1. BÖLÜM – İSTENMEYEN BEBEK
VASİYETLE GELEN GERÇEK
1. BÖLÜM – İSTENMEYEN BEBEK
23 yıl önce – Trabzon
Hastanenin koridorunda Tahir, doğumhanenin kapısının önünde bekliyordu. Ellerini birbirine kenetlemiş, gözlerini kapıdan ayırmamıştı.
Arada bir saatine bakıyor, sonra yeniden kapıya dönüyordu.
Sonunda kapı açıldı. Doktor dışarı çıktı.
Tahir hemen yanına gitti.
— Doktor bey, nasıl? Nefes iyi mi?
Doktorun yüzündeki ifadeyi görünce içi sıkıştı.
— Bebeğiniz sağlıklı. Bir oğlunuz oldu.
Tahir derin bir nefes aldı.
— Çok şükür… Peki Nefes?
Doktor kısa bir süre sustu.
— Maalesef eşinizi kaybettik. Çok üzgünüm.
Tahir kaşlarını çattı.
— Ne demek kaybettik?
— Elimizden geleni yaptık.
— Hayır, bir yanlışlık var. Nefes iyiydi. Daha dün konuştuk biz.
Doktor sessiz kaldı.
Tahir birkaç adım geriledi. Bir eliyle duvara tutundu.
— Nefes öldü mü?
Doktor başını hafifçe eğdi.
Tahir'in dudakları aralandı ama ses çıkmadı. Bir süre öylece durdu. Sonra başını kaldırdı.
— Bebeği görmek istiyorum.
---
Biraz sonra hemşire kucağında küçük bir bebekle yanına geldi.
— Bebeğiniz.
Tahir bebeğe baktı. Küçücük yüzü, kapalı gözleri vardı.
— Kucağınıza almak ister misiniz?
Tahir başını iki yana salladı.
— Hayır.
Hemşire bir an duraksadı. Bebeği yanındaki beşiğe bıraktı.
Tahir gözlerini bebekten kaçırdı. Birkaç saniye sonra koridorun diğer ucundan gelen sesi duydu.
— Abi!
Levent hızlı adımlarla yanına geldi.
— Ne oldu? Nefes nasıl? Çocuk iyi mi?
Tahir cevap vermedi.
Levent yüzüne baktı.
— Abi, bir şey söylesene.
— Nefes öldü.
Levent olduğu yerde kaldı.
— Nasıl yani?
— Kurtaramadılar.
Levent'in yüzü düştü. Ağabeyinin omzuna elini koydu.
— Başın sağ olsun abi. Allah sabır versin.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonra Levent beşiğe yaklaştı.
— Oğlan olmuş demek.
Tahir kısa bir cevap verdi.
— Evet.
Levent bebeğin yüzüne baktı.
— Maşallah. Çok küçükmüş.
Arkasını dönüp ağabeyine baktı.
— Adını koydunuz mu?
— Hayır.
Levent yeniden bebeğe döndü.
— Güzel bir isim koyarsınız.
Tahir'in yüzü değişmedi.
— Sen götüreceksin.
Levent anlamadı.
— Nereye?
— Amerika'ya. Lale'nin yanına.
Levent bir süre ağabeyine baktı.
— Ne diyorsun sen Tahir?
— Duydun işte.
— Abi, bu senin oğlun.
Tahir'in sesi yükseldi.
— İstemiyorum!
Levent şaşkınlıkla ona baktı.
— Bir sakin ol. Daha ne dediğini bilmiyorsun.
— Gayet iyi biliyorum.
— Çocuk daha yeni doğdu. Ne suçu var onun?
Tahir gözlerini beşiğe çevirdi.
— Onu görmek istemiyorum.
— Tahir…
— Karımı kaybettim Levent! Anlıyor musun? Nefes gitti. Bir daha geri gelmeyecek!
Levent sessizce dinledi.
Tahir'in gözleri dolmuştu ama kendini tutmaya çalışıyordu.
— Her baktığımda onu hatırlayacağım. Ben bunu kaldıramam.
Levent başını iki yana salladı.
— O çocuk Nefes'in de senin de evladın abi. Onun suçu yok.
Tahir beşiğe baktı. Yüzündeki ifade yeniden sertleşti.
— Lanetli bu çocuk. Onu istemiyorum. Al, götür buradan!
Levent'in kaşları çatıldı.
— Sakın bir daha böyle konuşma. O daha bebek.
— Bana ne söyleyeceğimi sen mi öğreteceksin?
— Öğretmiyorum. Ama çocuğa yazık etme.
Tahir arkasını döndü.
