10. BÖLÜM — BİR HABER BEKLERKEN
10. BÖLÜM — BİR HABER BEKLERKEN
Sabah olduğunda hastanenin bekleme alanı hâlâ aynıydı. Değişen tek şey herkesin biraz daha yorulmuş olmasıydı.
Umut, gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı. Koltukta oturuyor, ara sıra yoğun bakımın kapısına bakıyordu. Alara yanındaki koltukta uyukluyordu.
Yaman elinde iki bardak çayla yanlarına geldi.
“Al, iç biraz.”
Umut başını kaldırdı.
“Sağ ol.”
Yaman bardağı uzatıp karşısına oturdu.
“Bir şey yedin mi?”
“Yemedim.”
“Şaşırmadım.”
Umut çayından bir yudum aldı.
“İştahım yok.”
“Yine de bir şeyler yemen lazım.”
Umut cevap vermedi. Yaman da üstelemedi.
Biraz ileride Poyraz, Barlas'la konuşuyordu. Fırtına ise doktorlarla görüşmek için koridora çıkmıştı.
Bir süre sonra Poyraz yanlarına geldi.
“Bir gelişme var mı?”
Yaman başını salladı.
“Henüz yok.”
Poyraz, Umut'a döndü.
“Bir şey yemek ister misin? Kantine iniyorum.”
Umut önce reddedecek gibi oldu. Sonra bardağını masaya bıraktı.
“Bir şeyler alabiliriz.”
Poyraz başını salladı.
“Tamam, gel.”
Umut ayağa kalkınca Barlas da onlara katıldı.
“Ben de geliyorum.”
Yaman arkalarından seslendi:
“Bana da bir çay alın.”
Barlas dönüp baktı.
“Senin elinde zaten var.”
“Bu bitmek üzere.”
Umut istemeden hafifçe gülümsedi. O gece ilk kez yüzündeki gerginlik biraz olsun azalmıştı.
Kantinden döndüklerinde Fırtına da bekleme alanına gelmişti.
Umut elindeki poşeti masaya bıraktı.
“Bir şey var mı?”
Fırtına başını iki yana salladı.
“Şimdilik değişiklik yok. Takip ediyorlar.”
Umut'un yüzü düştü.
“Peki.”
Fırtına yanındaki sandalyeye oturdu.
“İstersen biraz dinlen. Burada beklemekten başka yapabileceğin bir şey yok.”
“Sen de hiç uyumadın.”
“Ben alışığım.”
Barlas araya girdi.
“Doktor bey yine herkese akıl veriyor.”
Fırtına ona baktı.
“Sen de çok konuşma.”
Barlas hafifçe gülümsedi. Umut da bu kısa atışmayı sessizce izledi.
Onları henüz tanımıyordu. Ama ilk kez aynı yerde otururken kendisini tamamen yabancı hissetmedi.
Öğle saatlerinde hastanenin girişinden Asiye geldi. Derya'yı görmeye gelmişti. Danışmadan geçip kardeşinin bulunduğu kata çıktı.
Koridorda yürürken Umut'u fark etti.
Bir an durdu.
“Merhaba.”
Umut başını kaldırdı.
“Merhaba.”
Asiye bekleme alanına göz gezdirdi.
“Bir haber var mı?”
“Henüz yok.”
“Anladım. Umarım iyi olur.”
“Teşekkür ederim.”
Asiye biraz duraksadı.
“Ben Derya'yı görmeye geldim. Kendisi burada doktor.”
“Evet, söylemiştiniz.”
Asiye hafifçe gülümsedi.
“Demek aklınızda kalmış.”
Umut omuz silkti.
“Unutacak kadar yaşlı değilim.”
Asiye kaşlarını kaldırdı.
“Ben de size yaşlı demedim zaten.”
Umut'un yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“İyi, anlaşabildik.”
“Şimdilik.”
Asiye başıyla selam verip Derya'nın odasına doğru yürüdü.
Umut arkasından bakmadan yeniden yerine oturdu.
Derya bilgisayarında hasta kayıtlarıyla ilgileniyordu. Asiye kapıyı tıklatıp içeri girdi.
“Doktor hanım, müsait misin?”
Derya başını kaldırdı.
“Gel bakalım. Ne zaman geldin?”
“Az önce. Annem sana bir şeyler gönderdi.”
Asiye çantasından küçük bir kutu çıkardı.
Derya gülümsedi.
“Annem yine uğraşmış.”
“Senin için hazırladı. Ben de getirdim.”
Derya kutuyu masaya bıraktı.
“Sağ ol. Çay üretiminde işler nasıl?”
Asiye sandalyeye oturdu.
