bence sadece burayı bilmiyor.”
Morrgan ona döndü.
“Ne demek istiyorsun?”
“Bizi buraya özellikle gönderdi.”
Koridorun sonunda bir ses duyuldu.
“Yanılıyorsun.”
İkisi birden döndü.
Kral Valerius karanlığın içinden çıktı.
Tek başınaydı.
Morrgan'ın kaşları çatıldı.
“Bizi mi dinliyordun?”
Valerius'un bakışları önce kızına, sonra kitaba kaydı.
“Hayır.”
Aleric bir adım öne çıktı.
“O zaman ne biliyorsunuz?”
Valerius birkaç saniye sustu.
Sonra duvardaki eski taşlardan birine elini koydu.
Taşın üzerinde soluk bir işaret ortaya çıktı.
Üç renk.
Altında tek bir kelime vardı:
**YIKIM.**
Morrgan işarete yaklaştı.
“Bu ne?”
“Krallığın kuruluşundan bile eski.”
Morrgan babasına döndü.
“Bunu neden daha önce söylemedin?”
Valerius kızının gözlerine baktı.
“Çünkü bazı gerçekleri öğrendiğinde hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.”
Morrgan'ın sesi sertleşti.
“Benim hayatım zaten eskisi gibi değil.”
Valerius cevap vermedi.
Aleric kapıya baktı.
“Peki bunun arkasında ne var?”
Valerius'un yüzü bir anda ciddileşti.
“Bir zamanlar bu krallığı ayakta tutan şey.”
Aleric kaşlarını çattı.
“Bir zamanlar?”
Valerius'un bakışları kapıya kaydı.
“Sonra onu yıkmak zorunda kaldık.”
Morrgan'ın gözleri büyüdü.
“Ne yaptınız?”
Kral yine sustu.
Bu kez kitabın sayfaları hareket etti.
**“YIKIM HER ZAMAN YOK ETMEK DEĞİLDİR.”**
Aleric kitaba baktı.
“Bunu daha önce de söylemiştin.”
Sayfada yeni bir cümle belirdi:
**“BAZEN YIKILAN ŞEY, GERÇEĞİ SAKLAR.”**
Morrgan bir süre yazıya baktı.
“Yani bütün bu zaman boyunca...”
Cümlesini tamamlayamadı.
Valerius kapıya doğru yürüdü.
“Henüz hiçbir şey anlamıyorsunuz.”
Aleric arkasından seslendi.
“Öyleyse anlatın.”
Valerius durdu.
Bir süre cevap vermedi.
Sonra yorgun bir sesle konuştu.
“Çünkü o kapıyı açarsanız yalnızca Kızıl Hisar'ın geçmişini öğrenmezsiniz.”
Aleric bekledi.
Valerius devam etti:
“Neden var olduğunu da öğrenirsiniz.”
Morrgan kılıcını çekmedi.
Ama eli hâlâ kabzasındaydı.
“Belki de artık öğrenme zamanıdır.”
Valerius kızına baktı.
Uzun bir sessizlik oldu.
“Belki.”
Tam o anda kapının arkasından çok hafif bir ses geldi.
**Tak.**
Üçü de sustu.
Aleric kapıya baktı.
Morrgan yavaşça başını çevirdi.
“Bunu siz de duydunuz, değil mi?”
Valerius cevap vermedi.
Kitap ise kendi kendine kapandı.
Son sayfasında yalnızca tek bir cümle vardı:
**“İÇERİDE BİRİ VAR.”**
Aleric'in içi ürperdi.
Morrgan kılıcının kabzasını daha sıkı kavradı.
Valerius ise kapıya baktı.
Bir anlığına yüzündeki o sert ifade kayboldu.
Sonra geri geldi.
Ama Aleric bunu görmüştü.
Kral da bu kapının ardında ne olduğunu biliyordu.
Ve belli ki...
**O da içeridekinden korkuyordu.**