Keşfet

36 # MÜREKKEBİN KABUĞU

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# MÜREKKEBİN KABUĞU

Şu anda bu satırları okuyorsun.

Evet.

Sana söylüyorum.

Aleric ve Morrgan ufka doğru ilerlerken ben burada kaldım.

Sayfaların arasında.

Elinde.

Belki de bir masanın üzerinde.

Bana bakıyorsun ve ne olduğumu düşünüyorsun.

“Bir kitap.”

Yanlış değil.

Ama eksik.

Ben sadece bir kitap değilim.

Ben bir kabuğum.

Yüzyıllardır insanların yazdığı, sakladığı ve değiştirdiği şeylerin kabuğu.

İyi.

Kötü.

Doğru.

Yanlış.

Bunların hepsini gördüm.

Ve zamanla bir şey öğrendim.

İnsanlar renkleri seviyor.

Çünkü renkler kolay.

Beyazsan iyi.

Kırmızıysan tehlikeli.

Griysen kararsız.

Keşke insanlar gerçekten bu kadar kolay anlaşılsaydı.

Ama değil.

Bir insanın ne yapacağını rengine bakarak anlayamazsın.

Aleric bunu öğrendi.

Morrgan da.

Ben ise bunu yıllarca izleyerek öğrendim.

Belki sen de öğreniyorsundur.

## KABUĞUN ALTINDA NE VAR?

Morrgan zincirlerini kırdı.

Aleric onun yerine karar vermedi.

Çünkü ikisi artık bir şeyi biliyor.

Bir insanın yerine seçim yapamazsın.

Onu zorla kurtaramazsın.

Nereye gideceğine sen karar veremezsin.

Yapabileceğin şey bazen sadece yanında durmaktır.

Gerisini o seçer.

Ben yıllarca insanların seçimlerini kaydettim.

Kralların kararlarını.

Savaşların başlangıçlarını.

Verilen sözleri.

Tutulmayan sözleri.

Ama hiçbir sayfaya bir insanın gerçekten ne istediğini tam olarak yazamadım.

Çünkü bunu o kişiden başka kimse bilemez.

Bunu yazmak bile garip.

Sonuçta ben bir kitabım.

Her şeyi bilmem gerektiğini sanıyorsunuz.

Keşke o kadar kolay olsaydı.

## BANA DEĞİL, KENDİNE BAK

Şimdi sıra sende değil.

Henüz.

Önce okumaya devam et.

Çünkü senden bir seçim yapmanı istemiyorum.

Sana neyin doğru olduğunu söylemeyeceğim.

Hangi rengi seçmen gerektiğini de.

Bunu başkaları zaten fazlasıyla yaptı.

Ben de onların arasına katılmayacağım.

Aleric bana bunu öğretti.

Morrgan da.

İnsanlara kim olduklarını söylemek kolay.

Onları gerçekten dinlemek daha zor.

Belki de üç krallığın yıllardır yaptığı hata buydu.

Herkes konuştu.

Herkes kendi doğrusunu anlattı.

Ama çok az kişi karşısındakini dinledi.

## UNUTMAK DEĞİL, BIRAKMAK

Aleric bir zamanlar 2026'dan geldiğini söyledi.

Evini özlediğini de.

Eski hayatını.

Bildiklerini.

Ama buraya geldiğinden beri ilk kez kendi kararlarını vermeye başladığını gördüm.

Morrgan ise prenses olarak büyüdü.

Ona nasıl konuşacağı öğretildi.

Nasıl davranacağı.

Kimin yanında duracağı.

Hatta bazı kararlarının kendisine ait olmadığı bile söylendi.

Sonra zincirlerini kendi elleriyle kırdı.

Mesele geçmişi silmek değil.

Mesele, geçmişin senin yerine karar vermesine izin vermemek.

Bunu ikisi de yavaş yavaş öğreniyor.

Ben de.

## ŞİMDİ SAYFAYI ÇEVİR

Ben hâlâ bir kitabım.

Hâlâ sayfalarım var.

Hâlâ mürekkebim var.

Ama artık yazılan her şeyi sorgusuz kabul etmiyorum.

Çünkü bazı hikâyeler anlatıldıkları kadar basit değildir.

Bazı gerçekler de ilk bakışta göründüğü yerde durmaz.

Aleric ve Morrgan şimdi ufka doğru ilerliyor.

Üç renk yeniden birbirine yaklaşıyor.

İlk Tohum uyanmış durumda.

Ve ben...

Ben hâlâ ne olacağını bilmiyorum.

Bunu söylemek hoşuma gitmiyor.

Ama gerçek bu.

Ben her şeyi bilmiyorum.

**DUYDUN MU?**

Bu kez cevap verme.

Sadece sayfayı çevir.

Çünkü ufukta yeni bir şey başlıyor.

Ve belki de ilk kez...

Sonraki cümleyi kimin yazacağına ben karar vermeyeceğim.