“Yoğun. Dün numunelerin sonuçlarına baktım. Birkaç üreticiyle tekrar görüşmem gerekiyor.”
“Yine bütün gün koşturacaksın yani.”
“Benim işim bu. Sen de burada oturup bütün gün hastalarla uğraşıyorsun.”
Derya güldü.
“Doğru. İkimiz de kolay iş seçmemişiz.”
Bir süre sohbet ettiler. Derya'nın işi bitince birlikte kahve içmeye karar verdiler.
Öğleden sonra Fırtına, Umut'un yanına geldi.
“Atlas'ı görmek ister misin?”
Umut hemen ayağa kalktı.
“Görebilir miyim?”
“Doktor izin verdi. Ama çok uzun kalmayacaksın.”
Alara da onlarla gelmek istedi. Fırtına ikisini içeri aldı.
Umut yatağın yanına yaklaştı. Atlas'ı o hâlde görmek yine de kolay değildi. Bir süre hiçbir şey söylemeden kardeşine baktı.
Sonra elini tuttu.
“Ne yaptın sen böyle?”
Sesi kısılmıştı.
“Bir an önce kalk da eve dönelim. Alara da ben de seni bekliyoruz.”
Alara yatağın diğer tarafında duruyordu.
“Bizi daha fazla bekletme, tamam mı?”
Umut kardeşinin elini bırakmadan biraz daha bekledi.
“Bir sürü şey anlatacağım sana. Ama önce iyileş.”
Kapıda bekleyen Fırtına, onlara sürelerinin dolduğunu işaret etti.
Umut elini yavaşça bıraktı.
“Sonra yine geleceğim.”
Dışarı çıktıklarında Yaman, Poyraz ve Barlas onları bekliyordu.
“Nasıl?” diye sordu Yaman.
Umut kısa cevap verdi.
“Aynı.”
Fırtına kardeşlerine döndü.
“Şu an dinlenmesi gerekiyor. Doktorlar takipte.”
Poyraz, Umut'un yanına geldi.
“Biraz oturalım mı?”
“Olur.”
Birlikte bekleme alanına döndüler. Yaman, Umut'a kantinden aldığı sandviçi uzattı.
“Bunu ye bari.”
Umut sandviçe baktı.
“Sen ne zamandan beri bu kadar ısrarcısın?”
Yaman omuz silkti.
“Sen ne zamandan beri bu kadar inatçısın?”
Barlas araya girdi.
“Bence bu konuda birbirlerine benziyorlar.”
Umut istemeden güldü.
“Daha şimdiden karar vermeyin.”
Poyraz da gülümsedi.
“Merak etme, acelemiz yok.”
Akşamüstü Asiye, Derya'nın yanından ayrılıp hastaneden çıkmak üzereydi. Koridordan geçerken Umut'u yeniden gördü.
“Ben gidiyorum,” dedi.
Umut başını kaldırdı.
“Derya'yı gördünüz mü?”
“Gördüm. İyi, merak etmeyin. İşinin başında.”
“Güzel.”
Asiye bekleme alanına baktı.
“Atlas için bir gelişme oldu mu?”
“Henüz değil.”
“Umarım yakında iyi haber alırsınız.”
“Umarım. Teşekkür ederim.”
Asiye başıyla selam verdi.
“İyi akşamlar.”
“İyi akşamlar.”
Asiye çıkışa doğru yürüdü.
Bir süre sonra Fırtına'nın telefonu çaldı. Arayan doktorlardan biriydi. Fırtına konuşurken yüzü ciddileşti.
“Tamam, hemen geliyorum.”
Telefonu kapattı.
Yaman ayağa kalktı.
“Ne oldu?”
“Atlas'ı yeniden değerlendirmemiz gerekiyor.”
Umut da ayağa kalktı.
“Bir sorun mu var?”
Fırtına ona döndü.
“Şimdilik kesin bir şey söyleyemem. Doktorlar yeni bir değerlendirme yapacak.”
“Ben de geleyim.”
“Sen burada bekle. Haber alır almaz söyleyeceğim.”
Umut istemese de başını salladı.
Fırtına koridora doğru ilerledi. Yaman, Poyraz ve Barlas da Umut'un yanında kaldı.
Umut bir sandalyeye oturdu. Alara yanına geldi ve elini tuttu.
Kimse konuşmadı.
Bu kez Umut'un karşısında yalnızca beklediği dört duvar yoktu. Yanında, henüz tanımaya çalıştığı dört ağabeyi de vardı.
Ama onun aklı hâlâ aynı yerdeydi.
Atlas'ın yanında.
Ve bir an önce gözlerini açmasını bekliyordu.