# 23. BÖLÜM — BEYAZIN KANLI İZİ
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# 23. BÖLÜM — BEYAZIN KANLI İZİ
Işık Krallığı'nın bembeyaz mermer meydanında insanlar hâlâ ne yapacaklarını bilmiyordu.
Az önce yere bırakılan mızraklar hâlâ yerdeydi.
Kimse emir vermiyordu.
Kimse ilerlemiyordu.
Sonra bir şövalye kılıcını çekti.
Aleric, Kızıl Hisar'ın burçlarından aşağıya baktı.
Şövalye kılıcını kaldırdığı anda karşısındaki genç adamlardan biri geri çekildi.
“Ne yapıyorsun?”
“Emir geldi.”
“Kim verdi?”
Şövalye cevap vermedi.
Bir anlık sessizliğin ardından kılıcını savurdu.
Kızıl bir damla beyaz mermerin üzerine düştü.
Aleric'in yüzü gerildi.
Beyaz taşın üzerinde kırmızı bir leke vardı.
“İşte,” diye fısıldadı.
Yanındaki kitap kendiliğinden açıldı.
Aleric kapağına baktı.
“Baksana.”
Sayfada tek bir cümle belirdi.
**BEYAZ OLMAK, TEMİZ OLMAK DEĞİLDİR.**
Aleric tekrar meydana baktı.
“Bunu artık herkes görüyor.”
Kitap birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yeni bir cümle belirdi.
**GÖRMEK, KABUL ETMEK DEMEK DEĞİLDİR.**
Aleric'in yüzündeki ifade değişti.
“Yani hâlâ kendilerini haklı görebilirler.”
**EVET.**
“Peki bir insan kendini iyi sanarak kötü bir şey yaparsa ne olur?”
Kitap cevap vermedi.
Aleric birkaç saniye bekledi.
“Bu sefer susma.”
Sayfada yavaşça yeni bir cümle oluştu.
**YAPILAN ŞEY, ONU KİMİN YAPTIĞINA GÖRE DEĞİŞMEZ.**
Aleric aşağıya baktı.
Meydandaki şövalyeler yeniden hareketleniyordu.
Bazıları korkuyordu.
Bazıları kararsızdı.
Bazıları ise kılıçlarını hâlâ sıkıca tutuyordu.
“Demek mesele bu.”
Kitap sessiz kaldı.
Aleric devam etti.
“İyi olduklarını düşünmeleri, yaptıklarını doğru yapmıyor.”
Sayfada tek kelime belirdi.
**DOĞRU.**
Aleric derin bir nefes aldı.
“Ama bu onları otomatik olarak kötü de yapmaz.”
Bu kez kitap daha uzun süre sustu.
Sonra:
**İNSANLAR RENKLERDEN DAHA KARMAŞIKTIR.**
Aleric hafifçe başını salladı.
“Sonunda.”
Arkasından ayak sesleri geldi.
Morrgan burca çıkmıştı.
Elindeki kılıç hâlâ kanlıydı.
Aleric ona baktı.
“Sen de gördün mü?”
Morrgan aşağıdaki meydana baktı.
“Gördüm.”
“Biraz önce kendi insanlarından biri kılıç çekti.”
“Evet.”
Morrgan'ın sesi sakindi ama yüzündeki ifade öyle değildi.
Aleric aşağıyı gösterdi.
“Bunca yıl beyazın temiz olduğuna inandılar.”
Morrgan elindeki kılıca baktı.
“Beyazın temiz olduğuna inanmak kolay.”
Aleric ona döndü.
“Peki ya sen?”
Morrgan birkaç saniye sustu.
“Ben kendimi temiz biri olarak görmedim.”
Aleric kaşını kaldırdı.
“Bu kadar mı?”
Morrgan ona baktı.
“Ne bekliyordun?”
“Bilmiyorum.”
Morrgan hafifçe gülümsedi.
“Sen de son zamanlarda bunu çok söylüyorsun.”
Aleric istemeden güldü.
Sonra tekrar meydana baktı.
“Onlar neden hâlâ savaşmak istiyor?”
Morrgan'ın gülümsemesi kayboldu.
“Çünkü bazı insanlar gerçeği gördüğünde özgürleşir.”
Bir an durdu.
“Bazılarıysa eski yalanına daha sıkı sarılır.”
Aşağıda bir şövalye yeniden kılıcını kaldırdı.
Morrgan eliyle kendi kılıcının kabzasını tuttu.
Aleric ona baktı.
“Bizi öldürmeye gelirlerse?”
Morrgan gözlerini meydandan ayırmadı.
“Kendimizi savunuruz.”
“Bu bizi de kötü yapar mı?”
Morrgan bu kez Aleric'e döndü.
“Hayır.”
“Emin misin?”
Morrgan kısa bir süre düşündü.
“Hayır.”
Aleric şaşırdı.
Morrgan devam etti.
“Çünkü kimse yaptığı her şeyin doğru olduğundan emin olamaz.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Önemli olan,” dedi Morrgan, “yanlış yaptığında bunu kabul edebilmek.”
Aleric aşağıdaki beyaz zırhlılara baktı.
“Belki de asıl fark bu.”
Kitap yeniden açıldı.
Sayfada şu cümle vardı:
**RENKLER NEYİ SEÇTİĞİNİ SÖYLEMEZ.**
Aleric okudu.
“Seçimler söyler.”
Kitap cevap vermedi.
Morrgan kılıcını kınına soktu.
“Bunu sevdim.”
Aleric ona baktı.
“Kitabın cümlesini mi?”
“Hayır.”
“Ne?”
Morrgan aşağıdaki meydana baktı.
“İlk kez kimsenin bizim adımıza ne olduğumuza karar vermemesini.”
Aleric hafifçe gülümsedi.
Aşağıda kimse konuşmuyordu.
Beyaz mermerin üzerindeki kırmızı damla hâlâ oradaydı.
Kimse onu temizlemeye gitmedi.
Belki de artık o lekeyi saklamanın bir anlamı yoktu.
Aleric uzun süre o noktaya baktı.
Beyazın kusursuz görünmesi bitmişti.
Ama ilk kez kimse ne gördüğünü inkâr edemiyordu.