Keşfet

3. BÖLÜM: ZEHİRLİ ŞÖLEN

YAZILAN GERÇEK Mürekkebin Gölgesi

3. BÖLÜM: ZEHİRLİ ŞÖLEN

Elif'in bilgisayar ekranında hâlâ aynı cümle duruyordu.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜMDE GÖRÜŞÜRÜZ, ELİF.

Miller bilgisayarın başına eğildi.

“Bunu sen mi oluşturdun?”

Elif başını salladı.

“Hayır.”

“Şifreni bilen biri var mı?”

“Yok. En azından bildiğim kadarıyla.”

Julian Vane ekrana baktı.

“Üçüncü bölüm nerede?”

Elif ona baktı.

“Romanın içinde.”

“Onu demiyorum. Dosya olarak nerede?”

Elif birkaç saniye düşündü.

“Bilgisayarımda.”

Klavye başına geçti ve romanın bulunduğu klasörü açtı.

Dosyalar arasında ilerledikten sonra üçüncü bölümü buldu.

03_ZEHİRLİ_ŞÖLEN

Elif dosyayı açtı.

Sayfanın başında bir restoranın adı vardı.

Altın Kaşık.

Elif okumaya devam etti.

Bölümde, restoranda yemek yiyen bir adamın kısa süre sonra rahatsızlanacağı anlatılıyordu.

Bir süre daha okudu.

Sonra durdu.

“Bir dakika…”

Vane ona döndü.

“Ne oldu?”

Elif ekrandaki satırı gösterdi.

“Burada bir yüzükten bahsediyorum.”

Miller yaklaştı.

“Nasıl bir yüzük?”

“Elimdeki taslağa göre masanın üzerinde bırakılıyor.”

Miller birkaç saniye ekrana baktı.

“Gerçekte de olabileceğini mi düşünüyorsun?”

Elif cevap vermeden önce başını iki yana salladı.

“Bilmiyorum.”

Tam o sırada Miller'ın telefonu çaldı.

Ekrana baktı.

“Başkomiser.”

Vane döndü.

“Evet?”

“Altın Kaşık adlı restoranda bir olay olmuş. Bir müşteri yemek sırasında rahatsızlanmış.”

Elif'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Vane bunu fark etti.

“Adres?”

Miller telefondaki bilgiyi kontrol etti ve adresi söyledi.

Vane ceketini aldı.

“Gidiyoruz.”

Elif hemen ayağa kalktı.

“Ben de geliyorum.”

Vane ona baktı.

“Elif…”

“Üçüncü bölümle bağlantılı olabilir.”

Vane birkaç saniye düşündü.

“Peki. Ama ekibin yanında kalacaksın.”

Elif başını salladı.

“Tamam.”

ALTIN KAŞIK

Restoranın önü polis araçlarıyla çevrilmişti.

İçerideki müşteriler dışarı çıkarılmış, çalışanlar da ayrı bir bölümde bekletiliyordu.

Vane ve Miller içeri girdi.

Elif birkaç adım gerilerinden onları takip etti.

Olayın yaşandığı masanın çevresinde sağlık görevlileri vardı.

Richard Hale isimli müşteriyle ilgileniyorlardı.

Miller çevreyi kontrol etti.

“Başkomiser.”

Vane yanına gitti.

Miller masanın kenarını gösterdi.

Küçük bir yüzük duruyordu.

Vane yüzüğe baktı.

“Elif.”

Elif yaklaştı.

Yüzüğü görür görmez durdu.

“Bu…”

Vane ona baktı.

“Romandaki mi?”

Elif başını salladı.

“Aynısı.”

Miller yüzüğü eldiven takarak aldı ve inceleme ekibine teslim etti.

Birkaç dakika sonra ekipten biri yanlarına geldi.

“Başkomiser.”

Vane döndü.

“Evet?”

“Yüzük gerçek değil.”

“Ne demek?”

“Sentetik bir malzeme. Daha önce uçakta bulunan kol düğmesiyle benzer özellikleri var.”

Vane yüzüğe tekrar baktı.

Sonra Elif'e döndü.

“Romanında başka böyle bir şey var mı?”

