Keşfet

# 6. BÖLÜM — KANIN VE KÜLÜN SALTANATI

"VASIFSIZ SEVDA: MASKESİZLER KRALLIĞI"

# 6. BÖLÜM — KANIN VE KÜLÜN SALTANATI

Ejderha sisin içinden çıktığı anda Aleric ne olduğunu anlamadan kendini onun sırtında buldu.

Morrgan arkasına dönüp ona baktı.

“Tutun.”

Aleric ejderhanın pullarına sarıldı.

“Zaten tutunuyorum!”

Ejderha kanatlarını açtı.

Bir anda havalandılar.

Aleric'in midesi boşluğa düşmüş gibi oldu.

“Bunu hiç sevmiyorum!”

Morrgan'ın sesi rüzgârın içinden geldi.

“Alışırsın.”

“Alışmak istemiyorum!”

Aşağı baktığında Araf'ın gri sisi çoktan geride kalmıştı. Uzakta altın ışıklar hâlâ hareket ediyordu.

Saf Güç şövalyeleri.

Aleric arkasını gösterdi.

“Bizi takip ediyorlar!”

“Gördüm.”

“Bir şey yapmayacak mısın?”

Morrgan sakin bir şekilde cevap verdi.

“Şimdilik hayır.”

Aleric ona baktı.

“Şimdilik kelimesini hiç sevmedim.”

Morrgan'ın yüzünde kısa bir gülümseme belirdi.

Ejderha yükselmeye devam etti.

Bir süre sonra gri sis tamamen geride kaldı.

Önlerinde kızıl topraklar uzanıyordu.

Siyah kayalıklar, yüksek dağlar ve uzaktan yükselen dumanlar görünüyordu.

Aleric gözlerini kısarak aşağı baktı.

“Burası neresi?”

Morrgan eliyle önlerini gösterdi.

“Gölge Krallığı.”

Aleric aşağıya baktı.

“Senin krallığın mı?”

“Benim evim.”

Aleric tekrar aşağı baktı.

“Ev dediğin biraz daha normal bir yer olmaz mı?”

Morrgan kaşını kaldırdı.

“Normal?”

“Evet. Mesela... ev. Duvarları olan. Çatısı olan.”

“Benim de evimin duvarları var.”

“Volkanın yanında.”

“Evet.”

Aleric başını salladı.

“Tamam. Zevklerimiz farklı.”

Morrgan güldü.

Ejderha biraz daha alçaldı.

Kızıl toprakların arasında büyük taş yapılar görünmeye başladı.

Aleric'in dikkatini üç farklı bölge çekti.

Bir tarafta altın ışıkla kaplı şehirler vardı.

Diğer tarafta gri sis.

Önlerinde ise kızıl topraklar uzanıyordu.

Morrgan konuştu.

“Üç bölge.”

Aleric başını salladı.

“Üç güç.”

“Evet.”

“Kitap da bunu anlatmıştı.”

Morrgan ona baktı.

“Kitap sana ne anlattıysa tamamını anlatmamıştır.”

Aleric elindeki kitaba baktı.

“Bunu duydun mu?”

Kitabın kapağı hafifçe kıpırdadı.

**DUYDUM.**

Aleric kaşlarını kaldırdı.

“Sen gerçekten her konuşmayı mı dinliyorsun?”

**EVET.**

“Harika.”

Morrgan başını iki yana salladı.

“Bazen bu kitabı neden yanımda tuttuğumu ben de bilmiyorum.”

Kitap hemen cevap verdi.

**BENİ SEN TUTMUYORSUN.**

Morrgan kaşını kaldırdı.

**BEN KENDİMİ TUTUYORUM.**

Aleric istemeden güldü.

“İkiniz de gerçekten çok normalsiniz.”

Kitap cevap vermedi.

Morrgan aşağıdaki altın şehirlere baktı.

“Işık Krallığı orası.”

Aleric de baktı.

“Saf Güç.”

“Evet.”

“Onları pek sevmiyorsun.”

Morrgan'ın yüzü ciddileşti.

“Sevmemek hafif kalır.”

“Neden?”

“Çünkü kendilerini herkesten üstün görüyorlar.”

Aleric sustu.

Morrgan devam etti.

