# 🩸 20. BÖLÜM — MASALIN KANLI SAYFALARI
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# 🩸 20. BÖLÜM — MASALIN KANLI SAYFALARI
Kızıl Hisar'ın surlarında savaşın sesi giderek uzaklaşıyordu.
Işık ordusu geri çekiliyordu.
Beyaz sancaklar küçüldükçe, geride bıraktıkları sessizlik daha belirgin hâle geliyordu.
Aleric surların üzerinde duruyor, aşağıdaki askerleri izliyordu.
Morrgan birkaç adım ötede durmuştu.
“Biliyor musun,” dedi, “senden hâlâ korkuyorlar.”
Aleric ona baktı.
“Benden mi?”
“Evet.”
Aleric elindeki kitaba baktı.
“Benim silahım bile yok.”
Morrgan kısa bir kahkaha attı.
“Onu fark etmişlerdir.”
“Ordum da yok.”
“Onu da.”
Aleric kaşlarını çattı.
“O zaman neden korkuyorlar?”
Morrgan bu kez cevap vermedi.
Aleric aşağıdaki beyaz sancaklara baktı.
“Belki de benden korkmuyorlardır.”
“Ne demek istiyorsun?”
“Belki söylediklerimden korkuyorlardır.”
Morrgan sustu.
Aleric devam etti.
“Yıllardır aynı hikâyeyi anlatmışlar. Işık iyidir. Gölge kötüdür. Araf ise arada kalmışların yeridir.”
Kitabın kapağı hafifçe hareket etti.
Aleric ona baktı.
“Ve herkes bu hikâyeye inanmış.”
Morrgan başını salladı.
“Çünkü daha kolay.”
“Evet.”
Aleric gözlerini yeniden uzaklaşan orduya çevirdi.
“İyi olanların kazanacağına inanmak kolay. Peki ya kazanırken ne kaybettiklerini düşünmek?”
Morrgan'ın yüzündeki ifade değişti.
---
Aleric kitabı açtı.
Sayfalarda eski çizimler belirmeye başladı.
Taç takan krallar.
Zafer kutlayan askerler.
Sarayların önünde duran insanlar.
Her şey güzel görünüyordu.
Ta ki sayfanın kenarlarında kalan küçük ayrıntılar ortaya çıkana kadar.
Yıkılmış evler.
Boş sokaklar.
Savaştan sonra geride kalan insanlar.
Aleric uzun süre sayfaya baktı.
“Masalların en sevdiğim kısmı ne biliyor musun?”
Morrgan kaşını kaldırdı.
“Senin masal sevdiğini bilmiyordum.”
“Sevmiyorum zaten.”
“Belli.”
Aleric sayfayı çevirdi.
“Her şeyin sonunda sadece kazananları anlatıyorlar.”
Morrgan kitabın sayfasına baktı.
“Kaybedenleri anlatırlarsa masal biraz daha zor satılır.”
Aleric hafifçe başını salladı.
“İşte mesele de bu.”
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Aleric kitabı kapatmadı.
“Bir kral savaşı kazanıyor. Bir kahraman düşmanını yeniyor. Bir ülke kurtuluyor.”
Morrgan onu dinliyordu.
“Peki o sırada evini kaybeden biri?”
Aleric sayfaya baktı.
“Onun hikâyesi nerede?”
Morrgan cevap vermedi.
Aleric de devam etmedi.
Çünkü ikisinin de cevabı yoktu.
---
Aşağıdaki askerler hâlâ geri çekiliyordu.
Bazıları başlarını çevirip Kızıl Hisar'a bakıyordu.
Bazıları ise gözlerini yere indirmişti.
Bir asker diğerine yaklaşıp alçak sesle konuştu.
“Bize anlatılanlar doğru muydu?”
Diğeri cevap vermedi.
“Gölge gerçekten söylediğimiz kadar kötü mü?”
“Bilmiyorum.”
“Peki Aleric?”
“Onu da bilmiyorum.”
İki asker birbirine baktı.
İlk kez ikisi de aynı şeyi söylüyordu.
**Bilmiyorum.**
Sonra sessizce yürümeye devam ettiler.
---
Araf'ta da değişim devam ediyordu.
Gri sis hâlâ vardı.
Ama insanlar artık eskisi gibi sessizce içine kapanmıyordu.
Bazıları Işık'a gitmek istiyordu.
Bazıları Gölge'ye.
Bazıları ise hiçbir yere gitmek istemiyordu.
Bir adam gri pelerinini elinde tutarak etrafına baktı.
“Peki şimdi ne olacak?”
Yanındaki kadın omuz silkti.
“Bilmiyorum.”
Adam gülümsedi.
“Ben de.”
Bir süre sonra ikisi de yürümeye başladı.
Aynı yöne gitmiyorlardı.
Ama ilk kez kendi yönlerini seçiyorlardı.
---
Kızıl Hisar'da Morrgan yeniden Aleric'in yanına geldi.
“Bütün bunların sonunda ne olacağını sanıyorsun?”
Aleric başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum.”
Morrgan güldü.
“Yine başladın.”
“Bu sefer gerçekten bilmiyorum.”
Morrgan surların dışına baktı.
“Belki de iyi olan budur.”
Aleric ona baktı.
“Nasıl yani?”
“En azından artık kimse geleceği biliyormuş gibi davranmıyor.”
Aleric hafifçe gülümsedi.
“Bu dünyadaki sorunlardan biri de buydu galiba.”
“Her şeyi bildiklerini sanmaları mı?”
“Evet.”
Tam o sırada kitap kendi kendine açıldı.
İki kelime belirdi.
**MASAL BİTTİ.**
Morrgan yazıya baktı.
“Bu kadar mı?”
Yeni bir satır oluştu.
**HİKÂYE DEVAM EDİYOR.**
Aleric kitabın sayfasına baktı.
“Bunu daha çok sevdim.”
Morrgan başını salladı.
“Ben de.”
Aleric bir süre sustu.
“Mutlu son diye bir şey olmayabilir.”
Morrgan ona döndü.
“Belki.”
“Belki de mesele mutlu son değildir.”
“Peki ne?”
Aleric uzaklaşan beyaz sancaklara baktı.
“Ne olacağını bilmeden yine de kendi kararını verebilmek.”
Morrgan birkaç saniye düşündü.
“Bu kulağa daha gerçek geliyor.”
Tam o anda yerin altından yine o derin ses yükseldi.
**GÜMMM.**
İkisi birden sustu.
Aleric kitabı kapattı.
Morrgan kılıcının kabzasına elini koydu.
Bu kez ikisi de konuşmadı.
Kızıl Hisar'ın altında bir şey uyanıyordu.
Ve bu kez...
**hangi sayfanın açılacağını onlar da bilmiyordu.**