# 3. BÖLÜM — ÜÇ RENK, ÜÇ LANET
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# 3. BÖLÜM — ÜÇ RENK, ÜÇ LANET
Araf'ın sisi etraflarını tamamen kapatmıştı.
Aleric birkaç adım ötesini bile göremiyordu. Az önce altında uçtukları toprak yoktu. Gökyüzü yoktu. Ejderhanın nerede olduğunu bile seçemiyordu.
Sanki dünya bir anda silinmişti.
Prenses'in eli hâlâ Aleric'in elindeydi.
“Bırakma,” dedi Morrgan.
Aleric ona baktı.
“Bırakmayacağım.”
“İyi.”
Aleric etrafına bakındı. Sessizlik birkaç saniye sürdü.
Sonunda dayanamadı.
“Neredeyiz biz?”
Morrgan cevap verecekken kitap araya girdi.
“Cehennemin bekleme odası.”
Aleric kaşlarını çattı.
“Çok yardımcı oldun.”
“Rica ederim.”
Aleric kitabı açtı.
“Ciddi soruyorum.”
“Ben de ciddi cevap veriyorum.”
“Hiç öyle görünmüyor.”
Kitap cevap vermedi.
Sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı.
Aleric daha ne olduğunu anlayamadan kitabın arasından altın renkli bir ışık yükseldi.
İster istemez bir adım geri çekildi.
“Bu da ne?”
“Bak.”
Işık havaya yayıldı.
Birkaç saniye içinde sisin ortasında büyük bir harita oluştu.
Aleric gözlerini kırpıştırdı.
“Bu... harita mı?”
“Sonunda doğru bir şey söyledin.”
Aleric kitabın sayfalarına baktı.
“Bununla dalga geçmeyi ne zaman bırakacaksın?”
“Sen daha iyi sorular sormaya başladığında.”
“Yani hiç.”
“Muhtemelen.”
Aleric istemeden gülümsedi.
Haritada üç farklı bölge belirdi.
Biri altın renkteydi.
Biri kırmızı.
Ortadaki bölge ise griydi.
Kitap konuştu.
“Bu dünya üç bölgeye ayrılıyor.”
Aleric haritaya biraz daha yaklaştı.
“Üç krallık mı?”
“İkisi krallık. Üçüncüsü ise kimsenin sahiplenmek istemediği bir yer.”
Aleric'in gözleri gri bölgeye kaydı.
“Araf.”
“Evet.”
Haritanın kuzeyindeki altın bölge parladı.
“Burası Işık Krallığı.”
Aleric parlak bölgeye baktı.
“Saf Güç onların.”
“Doğru.”
Kitabın sesi ciddileşti.
“Oradakiler kendilerini bu dünyanın koruyucuları olarak görüyor. Saf Güç de onların en büyük silahı.”
Aleric kaşlarını kaldırdı.
“Yani gerçekten iyiler mi?”
Kitap kısa bir kahkaha attı.
“Bunu onların yanında söyleme.”
“Neden?”
“Çünkü onların gözünde iyilik, kendileri gibi olmayan her şeyi ortadan kaldırmak demek.”
Morrgan söze girdi.
“Saf Güç için düzen her şeyden önce gelir.”
Aleric ona döndü.
“Peki özgürlük?”
Morrgan'ın yüzü ciddileşti.
“Onlara göre özgürlük, kontrol edilemeyen bir tehlikedir.”
Aleric cevap vermedi.
Haritanın güneyi kırmızıya döndü.
Kitap devam etti.
“Burası Gölge Krallığı.”
Aleric hemen Morrgan'a baktı.
“Senin krallığın.”
Morrgan başını salladı.
“Kan Gücü.”
Kitap devam etti.
“Burada güç karşılıksız kullanılmaz. Her büyünün, her saldırının bir bedeli vardır.”
Aleric'in gözleri kırmızı bölgeye takıldı.
“Ejderhalar da orada mı?”
Morrgan'ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
“Ejderhalar bizim topraklarımızda özgürdür.”
“Az önceki gibi mi?”
“Az önceki benim ejderhamdı.”
Aleric birkaç saniye ona baktı.
“Tabii. Bunu söylemeyi de şimdi mi akıl ettin?”
Morrgan omuz silkti.
“Sen sormadın.”
Aleric istemeden güldü.
Kitap hemen araya girdi.
“Gülmeyi sonra yaparsınız.”
Haritanın ortasındaki gri bölge genişledi.
Aleric'in gülümsemesi kayboldu.
“Burası Araf.”
“Evet.”
Kitabın sesi yeniden ciddileşti.
“Burada sürgün edilenler, kaybolanlar ve kendini gizlemeyi öğrenmiş varlıklar yaşar.”
Aleric sisin içine baktı.
“Peki bu sis ne yapıyor?”
“Buradan geçenlerin rengini ve gücünü yavaş yavaş alıyor.”