“Onlara göre düzen her şeyden önemli. Bir şey onların düzenini bozuyorsa, onu ortadan kaldırmakta sorun görmüyorlar.”

Aleric altın şehirlere baktı.

“Yani iyi olduklarını düşünüyorlar.”

“Onlara göre evet.”

“Peki Araf?”

Morrgan'ın sesi biraz daha düştü.

“Araf farklı.”

“Nasıl?”

“Orada kimse gerçekten bir yere ait değil.”

Aleric gri sisi hatırladı.

“Kaybolanlar mı?”

“Kaybolanlar. Sürgün edilenler. Saklananlar.”

“Peki o sis?”

Morrgan kısa bir süre düşündü.

“Gücünü tüketiyor.”

“Sonra?”

“Bilmiyorum.”

Aleric şaşırdı.

“Sen de mi bilmiyorsun?”

Morrgan başını salladı.

“Kimse bilmiyor.”

Aleric elindeki kitaba baktı.

“Kitap da bilmiyor.”

Morrgan ona baktı.

“Buna hâlâ şaşırıyor musun?”

Aleric iç çekti.

“Hayır.”

Ejderha yeniden yükseldi.

Kızıl topraklar artık çok daha yakındı.

Uzakta devasa siyah bir kale yükseliyordu.

Aleric gözlerini kıstı.

“Şu kale mi?”

Morrgan başını salladı.

“Kızıl Hisar.”

Kalenin yüksek kulelerinden kızıl ışıklar yükseliyordu.

Aleric bir süre baktı.

“Güzelmiş.”

Morrgan ona şaşkınlıkla baktı.

“Güzel mi?”

“Evet.”

“Burası bir kale.”

“Fark ettim.”

“İçeride seni öldürmeye çalışabilecek insanlar var.”

Aleric'in yüzü düştü.

“Tamam. Güzelliğini geri alıyorum.”

Morrgan güldü.

Sonra bakışları kaleye çevrildi.

“Orada babam var.”

Aleric'in gülümsemesi kayboldu.

“Baban?”

“Gölge Krallığı'nın hükümdarı.”

Aleric sustu.

“Beni onun yanına mı götürüyorsun?”

“Evet.”

“Neden?”

Morrgan cevap vermedi.

Aleric tekrar sordu.

“Morrgan?”

“Çünkü seni merak ediyor.”

“Beni mi?”

“Kitabı değil.”

Aleric elindeki kitaba baktı.

“Bu biraz daha kötü.”

Kitap sayfalarını kendi kendine çevirdi.

Aleric hemen açtı.

Sayfanın ortasında tek bir cümle vardı.

**KIZIL HİSAR'A HOŞ GELDİN, ALERIC.**

Aleric'in yüzü gerildi.

“Burayı biliyor musun?”

Kitap cevap vermedi.

“Kitap?”

Sayfada yeni bir cümle belirdi.

**BEN HER YERİ HATIRLARIM.**

Aleric'in kaşları çatıldı.

“O zaman neden bazı şeyleri benden saklıyorsun?”

Kitap kapandı.

Aleric kapağına baktı.

“Bunu cevap olarak kabul etmiyorum.”

Morrgan ona baktı.

“Etmeyeceksin zaten.”

Ejderha kaleye doğru alçalmaya başladı.

Aleric'in kolundaki siyah-kızıl mürekkep hâlâ duruyordu.

Elini üzerine koydu.

“Bu şey babanın da dikkatini çekecek mi?”

Morrgan cevap vermeden önce ona baktı.

“Büyük ihtimalle.”

“Harika.”

“Hazır ol.”

Aleric kaleye baktı.

“Ne için?”

Morrgan kılıcını kontrol etti.

“Çünkü babam kolay biri değildir.”

Aleric derin bir nefes aldı.

“Ben de artık kolay bir hayat istemeyi bıraktım zaten.”

Ejderha kayalıkların üzerine indi.

Önlerindeki devasa kapılar yavaşça açıldı.

Aleric kitabı göğsüne bastırdı.

Kızıl Hisar'ın içinden soğuk bir rüzgâr çıktı.

Ve Aleric, bunun sadece yeni bir yer olmadığını anladı.

Burada kitabın geçmişine dair bir şey vardı.