Keşfet

# 33. BÖLÜM — GRİNİN İFLASI

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# 33. BÖLÜM — GRİNİN İFLASI

Kapının üzerindeki siyah nokta hâlâ parlıyordu.

Aleric kapının önünde durmuş, içeriden gelecek sesi bekliyordu.

Ama hiçbir şey olmadı.

Ne Morrgan konuştu.

Ne de o tuhaf ses.

Sadece sessizlik vardı.

Aleric yavaşça kitabına baktı.

Sayfalarda gri bir mürekkep yayılıyordu.

“Şimdi ne oluyor?”

Kitap cevap vermedi.

Aleric kaşlarını çattı.

“Bari bu sefer susma.”

Mürekkep ağır ağır hareket etti.

**GRİ, ÇÖKÜYOR.**

Aleric'in yüzü değişti.

“Ne demek bu?”

Başrahip kapıya baktı.

“Bunca yıldır Araf'ta kalanlar için gri, bir son değildi.”

Aleric ona döndü.

“Ne demek istiyorsun?”

Başrahip birkaç saniye sustu.

“Bir bekleyişti.”

“Ne bekliyorlardı?”

“Karar vermeyi.”

Aleric'in bakışları kapıya kaydı.

“Ve şimdi?”

Başrahip cevap vermeden önce aşağıdan sesler yükseldi.

Önce birkaç kişi.

Sonra onlarca kişi.

Araf'tan gelen seslerdi.

“Bize bunu neden söylemediniz?”

“Yıllarca neden korkuttunuz bizi?”

“Gerçekten seçim yapamaz mıydık?”

Aleric merdivenlere baktı.

Gri sisin içinden insanlar çıkmaya başlamıştı.

Yüzlerinde korku vardı.

Ama bu kez korkularının yanında başka bir şey daha vardı.

Karar verme isteği.

İçlerinden biri öne çıktı.

“Bize hep aynı şeyi söylediler.”

Sesi titriyordu.

“Yanlış yaparsak Araf'a düşeceğiz.”

Bir başkası başını salladı.

“Sonra buraya düştük.”

“Ve burada kalmaya devam ettik.”

Aleric sessizce onları dinledi.

Adam başını kaldırdı.

“Peki ya bize söylenenlerin hepsi yanlışsa?”

Kimse cevap vermedi.

Aleric kitabı açtı.

Sayfanın ortasında tek bir cümle belirdi:

**GRİ, KARARSIZLIK DEĞİLDİR.**

Altına ikinci cümle eklendi.

**BAZEN SADECE KARAR VERMENİN KORKUSUDUR.**

Aleric derin bir nefes aldı.

“Demek mesele Araf değilmiş.”

Başrahip ona baktı.

“Ne?”

“Araf'a düşmekten korkmak.”

Aleric kalabalığa döndü.

“Yıllarca size neyin doğru olduğunu söylediler.”

Kalabalıktan biri bağırdı:

“Peki sen doğruyu bildiğini mi sanıyorsun?”

Aleric sustu.

Sonra başını salladı.

“Hayır.”

Bu cevap kalabalığı şaşırttı.

“Ben de bilmiyorum.”

Kitabın sayfasında mürekkep hareket etti.

**DOĞRU CEVAP, HER ZAMAN HAZIR OLMAZ.**

Aleric devam etti.

“Ama artık sizin yerinize karar vermek de istemiyorum.”

Kalabalık sessizleşti.

“Bir renk seçmek zorunda değilsiniz.”

Aleric kitabı kapattı.

“Önce kendiniz için ne istediğinize karar verin.”

Gri sisin içinde birkaç kişi birbirine baktı.

Sonra biri elindeki eski gri pelerini çıkardı.

Yere bıraktı.

“Ben korkarak yaşamaktan yoruldum.”

Bir başkası onun yanına geçti.

“Ben de.”

Gri sis biraz daha dağıldı.

Başrahip bunu izliyordu.

Aleric ona baktı.

“Bunun olacağını biliyor muydun?”

“Hayır.”

“Peki neden korkuyorsun?”

Başrahip cevap vermedi.

Aleric'in gözleri onun beyaz zırhına kaydı.

“Çünkü sen de ilk kez şüphe ediyorsun.”

Başrahip başını kaldırdı.

Uzun süre konuşmadı.

Sonunda sadece şunu söyledi:

“Belki.”

Aleric'in bakışları yumuşadı.

“Bu seni kötü yapmaz.”

Başrahip şaşkınlıkla ona baktı.

Aleric devam etti.

“Şüphe etmek de seni iyi yapmaz.”

Kitap bir anda açıldı.

Sayfada üç renk belirdi.

Altın.

Kırmızı.

Gri.

Sonra renklerin üzerindeki çizgiler yavaşça silindi.

**RENKLERİN ANLAMI DEĞİŞMEDİ.**

Bir satır daha oluştu.

**ONLARA VERİLEN ANLAM DEĞİŞTİ.**

Aleric sayfaya baktı.

“İşte mesele bu.”

Kapının arkasından bir ses geldi.

Bu kez Morrgan'ın sesiydi.

“Aleric.”

Aleric bir anda başını kaldırdı.

“Morrgan!”

Kapıya doğru ilerledi.

Ama kapının üzerindeki siyah nokta yeniden parladı.

Kitapta son bir cümle belirdi:

**GRİ ÇÖKMEDİ.**

Aleric durdu.

Yeni bir satır oluştu.

**GRİ SEÇİLDİ.**

Aleric kapıya baktı.

İçeriden Morrgan'ın sesi tekrar duyuldu.

“Kapıyı aç.”

Aleric elini demir kapının üzerine koydu.

Başrahip arkasından konuştu.

“Hazır mısın?”

Aleric kısa bir süre düşündü.

Sonra başını salladı.

“Hayır.”

Kitap sessiz kaldı.

Aleric hafifçe gülümsedi.

“Ama artık bunun sorun olduğunu düşünmüyorum.”

Ve kapıyı açtı.