Aleric hemen eline baktı.
Parmaklarının çevresindeki renk gerçekten de solmuştu.
“Ne kadar sürede?”
“Bilmiyorum.”
Aleric başını kaldırdı.
“Sen her şeyi biliyormuşsun gibi konuşuyorsun.”
“Her şeyi bildiğimi söylemedim.”
“Az önce bilmiyorum dedin.”
“Evet.”
Aleric birkaç saniye kitaba baktı.
“Bunu senden ilk kez duyuyorum.”
Kitap sustu.
Sonra tek kelime söyledi.
“Alışma.”
Aleric başını iki yana salladı.
Haritaya tekrar baktı.
Üç bölgenin arasında ince çizgiler vardı.
Köprüler.
Ama hepsi kopmuştu.
Aleric onları işaret etti.
“Bunlar ne?”
Morrgan cevap verdi.
“Eski geçitler.”
“Üç krallık birbirine bağlı mıydı?”
“Eskiden.”
Aleric, Morrgan'ın elini biraz daha sıkı tuttu.
“Ne oldu?”
Morrgan bir süre haritaya baktı.
“Babalarımızdan dinlediğimiz kadarıyla üç bölge eskiden birbirine düşman değildi.”
“Sonra?”
Morrgan'ın bakışları haritadan ayrılmadı.
“Güç yüzünden her şey değişti.”
Kitap araya girdi.
“Üç aile vardı.”
Haritada üç farklı sembol belirdi.
“Üç güç.”
Altın.
Kırmızı.
Gri.
“Ve bir kolye.”
Aleric'in gözleri büyüdü.
“Güç Kolyesi.”
Kitap cevap vermedi.
Morrgan devam etti.
“Eskiden tek bir güç olarak kullanılıyormuş.”
Aleric haritaya baktı.
“Sonra üçe mi ayrıldı?”
“Kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyor.”
Aleric kitabı gösterdi.
“Sen biliyor musun?”
Kitap birkaç saniye sustu.
“Bir kısmını.”
“Ne kadarını?”
“Senin bilmen gereken kadarını.”
Aleric'in kaşları çatıldı.
“Bu cevap değil.”
“Şimdilik bu kadar.”
Haritanın üç bölgesi aynı anda parladı.
Aleric gözlerini kıstı.
Kitabın sesi yavaşladı.
“Güç Kolyesi sandığın gibi bir kolye olmayabilir.”
Aleric'in yüzü değişti.
“Ne demek bu?”
“Belki de bir nesne değil.”
“Peki ne?”
Kitap kısa bir süre sustu.
“Üç gücün aynı anda birleştiği an.”
Aleric'in aklına hemen Bölüm 2'de yaşananlar geldi.
Kendi eli.
Morrgan'ın eli.
Sis.
Ve o kırmızı ışık.
“Yani...”
Tam o sırada sisin içinden metal sesi geldi.
**Şıngır.**
Aleric sustu.
Bir kez daha.
**Şıngır.**
Morrgan'ın eli Aleric'in elinden ayrıldı.
Kılıcını çekti.
“Ders bitti.”
Aleric ona baktı.
“Ne oldu?”
Morrgan gözlerini sisin içinden ayırmadan cevap verdi.
“Saf Güç.”
Uzakta birkaç ışık belirdi.
Sonra birkaçı daha.
Zırhların birbirine çarpan sesi gittikçe yaklaşıyordu.
Aleric'in boğazı kurudu.
“Bizi mi arıyorlar?”
Morrgan kılıcını daha sıkı kavradı.
“Artık seni de.”
Aleric hemen kitabı açtı.
Sayfalar hızla çevrildi.
Sonunda tek bir cümlede durdu:
**BİZİ GÖRDÜLER.**
Aleric'in kalbi hızlandı.
Morrgan gözlerini sisin içindeki ışıklardan ayırmadı.
“Buradan sağ çıkmak istiyorsan,” dedi, “bu kez söylediklerimi sorgulamadan yap.”
Aleric yutkundu.
“Ne yapacağız?”
Morrgan kılıcını kaldırdı.
“Kaçacağız.”
Sis yeniden üzerlerine doğru ilerledi.
Yorumlar
- Nisa Fidan: aleric ironik bir şekilde güldüğün sırada ne kadar zor durumda olduğunuzu unutma
- Ayla Malkoç: morrgan alerici bırakma demekle ne kadar net olduğunu gözden kaçırma
- Eda Rüzgar: bunların hepsi gerçekleşirken kendinle yüzleşmekten kaçma istiyorum
- Metin Mutlu: Burada tek kelimeyle geçireceğin zaman iyice kafa karıştırıcı olabilir
- Can Kaan Odabaş: Harekete geçmedikçe şansınız kalmayacak gibi görünüyor
- İkbal Sürücü: Mükemmel bir bölümdü