## 25. BÖLÜM — KIZILIN EN TEMİZ HÂLİ
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
## 25. BÖLÜM — KIZILIN EN TEMİZ HÂLİ
Kızıl Hisar'ın en yüksek burcunda gece sessizdi.
Aşağıdaki meydandan gelen sesler artık yalnızca uzaktan duyulan boğuk bir uğultudan ibaretti.
Aleric sırtını soğuk taşa yasladı.
Kitabı dizlerinin üzerine bıraktı.
Parmaklarında hâlâ mürekkep izleri vardı.
Yanında duran Morrgan ise her zamanki gibi dimdik değildi.
Sessizce ufka bakıyordu.
Aleric ona baktı.
“Bugün fazla sessizsin.”
Morrgan gözlerini ondan ayırmadı.
“Sen de fazla konuşuyorsun.”
Aleric hafifçe güldü.
“Demek normale dönmeye başladın.”
Morrgan'ın dudaklarının kenarı belli belirsiz kıpırdadı.
Sonra bakışları Aleric'in eline kaydı.
“Yaralanmışsın.”
Aleric eline baktı.
“Bu mu?”
“Evet.”
“Önemli değil.”
Morrgan kaşlarını çattı.
“Buna sen karar verme.”
Aleric cevap vermeden kitabı açtı.
Sayfalarda hiçbir yazı yoktu.
“Bak,” dedi.
“Bunca şeyden sonra hâlâ hiçbir şeyi tam olarak anlamıyorum.”
Kitap birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra sayfada tek bir cümle belirdi.
**KIZIL HER ZAMAN KAN DEMEK DEĞİLDİR.**
Aleric yazıya baktı.
“Bunu açıklayacak mısın?”
Yeni bir satır oluştu.
**BAZEN CESARETTİR.**
Aleric başını kaldırdı.
Morrgan da kitaba baktı.
“Bu kez fena değil.”
Aleric şaşkınlıkla ona döndü.
“Kitabı mı övüyorsun?”
“Abartma.”
Aleric güldü.
Ama Morrgan'ın yüzündeki ifade kısa sürede yeniden ciddileşti.
“Bugün seni kaybedebileceğimi düşündüm.”
Aleric'in gülümsemesi kayboldu.
“Morrgan...”
“Dinle.”
Morrgan'ın sesi sakindi.
“Ben korkuya alışığım.”
Kılıcının kabzasına baktı.
“Savaşa da.”
Bir an durdu.
“Kaybetmeye de.”
Sonra Aleric'e döndü.
“Ama seni kaybetme düşüncesine alışamadım.”
Aleric cevap vermedi.
Morrgan devam etti.
“Çünkü sen buraya geldiğinden beri bazı şeyleri sorgulamaya başladım.”
“Mesela?”
“Doğru olduğunu sandığım şeyleri.”
Aleric şaşırdı.
“Bu iyi bir şey mi?”
“Bilmiyorum.”
Aleric gülümsedi.
“Bunu senden duymak garip.”
Morrgan ona baktı.
“Bunu söylemeye hakkı olan son kişi sensin.”
“Ben sadece dürüstüm.”
“Biliyorum.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Aşağıda bir kapı kapandı.
Morrgan yeniden konuştu.
“Sen bana neyin doğru olduğunu öğretmedin.”
Aleric başını kaldırdı.
“Öğretmedim.”
“Biliyorum.”
“Peki ne yaptım?”
Morrgan birkaç saniye düşündü.
“Bana kendim karar verebileceğimi hatırlattın.”
Aleric'in yüzündeki ifade yumuşadı.
“Sen zaten karar verebiliyordun.”
“Belki.”
Morrgan burcun kenarına yaklaştı.
“Ama bazen insan, kendi kararlarını verdiğini sanırken yıllardır başkalarının yazdığı kuralları takip ediyor.”
Aleric aşağıdaki Işık Krallığı'na baktı.
“Artık o kuralların hepsine inanmıyoruz.”
Morrgan başını salladı.
“Hayır.”
Sonra Aleric'e baktı.
“Ve bu yüzden seni korumak istiyorum.”
Aleric kaşını kaldırdı.
“Beni mi?”
“Evet.”
“Benim de seni koruyabileceğimi düşünmüyor musun?”
Morrgan ilk kez açıkça güldü.
“Sen mi?”
Aleric alındı.
“Ne var?”
“Sen kütüphanecisin.”
“Eskiden öyleydim.”
“Şimdi nesin?”
Aleric düşündü.
“Onu ben de bilmiyorum.”
Kitap sayfasını çevirdi.
**HENÜZ KARAR VERİLMEDİ.**
Aleric kitaba baktı.
“Bak, yine başladı.”
Morrgan kısa bir kahkaha attı.
Sonra yüzündeki ifade yeniden ciddileşti.
“Belki de en temiz kızıl budur.”
Aleric ona baktı.
“Neymiş?”
Morrgan aşağıdaki savaş izlerine baktı.
“Bir başkasını yok etmek için değil, yanında durduğun kişiyi korumak için taşıdığın güç.”
Aleric birkaç saniye sustu.
“Bence bunu kitap yazmalıydı.”
Kitap hemen cevap verdi.
**GEÇ KALDIN.**
Aleric başını iki yana salladı.
“Bundan nefret ediyorum.”
Morrgan gülümsedi.
“Ben alıştım.”
Gece yeniden sessizleşti.
Aleric kitabı kapattı.
Kızıl Hisar'ın duvarlarında savaşın izleri hâlâ duruyordu.
Ama ilk kez kırmızı renk ona yalnızca kanı hatırlatmıyordu.
Cesareti de hatırlatıyordu.
Ve belki de en önemlisi, bir insanın gücünü başkasına hükmetmek için değil, kendi seçtiği şeylerin arkasında durmak için kullanabileceğini gösteriyordu.