38. BÖLÜM — BİR “CANAVARIN” GÖZYAŞI
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
38. BÖLÜM — BİR “CANAVARIN” GÖZYAŞI
Morrgan, ejderhasının sırtında ufka bakıyordu.
Aşağıda Kızıl Hisar uzanıyordu.
Uzakta ise altın ışık hâlâ gökyüzünü kaplıyordu.
Ama Morrgan'ın aklında artık Seraphina'nın sözleri yoktu.
Aleric'in cevabı vardı.
“Hayır.”
Tek kelime.
Ne bağırmıştı.
Ne tehdit etmişti.
Ne de bir şey istemişti.
Sadece reddetmişti.
Morrgan başını hafifçe eğdi.
“İnsanlar bazen en garip şeyleri seçiyor.”
Ejderha homurdandı.
Morrgan ona baktı.
“Ne?”
Ejderha başını çevirdi.
Morrgan kısa bir süre sustu.
“Tamam. Ben de garip buluyorum.”
Ejderha tekrar ufka döndü.
Morrgan'ın bakışları yavaşça uzaklaştı.
Yıllardır ona aynı şey söylenmişti.
Kızıl.
Tehlikeli.
Bencil.
Yıkıcı.
Canavar.
Önce babası.
Sonra saray.
Sonra insanlar.
Herkesin kendine göre bir açıklaması vardı.
Morrgan ise zamanla bunların hepsini kabul etmişti.
Belki gerçekten öyleydi.
Belki sorun gerçekten kendisiydi.
Ama Aleric geldiğinden beri ilk kez bu düşünceden şüphe etmeye başlamıştı.
Aleric onun ne prenses olduğunu umursamıştı.
Ne kadar güçlü olduğunu da.
Kızıl Krallık'ın hükümdarı olup olmadığını bile.
Hatta bazen onun ne kadar tehlikeli olduğunu bildiği hâlde yanında yürümüştü.
Morrgan gözlerini kapattı.
“Beni düzeltmeye çalışmadı.”
Sesi çok alçaktı.
“Beni değiştirmeye de.”
Bir süre sessiz kaldı.
“Bana sadece seçim hakkı verdi.”
Gözleri doldu.
Morrgan hemen yüzünü çevirdi.
“Hayır.”
Elinin tersiyle gözünün kenarını sildi.
“Şimdi ağlamayacağım.”
Ejderha ona baktı.
Morrgan kaşını kaldırdı.
“Ne?”
Ejderha hafifçe homurdandı.
“Bir şey söyleme.”
Ejderha tekrar homurdandı.
Morrgan iç çekti.
“Sen de herkes gibisin.”
Tam o anda aşağıdan bir ses yükseldi.
“Morrgan!”
Aleric.
Morrgan aşağı baktı.
Aleric Kızıl Hisar'ın avlusunda durmuş, yukarı bakıyordu.
Elinde kitap vardı.
Morrgan ejderhasını aşağı indirdi.
Yere indiklerinde Aleric ona baktı.
“İyi misin?”
Morrgan hemen cevap verdi.
“Evet.”
Aleric birkaç saniye sustu.
“Emin misin?”
“Evet.”
“Gerçekten mi?”
Morrgan gözlerini kıstı.
“Üçüncü kez sorarsan seni ejderhaya veririm.”
Aleric başını salladı.
“Tamam. İyisin.”
Morrgan istemsizce gülümsedi.
Aleric'in bakışları bir an yüzünde kaldı.
“Gözlerin kızarmış.”
Morrgan hemen döndü.
“Rüzgâr.”
Aleric gökyüzüne baktı.
“Rüzgâr mı?”
“Evet.”
“Hiç rüzgâr yok.”
Morrgan ona döndü.
“Sen bugün fazla konuşuyorsun.”
Aleric gülümsedi.
“Tamam.”
Kitap o anda kendi kendine açıldı.
İkisi de aynı anda ona baktı.
Sayfada tek bir cümle vardı:
CANAVARLAR AĞLAMAZ.
Morrgan'ın yüzü sertleşti.
“Ne demek istiyor?”
Aleric kitabın kapağına baktı.
“Bence birazdan devam eder.”
Sayfada yeni kelimeler belirdi.
AĞLAYAMAZ.
Morrgan sessiz kaldı.
Sonra kitabın sayfasına baktı.
“Fark var mı?”
Aleric cevap vermedi.
Kitap devam etti.
ÇÜNKÜ ONLARA DUYGU HAKKI VERİLMEZ.
Morrgan'ın yüzündeki ifade değişti.
Uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra çok sessiz bir sesle konuştu.
“Bana da verilmedi.”
Aleric ona baktı.
Morrgan gözlerini kitaptan ayırmadı.
“Güçlü olmam gerekti.”
Bir adım attı.
“Prenses olmam gerekti.”
Bir adım daha.
“Korkmamam gerekti.”
Sesindeki sertlik yavaş yavaş kayboluyordu.
“Üzülmemem gerekti.”
Aleric sessizce dinledi.
Morrgan başını kaldırdı.
“Sonra ağladığımda bile bunu zayıflık saydılar.”
Kitap sessizdi.
Bu kez hiçbir yorum yapmadı.
Aleric de konuşmadı.
Morrgan gözlerini kapattı.
Yanağından tek bir gözyaşı süzüldü.
Hemen sildi.
Ama bu kez saklamaya çalışmadı.
“Belki de canavar değilim.”
Aleric hafifçe gülümsedi.
“Bence bunu sana baştan söylemeleri gerekiyordu.”
Morrgan ona baktı.
“Sen de beni canavar olarak görmüyor musun?”
Aleric bir an düşündü.
“Bazen görüyorsun.”
Morrgan'ın kaşı kalktı.
“Ne?”
Aleric gülümsedi.
“Özellikle kızdığında.”
Morrgan birkaç saniye ona baktı.
Sonra gülmeye başladı.
“Sen gerçekten cesur değilsin.”
“Bunu biliyorum.”
Kitabın sayfasında yeni bir cümle belirdi.
BİR CANAVARIN İLK GÖZYAŞI, BAZEN İLK GERÇEKTİR.
Morrgan kitaba baktı.
“Bu kez fena değil.”
Aleric başını salladı.
“Kesinlikle.”
Sayfanın altına küçük bir kelime daha yazıldı.
DUYDUM.
Morrgan gözlerini kıstı.
“Bunu özellikle yapıyor.”
Aleric kitabı kapattı.
“Kesinlikle.”
Tam o anda yer yeniden titredi.
İkisinin de gülümsemesi kayboldu.
Aleric kitabı açtı.
Sayfalar hızla çevrildi.
Ama hiçbir şey yazmadı.
Morrgan başını kaldırdı.
“İkinci Tohum.”
Aleric başını salladı.
“Evet.”
Uzakta siyah ışık yeniden yükseldi.
Bu kez daha büyüktü.
Ve daha yakındı.
Morrgan kılıcını çekti.
Aleric kitabı sıkıca tuttu.
İkisi yan yana durdu.
Morrgan derin bir nefes aldı.
“Bu sefer ne olduğuna biz karar vereceğiz.”
Aleric ona baktı.
“Birlikte.”
Morrgan başını salladı.
“Birlikte.”
Uzakta siyah ışık gökyüzünü kaplamaya başladı.
Kitap ise ilk kez hiçbir şey söylemedi.
Çünkü İkinci Tohum artık uyanmıştı.