# 34. BÖLÜM — ZİNCİRİ KIRAN MELODİ
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# 34. BÖLÜM — ZİNCİRİ KIRAN MELODİ
Işık Krallığı'nın zindanları her zamanki gibi sessizdi.
Beyaz taş duvarlar, tavandaki solgun ışığı yansıtıyordu.
Morrgan demir parmaklıkların arkasında duruyordu.
Bileklerinde gümüş zincirler vardı.
Karşısında Başrahip ve iki şövalye bekliyordu.
Başrahip sakin bir ifadeyle konuştu.
“Merak etme, Prenses.”
Morrgan başını kaldırdı.
“Ne için?”
“Yabancı seni bulmaya gelecek.”
Morrgan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Başrahip devam etti.
“Ve geldiğinde onu burada durduracağız.”
Morrgan birkaç saniye sustu.
Sonra kısa bir kahkaha attı.
Şövalyeler birbirlerine baktı.
Başrahip kaşlarını çattı.
“Neye gülüyorsun?”
“Bana hâlâ birinin gelip beni kurtaracağını düşünmenize.”
“Durumun ciddi.”
“Biliyorum.”
Morrgan zincirlerine baktı.
“Benim durumumu sizden daha iyi biliyorum.”
Başrahip bir adım yaklaştı.
“Bu kadar kendinden emin olma.”
Morrgan gözlerini ona çevirdi.
“Ben kendime güveniyorum diye mi rahatsız oldun?”
Başrahip cevap vermedi.
Morrgan devam etti.
“Yıllardır aynı şeyi yapıyorsunuz.”
“Neyi?”
“İnsanlara kim olduklarını söylüyorsunuz.”
Zincirlerinden biri hafifçe hareket etti.
“Bana da prenses olduğumu söylediniz.”
Bir adım attı.
“Nasıl davranmam gerektiğini söylediniz.”
Bir adım daha.
“Kimin yanında duracağımı söylediniz.”
Başrahip'in yüzü sertleşti.
“Çünkü düzen gerekir.”
Morrgan başını hafifçe eğdi.
“Düzen.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bu kelimeyi o kadar çok kullanıyorsunuz ki ne anlama geldiğini unutmuşsunuz.”
Şövalyelerden biri kılıcının kabzasına elini götürdü.
Morrgan bunu fark etti.
Ama geri çekilmedi.
“Peki şimdi ne olacak?” diye sordu.
Başrahip soğuk bir sesle cevap verdi.
“Senin için karar verilecek.”
Morrgan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Hayır.”
Tek kelimeydi.
Ama zindanda yankılandı.
Başrahip kaşlarını çattı.
“Ne dedin?”
“Benim için kimse karar vermeyecek.”
Morrgan bileklerindeki zincirlere baktı.
Gümüş halkaların üzerinde ince çizgiler oluşmaya başlamıştı.
Başrahip bunu fark etti.
“Ne yapıyorsun?”
Morrgan cevap vermedi.
Zincirlerden biri çatladı.
**ÇAT.**
Şövalyeler geri çekildi.
Başrahip bağırdı.
“Dur!”
Morrgan başını kaldırdı.
“Bana yıllarca bu zincirlerin gücümü sınırladığını söylediniz.”
Bir zincir daha çatladı.
“Meğer sadece buna inanmamı bekliyormuşsunuz.”
**ÇAT!**
İlk zincir yere düştü.
O anda zindanın içinde çok hafif bir ses yayıldı.
İnce bir tını.
Nereden geldiği belli değildi.
Sanki kırılan zincirlerin sesi, taş duvarların içinde yankılanıp bir melodiye dönüşmüştü.
Morrgan başını kaldırdı.
Tını birkaç saniye daha sürdü.
Sonra kayboldu.
Kitap o anda, Aleric'in çok uzağında olmasına rağmen kendi kendine açıldı.
Sayfada tek bir cümle belirdi:
**ZİNCİRLER KIRILDIĞINDA, SESSİZLİK DEĞİŞİR.**
Morrgan ikinci bileğini kaldırdı.
Gümüş zincir çatladı.
**ÇAT!**
İkinci zincir de yere düştü.
Başrahip birkaç adım geri çekildi.
“Bu mümkün değil.”
Morrgan yere düşen zincirlere baktı.
“Artık mümkün.”
Tam o sırada zindanın dışından büyük bir gürültü geldi.
**GÜMMM!**
Duvarlar sarsıldı.
Şövalyeler kapıya yöneldi.
Başrahip bağırdı:
“Ne oluyor?”
Morrgan başını çevirdi.
Yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Sanırım Aleric geldi.”
Başrahip kısa bir an rahatladı.
“Güzel.”
Sonra Morrgan'a baktı.
“Böylece ikinizi birden yakalayabiliriz.”
Morrgan başını iki yana salladı.
“Yanlış anladın.”
Başrahip durdu.
Morrgan parmaklıkların arasından dışarı çıktı.
“Ben onun beni kurtarmasını beklemiyorum.”
Bir an durdu.
“Ben zaten çıktım.”
Tam o sırada kapı kırılarak açıldı.
Aleric içeri girdi.
Elinde kitap vardı.
Morrgan'ı karşısında görünce durdu.
“Ben biraz geç kalmışım.”
Morrgan yere düşen zincirleri gösterdi.
“Biraz.”
Aleric gülümsedi.
“Yardım etmemi ister misin?”
Morrgan başını salladı.
“Şimdilik gerek yok.”
Aleric kitabına baktı.
Kitap kendi kendine açıldı.
Sayfada tek bir cümle vardı:
**ZİNCİR KIRILDI.**
Altına bir cümle daha eklendi.
**KURTARILMAK DEĞİL, SEÇMEK.**
Aleric sayfaya baktı.
“Bu kez doğru söylemiş.”
Morrgan kaşını kaldırdı.
“Bunu ona söyleme.”
“Niye?”
“Şımarır.”
Sayfada yeni bir kelime belirdi.
**DUYDUM.**
Aleric ile Morrgan birbirlerine baktılar.
İkisi de kısa bir an güldü.
Sonra zindanın dışından ayak sesleri yükseldi.
Morrgan kılıcını yerden aldı.
Aleric kitabını kapattı.
Başrahip onlara bakıyordu.
“Bununla hiçbir şey bitmedi.”
Morrgan kapıya doğru yürüdü.
“Biliyorum.”
Aleric yanında durdu.
“Hazır mısın?”
Morrgan ona baktı.
“Hayır.”
Aleric gülümsedi.
“Güzel.”
Morrgan'ın kaşı kalktı.
“Bu cevabı nereden öğrendin?”
“Sen öğrettin.”
Morrgan kısa bir kahkaha attı.
Sonra ikisi birlikte zindandan çıktı.
Arkalarında yerde kırılmış gümüş zincirler kaldı.
Kitabın son sayfasında ise son bir cümle belirdi:
**BAZI ZİNCİRLER KIRILMAZ.**
Bir an sonra ikinci satır oluştu.
**İNSANLAR ONLARA İNANMAYI BIRAKIR.**