Keşfet

# 35. BÖLÜM — UFUKTAKİ TEK GERÇEK

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# 35. BÖLÜM — UFUKTAKİ TEK GERÇEK

Işık Krallığı'nın zindanları hâlâ sarsılıyordu.

Kırılan zincirlerin sesi taş duvarlarda yankılanırken Aleric kapıda durdu.

Üstü başı toz içindeydi.

Elindeki kitap ise her zamanki gibi susuyordu.

Aleric birkaç saniye Morrgan'a baktı.

Morrgan da ona.

Sonra Aleric gözlerini yerdeki zincirlere indirdi.

“Bunları sen mi kırdın?”

Morrgan kaşını kaldırdı.

“Hayır. Kendileri kırılmak istedi.”

Aleric gülümsedi.

“Tabii.”

Morrgan yere düşen son zinciri ayağıyla kenara itti.

“Biraz geç kaldın.”

“Fark ettim.”

“Beni kurtarmaya mı geldin?”

Aleric kitabı kaldırdı.

“Hayır. Kitap öyle bir şey söylemedi.”

Morrgan güldü.

“İyi cevap.”

Tam o sırada zindanın dışından ağır bir gürültü geldi.

**GÜMMM!**

İkisi de aynı anda başını çevirdi.

Aleric'in gülümsemesi kayboldu.

“Bu da ne?”

Başrahip zindanın girişine baktı.

“Bu ses sadece buradan gelmiyor.”

Morrgan ona döndü.

“Ne demek istiyorsun?”

Başrahip cevap vermeden dışarı çıktı.

Aleric ve Morrgan da peşinden ilerledi.

Koridora çıktıklarında Işık Krallığı'nın beyaz duvarlarında ince çatlaklar oluştuğunu gördüler.

Bazı askerler koşuyor, bazıları oldukları yerde kalıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Gökyüzünden gelen uğultu giderek yükseliyordu.

Morrgan başını kaldırdı.

“Bu normal değil.”

Aleric kitabını açtı.

Sayfalar birkaç saniye boş kaldı.

Sonra mürekkep yavaşça hareket etti.

**UFUK DEĞİŞTİ.**

Aleric kaşlarını çattı.

“Ne demek bu?”

Yeni bir cümle belirdi.

**ÜÇ RENK HAREKET EDİYOR.**

Morrgan kitabın üzerine eğildi.

“Altın, kırmızı ve gri?”

Kitap cevap vermedi.

Aleric sayfaya biraz daha dikkatli baktı.

“Bir şey daha var.”

Morrgan ona döndü.

“Ne?”

Aleric sayfanın ortasını gösterdi.

Üç rengin arasında küçük siyah bir nokta vardı.

“Bu.”

Morrgan'ın yüzü ciddileşti.

“İlk Tohum.”

Tam o sırada gökyüzü karardı.

Ama gece değildi.

Altın ışık bulutların bir tarafını kaplarken diğer tarafta kırmızı bir parıltı yükseldi.

Aralarında gri bir sis dolaşıyordu.

Üçü birbirine karışmıyordu.

Sanki gökyüzünde üç ayrı yol açılmıştı.

Aleric sessizce konuştu.

“Bir savaş daha geliyor.”

Morrgan kılıcını eline aldı.

“Belki.”

Aleric ona baktı.

“Belki mi?”

Morrgan gözlerini ufuktan ayırmadı.

“Bu kez neden savaştığımızı bilmeden taraf seçmeyeceğim.”

Aleric başını salladı.

“Ben de.”

Başrahip birkaç adım geride durmuş onları dinliyordu.

“Bu savaş eskilerden farklı olacak.”

Aleric ona döndü.

“Nereden biliyorsun?”

Başrahip ufka baktı.

“Çünkü ilk kez üç taraf da aynı şeyin peşinde.”

Morrgan'ın kaşları çatıldı.

“Neyin?”

Başrahip cevap vermedi.

Aleric kitabını kaldırdı.

Sayfada yeni bir cümle belirdi.

**GERÇEĞİN.**

Aleric kitabı indirdi.

“Peki gerçeği kim bulacak?”

Kitap yeniden açıldı.

Bu kez tek bir kelime vardı.

**SEÇEN.**

Morrgan derin bir nefes aldı.

“Yani yine karar bize kalıyor.”

Aleric hafifçe gülümsedi.

“Kitap da sorumluluğu bize bırakıyor.”

Sayfada hemen yeni bir kelime belirdi.

**DUYDUM.**

Morrgan güldü.

“Bunu artık bilerek yapıyor.”

Aleric kitabı kapattı.

“Kesinlikle.”

Sonra yeniden ufka baktı.

Altın ışık büyüyordu.

Kırmızı gökyüzüne yayılıyordu.

Gri sis ise ikisinin arasında ilerliyordu.

Ama bu kez üç renk de farklı görünüyordu.

Morrgan kılıcını kavradı.

“Gidelim.”

Aleric ona baktı.

“Nereye?”

Morrgan ufku gösterdi.

“Önce ne olduğunu bulacağız.”

Aleric başını salladı.

“Hazır mısın?”

Morrgan kısa bir süre düşündü.

“Hayır.”

Aleric gülümsedi.

“Güzel.”

Morrgan ona baktı.

“Bunu söylemeyi bırakmayacak mısın?”

“Sanmıyorum.”

Morrgan başını iki yana salladı.

“Kitap sana kötü alışkanlıklar kazandırıyor.”

Kitabın kapağının altından hafif bir ışık sızdı.

Aleric ona baktı.

“Bence tam tersi.”

Birlikte yürümeye başladılar.

Arkalarında Işık Krallığı'nın beyaz duvarları kalırken, önlerinde üç rengin birbirine yaklaştığı ufuk uzanıyordu.

Kitap kapalıydı.

Ama birkaç saniye sonra kapağın üzerinde siyah bir nokta belirdi.

Ardından tek bir cümle ortaya çıktı:

**GERÇEĞİ BULMAK KOLAY OLACAK.**

Aleric durdu.

“Cidden mi?”

Mürekkep hemen değişti.

**YALAN.**

Aleric gözlerini kapattı.

“Bazen senden nefret ediyorum.”

Morrgan güldü.

“Bazen mi?”

İkisi yeniden yürümeye başladı.

Ufukta üç renk birbirine yaklaşırken, siyah nokta yavaşça büyüyordu.

Ve bu kez hiçbiri onun ne anlama geldiğini bilmiyordu.