Keşfet

# 40. BÖLÜM — KIZILIN BEDELİ

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# 40. BÖLÜM — KIZILIN BEDELİ

Ufukta Işık Krallığı'nın ordusu yeniden görünüyordu.

Beyaz zırhlar güneşin altında parlıyor, binlerce asker ağır adımlarla Kızıl Hisar'a yaklaşıyordu.

Surların üzerinde kısa bir sessizlik vardı.

Morrgan ejderhasının yanında durmuş, yaklaşan orduyu izliyordu.

Bir süre sonra Aleric'e baktı.

“Yine geldiler.”

Aleric elindeki kitabı kapattı.

“Evet.”

“Bu kez neden?”

Aleric ufka baktı.

“Bizi ikna etmeye geldiklerini sanmıyorum.”

Morrgan başını hafifçe salladı.

“Ben de.”

Ejderhasının başını okşadı.

Sonra yeniden orduya baktı.

“Bir şey merak ediyorum.”

Aleric ona döndü.

“Ne?”

Morrgan birkaç saniye düşündü.

“Beş bin yıl önce insanlar sadece insanmış.”

“Evet.”

“Sonra renkler ortaya çıkmış.”

“Öyle görünüyor.”

Morrgan kaşlarını çattı.

“Peki neden herkes kendi rengini seçmemiş?”

Aleric cevap vermedi.

Morrgan devam etti.

“Griye düşenler olmuş. Kızıl olanlar olmuş. Altın olanlar olmuş.”

Bir an sustu.

“Peki neden bazıları oldukları hâlde başka biri gibi görünmeyi seçmiş?”

Aleric kitabı açtı.

Sayfalar hareketsizdi.

Morrgan kitaba baktı.

“Sen de bilmiyorsun.”

Aleric istemsizce gülümsedi.

“Bunu söylemek hoşuma gitmiyor ama evet.”

Morrgan kısa bir kahkaha attı.

“Sonunda dürüst bir cevap.”

Tam o anda kitap kendi kendine açıldı.

Sayfada tek bir cümle belirdi.

**KIZIL OLMAK GÜÇ DEĞİLDİR.**

Morrgan başını eğdi.

“Devamı gelecek.”

Aleric ona baktı.

“Nereden biliyorsun?”

“Çünkü kitabı tanıyorum.”

Aleric kaşını kaldırdı.

“Beni değil yani?”

Morrgan ona baktı.

“Sen de zamanla öğrenirsin.”

Aleric gülümsedi.

“Güzel. Kitabın yanında bir de sen başladın.”

Sayfada yeni bir satır oluştu.

**BEDEL ÖDEMEKTİR.**

Morrgan'ın yüzündeki ifade değişti.

Aleric yazıya baktı.

“Ne bedeli?”

Kitap sustu.

Morrgan gözlerini ufka çevirdi.

“İnsanların seni yanlış anlaması.”

Aleric onu dinliyordu.

“Yalnız kalmak.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Bazen korkutucu görünmek.”

Morrgan kılıcının kabzasına dokundu.

“Ve verdiğin kararların sonuçlarını başkasına yükleyememek.”

Aleric başını salladı.

“Bu yüzden mi sana yıllarca canavar dediler?”

Morrgan ona baktı.

“Belki.”

“Belki?”

Morrgan tekrar ufka döndü.

“Çünkü bazen gerçekten hata yaptım.”

Aleric sustu.

“Yanlış kararlar verdim,” dedi Morrgan. “Bunu inkâr etmeyeceğim.”

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sonra Morrgan devam etti.

“Ama artık verdiğim kararların arkasında duracağım.”

Aleric hafifçe gülümsedi.

“İşte bu yüzden sana güveniyorum.”

Morrgan ona döndü.

“Neden?”

“Çünkü kendini kusursuz göstermeye çalışmıyorsun.”

Morrgan birkaç saniye onu izledi.

Sonra başını çevirdi.

“Bunu söylemen hoşuma gitmedi.”

Aleric şaşırdı.

“Neden?”

“Çünkü şimdi sana teşekkür etmem gerekecek.”

Aleric güldü.

“Etme.”

“İyi.”

Kitap yeniden hareket etti.

Sayfada yeni bir cümle belirdi.

**KIZILIN BEDELİ, KENDİ SEÇİMİNİN SORUMLULUĞUNU TAŞIMAKTIR.**

Morrgan uzun süre yazıya baktı.

Sonra başını kaldırdı.

“Demek mesele karanlık olmak değil.”

Aleric başını salladı.

“Hayır.”

“İyi olmak da değil.”

“Hayır.”

Morrgan ufuktaki orduya baktı.

“Öyleyse ne?”

Aleric bir an düşündü.

“Ne olduğuna başkalarının karar vermesine izin vermemek.”

Morrgan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Bunu sevdim.”

Tam o sırada savaş boruları çaldı.

**DOOOONNNG!**

Işık ordusu durdu.

Öndeki şövalye kılıcını kaldırdı.

“Kızıl Prenses!”

Sesi vadide yankılandı.

“Son kez söylüyoruz! Yabancıyı ve kitabı teslim edin!”

Aleric Morrgan'a baktı.

“Son kezmiş.”

Morrgan kılıcını çekti.

“Bunu kaçıncı kez söylediler?”

Aleric düşündü.

“Saymayı bıraktım.”

Morrgan gülümsedi.

Sonra şövalyeye döndü.

“Hayır.”

Tek kelime.

Şövalyenin sesi sertleşti.

“Bunun sonuçlarını biliyor musun?”

Morrgan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Evet.”

Kılıcını kaldırdı.

“Ve bu kez sonucu benim yerime kimse seçmeyecek.”

Aleric onun yanında durdu.

“Doğru.”

Morrgan ona baktı.

“Hazır mısın?”

Aleric kitabını açtı.

“Hayır.”

Morrgan güldü.

“Güzel.”

Kitap bir anda sayfalarını çevirmeye başladı.

Ama bu kez hiçbir kehanet yazmadı.

Sadece tek bir cümle belirdi:

**BEDEL BAŞLADI.**

Aleric'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

Uzakta siyah ışık yeniden yükseldi.

Işık ordusu ilerlemeye başladı.

Tam o anda Kızıl Hisar'ın altında güçlü bir sarsıntı hissedildi.

Taşlar yerinden oynadı.

Morrgan dengesini toparladı.

“İkinci Tohum.”

Aleric başını salladı.

“Evet.”

Morrgan kılıcını sıkıca kavradı.

“Demek savaş artık sadece bizim savaşımız değil.”

Aleric siyah ışığa baktı.

“Hiçbir zaman değildi.”

İkisi yan yana durdu.

Önlerinde beyaz ordu vardı.

Arkalarında Kızıl Hisar.

Gökyüzünde üç renk.

Ve üçünün arasında büyüyen siyah bir nokta.

Kitap sessizce kapandı.

Bu kez hiçbir şey söylemedi.

Aleric kitabın kapağına baktı.

“Bu sessizlik hiç hoşuma gitmedi.”

Morrgan gözlerini siyah ışığa çevirdi.

“Benim de.”

Uzakta ikinci bir sarsıntı oldu.

**GÜMMM!**

Morrgan kılıcını kaldırdı.

Aleric kitabı sıkıca tuttu.

İkisi birkaç saniye boyunca sessizce ufku izledi.

Artık kimsenin ne söylemesine gerek yoktu.

**Bedel geliyordu.**