— Amerika'ya götüreceksin. Bir daha da buraya getirmeyeceksin.
Levent bir süre sustu.
— Peki kardeşleri? Fırtına, Yaman, Poyraz, Barlas… Onlara ne diyeceğiz?
— Hiçbir şey. Bu çocuğun varlığını bilmeyecekler.
— Abi, onlar onun ağabeyleri.
— Konu kapanmıştır.
Levent sesini alçalttı.
— Bir gün bu kararından pişman olursan ne olacak?
Tahir sertçe ona döndü.
— Ben kararımı verdim. Sen de yapman gerekeni yap.
— Peki. Götürürüm. Ama iyi dinle beni. Ben bu çocuğu kapının önüne bırakmayacağım. Lale de onu kendi evladı gibi büyütecek. Bundan şüphen olmasın.
Tahir cevap vermedi.
Levent bebeği dikkatlice kucağına aldı. Küçük yüzüne baktı.
— Hadi bakalım ufaklık…
Tahir arkasını dönmüştü.
Levent son kez seslendi.
— Abi, hiç değilse bir kez kucağına al.
Tahir durdu ama dönmedi.
— Götür dedim Levent.
Levent daha fazla üstelemedi.
---
Hastaneden çıktığında hava kararmıştı. Levent arabaya binmeden önce Lale'yi aradı.
— Alo, Levent? Ne oldu? Nefes nasıl?
Levent bir süre konuşamadı.
— Nefes'i kaybettik Lale.
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
— Allah'ım… Çok üzüldüm. Bebek nasıl?
— İyi. Oğlan olmuş.
— Yanında mı?
— Evet. Tahir bizimle göndermek istiyor.
Lale şaşırdı.
— Nasıl yani? Kendisi bakmayacak mı?
— İstemiyor. Çocuğu görmek bile istemedi.
Lale'nin sesi değişti.
— Levent, daha bebek o. Ne yapmış olabilir ki?
— Ben de aynı şeyi söyledim.
— Peki şimdi ne olacak?
— Amerika'ya götüreceğim. Başka türlü olmayacak.
Lale hiç beklemeden cevap verdi.
— Getir onu. Merak etme, beraber bakarız.
Levent derin bir nefes aldı.
— Emin misin?
— Levent, ne demek emin misin? O çocuk tek başına mı kalacak? Getir, ben bekliyorum.
Levent'in gözleri doldu.
— Sağ ol.
— Hadi, daha fazla beklemeyin. Yola çıkınca haber ver.
---
Amerika'ya vardıklarında Lale kapının önünde bekliyordu.
Levent arabadan indi. Kucağındaki bebeği görünce Lale hemen yanlarına geldi.
— Ver bakayım, göreyim.
Bebeği kucağına aldı. Bir süre yüzüne baktı.
— Ay, ne kadar küçük…
Bebeğin yanağına hafifçe dokundu.
— Hoş geldin.
Levent yorgun bir şekilde kapının yanında duruyordu.
— Tahir adını bile koymamış.
Lale gözlerini bebekten ayırmadan sordu.
— Sen ne düşünüyorsun?
— Bilmiyorum. Hastanede kucağına bile almadı.
Lale başını kaldırdı.
— Yazık değil mi bu çocuğa?
— Ben de öyle düşünüyorum.
Lale yeniden bebeğe baktı.
— Bir ismi olmalı.
Levent hafifçe gülümsedi.
— Sen düşün bakalım.
Lale bir süre sustu. Sonra bebeğin yüzüne bakarak konuştu.
— Umut olsun adı.
— Umut mu?
— Evet. Ben sevdim bu ismi.
Levent başını salladı.
— Güzelmiş.
Lale bebeği kendine biraz daha yaklaştırdı.
— Umut… Hoş geldin oğlum.
Bebeğin küçücük eli Lale'nin parmağına dokundu.
Lale gülümsedi.
— Bak, elimi tuttu.
Levent yanlarına geldi.
— Galiba seni şimdiden sevdi.
— Ben de onu sevdim zaten.
Lale kapıya yöneldi.
— Hadi içeri girelim. Üşümesin çocuk.
Levent kapıyı açtı. Lale bebeği dikkatlice içeri taşıdı.
O akşam evde yeni bir bebek vardı. Lale, Umut'u kucağından indirmeden onunla ilgilendi. Levent ise bir süre karşılarında oturup ikisini izledi.
— İyi ki varsın Lale, dedi.
Lale gözlerini Umut'tan ayırmadan cevap verdi.
— Artık o da bizim evladımız.
Ve o gece, küçük Umut ilk kez Lale'nin kollarında uykuya daldı.