Keşfet

4. BÖLÜM: SANATÇININ GÖLGESİ

YAZILAN GERÇEK Mürekkebin Gölgesi

4. BÖLÜM: SANATÇININ GÖLGESİ

Saat 19.52'ydi.

Vane'in kullandığı araç Londra'nın akşam trafiğinde ilerliyordu.

Miller ön koltukta adresi kontrol ediyor, Elif ise arka koltukta bilgisayarından dördüncü bölümü okuyordu.

Aynı sayfaya üçüncü kez gelmişti.

Bölümün adı Sanatçıydı.

Bir sergi salonu.

Bir ressam.

Saat sekiz.

Elif sayfanın aşağısına indi.

Orada daha önce dikkatini çekmeyen bir cümle vardı:

Işıklar söndüğünde salondaki herkes birkaç saniye sessiz kalacak.

Elif ekrana biraz daha yaklaştı.

“Başkomiser…”

Vane dikiz aynasından ona baktı.

“Efendim?”

“Bu kısmı hatırlamıyorum.”

“Neyi?”

“Bunu ne zaman yazdığımı.”

Miller arkasına döndü.

“Dosyanın oluşturulma tarihine bakabiliriz.”

Elif başını salladı.

“Dosyanın tarihi var ama bazı bölümleri sonradan değiştirmiş olabilirim.”

Vane tekrar yola baktı.

“Şu ana kadar olanlardan sonra bunu kontrol etmekte fayda var.”

Elif bilgisayarı kapatmadı.

Dördüncü bölümü okumaya devam etti.

SERGİ SALONU

Saat 19.57'de binanın önüne geldiler.

Sergi salonunun girişinde büyük bir afiş vardı:

DAMIAN BLACK — GÖLGELER

Elif arabadan inerken afişe baktı.

“Damian Black…”

Miller ona döndü.

“Tanıyor musun?”

“Hayır.”

Elif bilgisayarını açtı.

“Romanda ressamın adı yok.”

Vane kapıya baktı.

“İçeri girelim.”

Kapı kilitli değildi.

İçeri girdiklerinde geniş bir salonla karşılaştılar.

Duvarlarda farklı tablolar asılıydı.

Bazılarında Londra'nın sokakları, bazılarında ise yüzleri belli olmayan insanlar vardı.

Salon neredeyse boştu.

Vane etrafa baktı.

“Güvenlik nerede?”

Miller telsizine uzandı.

“Dış ekibe soruyorum.”

Elif birkaç adım ilerledi.

Bir tablonun önünde durdu.

Tabloda yağmurlu bir Londra sokağı vardı.

Sokağın sonunda tek başına duran bir kadın görünüyordu.

Elif'in bakışları kadının elindeki çantaya takıldı.

Çanta ona tanıdık gelmişti.

“Bu…”

Vane yanına geldi.

“Ne oldu?”

Elif tabloyu gösterdi.

“Çanta benimkine benziyor.”

Miller de tabloya baktı.

“Tesadüf olabilir.”

Elif cevap vermedi.

Telefonu titredi.

Mesaj gelmişti.

Numara görünmüyordu.

19.59

Elif ekrana baktı.

Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi.

BİR DAKİKA.

Vane mesajı gördü.

“Telefonunu kapatma.”

Elif başını salladı.

Saat 20.00 oldu.

Salonun ışıkları bir anda söndü.

Elif istemsizce geri çekildi.

Karanlıkta birkaç saniye hiçbir şey duyulmadı.

Sonra içeriden hafif bir sandalye sesi geldi.

Miller telsizine uzandı.

“Kimse hareket etmesin.”

Acil durum ışıkları yandı.

Salon tekrar görünür hâle geldi.

Ama biraz önce boş olan salonun diğer tarafında bir adam duruyordu.

Elinde bir fırça vardı.

Miller dikkatle adama baktı.

“Damian Black?”

Adam başını çevirdi.

“Evet.”

Vane öne çıktı.

“Ben Başkomiser Julian Vane. Birkaç soru sormamız gerekiyor.”

Damian fırçasını masanın üzerine bıraktı.

“Tabii.”

Elif adamı dikkatle inceliyordu.

“Beni tanıyor musunuz?”

Damian ona baktı.

“Adınızı biliyorum.”

Elif'in kaşları çatıldı.

“Nereden?”

Damian cevap vermeden arkasındaki tabloya baktı.

“Şunu daha önce gördün mü?”

Elif tabloya yaklaştı.

Bir anda durdu.

Tablodaki kadın kendisiydi.

Elindeki çanta da onundu.

Elif birkaç saniye konuşamadı.

“Bu resmi ne zaman yaptınız?”

Damian'ın cevabı sakindi.

“Dün gece.”

Elif ona döndü.

