# 4. BÖLÜM — ÜÇ RENKLİ ÖLÜM
"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"
# 4. BÖLÜM — ÜÇ RENKLİ ÖLÜM
Araf'ın gri sisi etraflarını sarmıştı.
Aleric birkaç adım ötesini bile göremiyordu. Elindeki kitabın yaydığı altın ışık, sisin içinde küçük bir alanı aydınlatıyordu.
Morrgan tam karşısında duruyordu.
Kılıcının ucunu Aleric'in göğsüne dayadı.
Aleric istemsizce nefesini tuttu.
Morrgan'ın bakışları sertti.
“Cevap ver, kütüphaneci.”
Aleric kaşlarını çattı.
“Neyi?”
“Sen hangi renge aitsin?”
Aleric cevap veremedi.
Morrgan kılıcını biraz yukarı kaldırdı.
“Saf Güç mü?”
Kılıcın ucu Aleric'in çenesine yaklaştı.
“Yoksa Araf mı?”
Aleric yutkundu.
“İkisine de ait değilim.”
Morrgan'ın kaşı hafifçe kalktı.
“Öyle mi?”
“Ben sadece—”
“Burada ‘sadece’ diye bir şey yok.”
Morrgan'ın sesi sakindi. Ama bu sakinlik Aleric'in hiç hoşuna gitmiyordu.
“Saf Güç'tensen seni düşman bilirim.”
Kılıç biraz daha yaklaştı.
“Araf'tansan zaten seni bu sis alır.”
Aleric gözlerini kılıçtan ayırmadan konuştu.
“Peki ya hiçbirine ait değilsem?”
Morrgan birkaç saniye sustu.
“İşte o zaman daha ilginçsin.”
Kılıcı geri çekti.
Aleric derin bir nefes aldı.
Tam o sırada kitap zihninde kahkaha attı.
“Duydun mu?”
Aleric dişlerinin arasından fısıldadı.
“Şimdi sırası mı?”
“Bence tam sırası.”
“Ne diyeceksin?”
Kitabın sayfaları hafifçe kıpırdadı.
“Sen ne Saf Güç'sün ne de Araf.”
Aleric bekledi.
Kitap devam etti.
“Sen farklısın.”
“Bunu zaten anladım.”
“Hayır. Tam olarak anlamadın.”
Aleric kitabın kapağına baktı.
“E o zaman anlat.”
Kitap bir an sustu.
“Senin içinde başka bir şey var.”
“Ne?”
“Henüz bilmiyorum.”
Aleric'in yüzü düştü.
“Harika. Yine bilmiyorsun.”
“Bunu sürekli yüzüme vurman gerekmiyor.”
“Çünkü sürekli bilmiyorsun.”
Kitap cevap vermedi.
Aleric tam yeniden konuşacakken sisin içinden uzun bir boru sesi yükseldi.
**DOOOONNNG!**
Morrgan'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Kılıcını kaldırdı.
“Geldiler.”
Aleric etrafına baktı.
“Kim?”
Sis cevap verdi.
Önce birkaç altın ışık belirdi.
Sonra onlarcası.
Araf'ın gri sisi, yayılan ışıkla yavaş yavaş geri çekiliyordu.
Altın zırhlı süvariler sisin içinden çıktı. Beyaz atlarının nalları toprağa vurdukça çevredeki gri tabaka dağılıyordu.
Aleric gözlerini kısmak zorunda kaldı.
“Saf Güç...”
Morrgan kılıcını sıkıca kavradı.
“Evet.”
Öndeki şövalye atını birkaç adım ileri sürdü.
“Kızıl Prenses!”
Sesi sisin içinde yankılandı.
“Yabancıyı bırak!”
Morrgan alaycı bir gülümsemeyle ona baktı.
“Daha yeni tanıştık. Hemen bırakmamı beklemeleri biraz ayıp.”
Şövalyenin yüzü sertleşti.
“O adam size ait değil!”
Aleric şaşkınlıkla Morrgan'a baktı.
“Bana mı ait?”
Morrgan ona dönmeden cevap verdi.
“Şimdilik konuşma.”
Sonra şövalyeye baktı.
“Buraya kadar gelmenize ne sebep oldu?”
Şövalye kılıcını çekti.
“Saf Güç, mühür taşıyanın izini buldu.”
Aleric'in yüzü değişti.
Elindeki kitap bir anda açıldı.
Sayfalar hızla çevrildi.
Sonunda durdu.
**MÜHRÜ TAŞIYAN BULUNDU.**
Aleric'in kalbi hızlandı.
“Beni mi arıyorlar?”
Kitap cevap vermedi.
Aleric kapağına hafifçe vurdu.
“Kitap?”
Sessizlik.
“Cevap ver.”
Bu kez sayfada yeni bir cümle belirdi.
**EVET.**
Aleric'in yüzü gerildi.
“Harika.”
Morrgan bir anda Aleric'in kolundan tuttu ve onu kendi arkasına çekti.
“Benden ayrılma.”
Aleric ona baktı.
“Az önce beni öldürmekle tehdit ediyordun.”
“Fikrimi değiştirdim.”
“Neden?”
Morrgan kılıcını kaldırdı.
“Çünkü şu anda seni öldürmek isteyen tek kişi ben değilim.”
Öndeki şövalye bağırdı:
“Kızıl Prenses! O kitabı ve mührü teslim et!”
Morrgan güldü.
“İstiyorsanız gelip alın.”
Süvariler aynı anda ilerledi.
Altın ışık Araf'ın içinde patladı.
Aleric geri çekildi.
Kitabı göğsüne bastırdı.
“Şimdi ne yapacağız?”
Morrgan ona baktı.
“Koş.”
Aleric gözlerini büyüttü.
“Yine mi?”
Morrgan'ın yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.
“Bu kez daha hızlı.”
Ardından sisin içine doğru koştu.
Aleric de peşinden gitti.
Arkalarında Saf Güç'ün askerleri ilerliyordu.
Önlerinde ise Araf'ın bitmek bilmeyen griliği vardı.
Üç renk.
Altın.
Kırmızı.
Gri.
Aleric artık üçünün de tam ortasındaydı.
Kitabın sayfasında son bir cümle belirdi:
**ÜÇ RENK BİR ARAYA GELDİĞİNDE, İLK ÖLÜM BAŞLAR.**
Aleric bunu gördüğünde durdu.
“Ne demek bu?”
Kitap kapandı.
Cevap vermedi.
Morrgan uzaktan bağırdı:
“Aleric! Gel!”
Aleric son kez arkasındaki altın ışıklara baktı.
Sonra kitabı sıkıca tuttu ve Morrgan'ın peşinden sisin içine girdi.
Yorumlar
- Esra Sancak: altın ışıklar umut verici ama bu sisin içindeki belirsizlik korkutucu
- Melis K.: morrgan bu kadar tehlikeli olacağı kesindi kılıcını bu kadar yaklaştırma
- Alperix: Sihirli güçlerin çarpışması durumu daha da karmaşık hale getiriyor