Elif düşündü.

“Kol düğmesi vardı. Bir de The Shard'daki kravat iğnesi.”

Miller araya girdi.

“Üç olay.”

Elif sessiz kaldı.

Miller devam etti.

“Üçünde de senin yazdığın ayrıntılar var.”

Elif'in cevabı kısa oldu.

“Evet.”

Restoranın duvarındaki ekran bir anda kapandı.

Miller başını kaldırdı.

“Az önce çalışıyordu.”

Çalışanlardan biri şaşkınlıkla ekrana baktı.

“Biz dokunmadık.”

Siyah ekran birkaç saniye öylece kaldı.

Sonra beyaz harfler belirdi.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜ DE BULDUN.

Elif ekrana bakakaldı.

Vane hemen çevreyi kontrol etti.

“Bu sistemi kim kontrol ediyor?”

Çalışanlardan biri başını salladı.

“Bilmiyorum. Bizim tarafımızdan yapılmadı.”

Mesaj kayboldu.

Yeni bir cümle çıktı.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜME BAKMA.

Miller ekrana yaklaştı.

“Birisi hâlâ bizi izliyor.”

Elif bilgisayarını açtı.

“Dördüncü bölümü görmem lazım.”

Vane ona baktı.

“Ne var içinde?”

Elif dosyayı açtı.

Başlık ekranda belirdi:

04 — SANATÇI

“Bir ressam,” dedi Elif.

“Ne oluyor?”

“Bir sergi düzenleniyor.”

“Yer?”

Elif dosyayı biraz aşağı kaydırdı.

Adresi buldu ve Miller'a söyledi.

Miller hemen not aldı.

“Ne zaman?”

Elif saate baktı.

19.42.

Sonra dosyadaki ayrıntıya tekrar baktı.

“Akşam sekizde.”

Miller saate baktı.

“On sekiz dakika.”

Vane Elif'e döndü.

“Dördüncü bölümde olayın nasıl gerçekleşeceği yazıyor mu?”

Elif başını salladı.

“Tam olarak değil.”

“Ne kadarını biliyorsun?”

“Bir sergi sırasında bir olay çıkacağını yazmışım. Ama ayrıntıları tamamlamamışım.”

Vane birkaç saniye düşündü.

“Yani ne olacağını sen de bilmiyorsun.”

“Hayır.”

Elif dosyayı kapattı.

Miller telsizini çıkardı.

“Ekiplere haber veriyorum.”

Tam restorandan çıkacakları sırada duvardaki ekran yeniden açıldı.

Bu kez tek bir cümle vardı.

SAAT SEKİZ.

Elif durdu.

Vane ekrana baktı.

Miller de birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra Vane:

“Gidelim.”

Üçü restorandan çıktı.

Elif arabaya binerken bilgisayarını tekrar açtı.

Dördüncü bölüme baktı.

Sayfanın en altında küçük bir satır vardı.

Elif kaşlarını çattı.

“Başkomiser…”

Vane ona döndü.

“Ne var?”

Elif bilgisayarı ona çevirdi.

“Bunu ben yazmadım.”

Vane ekrana baktı.

Dosyanın en altında şu cümle duruyordu:

DÖRDÜNCÜ BÖLÜMDE GÖRÜŞÜRÜZ.

Miller saate baktı.

19.45.

“On beş dakika,” dedi.

Vane kapıyı açtı.

“Adres belli. Gidiyoruz.”

Elif bilgisayarını kapattı.

Bu kez üçünün de aklında aynı soru vardı:

Dördüncü bölümde ne olacaktı?

Bunu öğrenmek için yalnızca on beş dakikaları kalmıştı.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: detay katil götüre bilir götürmeyde çok teşekkür ederim canım içi
  • Damla Çınar: Millerın ekrana gösterdiği yüzük ne kadar önemli olabilir?
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: Neyi çok teşekkür ederim
  • Zafer Kaan Genç: Gerçekten merak ediyorum
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: yazar gözü çok teşekkür ederim canım içi
  • Ece kaplan: @otukenkalemikalem Elif her defasında nasıl bu kadar etkileyici detaylar ekliyor?