“Ben dün gece burada değildim.”

“Biliyorum.”

Vane araya girdi.

“Peki onu nasıl çizdin?”

Damian bir süre tabloya baktı.

“Ben çizmedim.”

Elif şaşkınlıkla ona baktı.

“Ne demek bu?”

Damian tablonun yanındaki küçük masayı gösterdi.

“Biri bana bazı görüntüler gönderdi.”

Miller hemen sordu:

“Kim?”

“Bilmiyorum.”

“Telefonunda kayıtlı mı?”

Damian başını salladı.

“Mesajları sildim.”

Vane'in yüzü ciddileşti.

“Neden?”

Damian kısa bir süre düşündü.

“Ne anlama geldiklerini bilmiyordum.”

Tam o sırada salonun duvarlarındaki ekranlar aynı anda açıldı.

Elif irkildi.

Ekranlarda romanının sayfaları görünüyordu.

Miller ekrana baktı.

“Bunlar Elif'in dosyasından.”

Elif birkaç adım yaklaştı.

“Bunlar benim bilgisayarımdaki sayfalar.”

Vane hemen Miller'a baktı.

“Sistemi kontrol edin.”

Miller telsizden ekiplere haber verdi.

Ekranlardan biri siyaha döndü.

Birkaç saniye sonra yeni bir mesaj belirdi:

BU TABLOYU SEN YAZMADIN.

Elif ekrana baktı.

Ardından ikinci satır çıktı:

AMA ONU SENİN İÇİN ÇİZDİLER.

Elif'in yüzü gerildi.

“Benim için mi?”

Damian sessizce tabloya baktı.

“Ben de ne anlama geldiğini bilmiyorum.”

Vane ona döndü.

“Seninle karakolda konuşacağız.”

Damian başını salladı.

“Tamam.”

Miller salondaki diğer kapıları kontrol etmek için uzaklaştı.

Birkaç saniye sonra seslendi:

“Başkomiser!”

Vane ona doğru gitti.

“Elif, sen burada kal.”

Elif başını salladı.

Ama gözleri hâlâ tabloya takılıydı.

Kadın gerçekten ona benziyordu.

Çanta aynıydı.

Üzerindeki mont bile aynıydı.

Elif bir adım daha yaklaştı.

Tablonun alt köşesinde küçük bir tarih vardı.

14 EYLÜL 2030

Elif'in yüzü değişti.

“Başkomiser…”

Vane geri döndü.

“Ne oldu?”

Elif tabloyu gösterdi.

“Bugünün tarihi.”

Vane birkaç saniye tabloya baktı.

Sonra Damian'a döndü.

“Bu tabloyu dün gece yaptığını söyledin.”

“Evet.”

“Peki bugünün tarihini nasıl biliyordun?”

Damian'ın yüzündeki ifade değişti.

“Bilmiyordum.”

Salon yeniden sessizleşti.

Tam o sırada Elif'in bilgisayarından bir bildirim sesi geldi.

Ekranda yeni bir dosya açılmıştı.

05 — KAÇIŞ

Elif dosyaya baktı.

“Bu dosya az önce yoktu.”

Miller yanlarına geldi.

“Ne oldu?”

Elif bilgisayarı gösterdi.

“Beşinci bölüm.”

Vane ekrana baktı.

“Sen mi oluşturdun?”

“Hayır.”

Dosyanın altında yeni bir satır belirdi.

YARIN DEĞİL. BU GECE.

Elif'in eli klavyenin üzerinde kaldı.

Miller saate baktı.

20.07.

Vane sakin bir sesle konuştu.

“Dosyayı kapatma.”

Elif ona baktı.

“Neden?”

“Belki bu kez ne yapmaya çalıştığını anlayabiliriz.”

Elif tekrar ekrana döndü.

Beşinci bölüm hâlâ açıktı.

Dosyayı okumaya başladı.

Bir süre sonra durdu.

Yüzündeki ifade değişti.

Vane bunu fark etti.

“Ne yazıyor?”

Elif cevap vermedi.

Ekrana bakmaya devam etti.

Sonra bilgisayarı yavaşça Vane'e çevirdi.

“Bunu da ben yazmamışım.”

Vane ekrana baktı.

Beşinci bölümün ilk satırının altında yeni bir cümle vardı:

SAAT 23.00'TE GÖRÜŞÜRÜZ.

Miller saate baktı.

20.08.

Bu kez hiçbiri konuşmadı.

Elif bilgisayarı kapatmadı.

Sadece ekrana bakmaya devam etti.

Önlerinde yaklaşık üç saat vardı.

Ve beşinci bölümün geri kalanını henüz kimse bilmiyordu.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim 👏
  • Mardin güzeli: Tam da akşam saatleri ve karanlıkta olanlar daha da ürkütücü hale geldi