Keşfet

# 9. BÖLÜM — İLK İZ E

YAZILAN GERÇEK Mürekkebin Gölgesi

# 9. BÖLÜM — İLK İZ

Elif hâlâ bilgisayar ekranına bakıyordu.

**BÖLÜM 9 — GERÇEĞİ BİLEN**

Dosyanın adı ekranda öylece duruyordu.

“Bunu ben oluşturmadım,” dedi Elif.

Miller bilgisayara biraz daha yaklaştı.

“Biliyorum.”

“Peki kim oluşturdu?”

“Onu bulmaya çalışıyorum.”

Vane kapının yanında duruyordu. Koridora baktıktan sonra içeri girdi.

“Güvenlik geldi. Giriş çıkışları kontrol ediyorlar.”

Elif bilgisayarı gösterdi.

“Dosya kendi kendine oluştu.”

Vane ekrana baktı.

“Kimse açmadı mı?”

“Hayır.”

Miller başını salladı.

“Ben de dokunmadım.”

Vane birkaç saniye ekrana baktı.

“Tamam. Önce nereden geldiğini bulalım.”

Miller yeniden bilgisayarın başına geçti.

Ekranda birkaç pencere açtı. Bir süre sessizce uğraştı.

Sonra kaşlarını çattı.

“Bir şeyler eksik.”

Vane yanına geldi.

“Ne eksik?”

“Dosyanın nasıl geldiğine dair kayıt yok.”

“Silinmiş mi?”

“Hayır. Silinmiş olsa bir iz kalırdı.”

Miller ekrana baktı.

“Sanki bu kayıt hiç oluşmamış.”

Elif kaşlarını çattı.

“Bu nasıl olabilir?”

“Bilmiyorum.”

Miller birkaç saniye daha kontrol etti.

“Normalde burada bir kayıt olması gerekirdi.”

Vane:

“Peki dosya nereden geldi?”

“Biraz daha bakayım.”

Miller birkaç dakika daha uğraştı.

Sonunda durdu.

“Tamam. Bir şey buldum.”

Vane hemen yanına geldi.

“Ne?”

“Dosya bu bilgisayarda oluşturulmamış.”

Elif yaklaştı.

“Nerede oluşturulmuş?”

“Başka bir cihazdan.”

“Kiminki?”

Miller başını iki yana salladı.

“Bilmiyorum. Cihazın kimliği görünmüyor.”

Vane:

“Başka bir şey?”

“Eski bir cihaz gibi görünüyor.”

“Ne kadar eski?”

“Bunu henüz söyleyemem.”

Elif ekrana baktı.

“Yani katil eski bir bilgisayar mı kullanıyor?”

Miller başını kaldırdı.

“Bunu söylemek için erken.”

Bir süre daha ekrana baktı.

Sonra:

“Bağlandığı yeri buldum.”

Haritada bir nokta belirdi.

Elif istemsizce ekrana yaklaştı.

“Neresi?”

Miller haritayı büyüttü.

Nokta, bulundukları binanın birkaç sokak ötesindeydi.

“Buraya yakın.”

Vane ekrana baktı.

“Tam olarak neresi?”

Miller arama yaptı.

Sonuç ekranda belirdi.

**ST. PANCRAS ÇEVRESİ**

Elif'in yüzü değişti.

“Orası…”

Vane ona baktı.

“Neresi?”

“Kitap fuarına ilk geldiğim yer.”

Miller başını kaldırdı.

“Fuarla bağlantısı mı var?”

“Elimdeki ilk davetiye oradan gelmişti.”

Vane ona döndü.

“Davetiye kimden gelmişti?”

Elif cevap vermeden önce durdu.

“Yayıncıdan.”

“İsmi?”

Elif çantasını açtı.

Dosyaların arasından eski davetiyeyi bulup Vane'e uzattı.

Vane davetiyeye baktı, ardından Miller'a verdi.

Miller üzerindeki bilgileri inceledi.

“Burada bir telefon numarası var.”

“Arayabilir miyiz?”

Miller numarayı kontrol etti.

“Artık kullanılmıyor.”

Elif'in kaşları çatıldı.

“Ben bu numarayı hiç aramadım.”

Vane davetiyenin tarihine baktı.

“Bu ne zaman geldi?”

“Fuardan birkaç gün önce.”

“Kim gönderdi?”

Elif başını kaldırdı.

“Mail olarak gelmişti. Kim gönderdiğini hiç düşünmemiştim.”

Miller bilgisayara döndü.

“Mail hâlâ duruyorsa bulabiliriz.”

Elif'in yüzü gerildi.

“Mail hesabıma da mı girdi?”

“Bilmiyorum.”

Miller eski mailleri açtı.

Davetiye maili hâlâ oradaydı.

Gönderen kısmında bir adres vardı.

Miller birkaç saniye ekrana baktı.

“Bu adres garip.”

“Ne demek garip?”

“Normal bir yayınevi adresine benzemiyor.”

Elif ekrana baktı.

“Peki bana nasıl gönderilmiş?”

“Bunu anlamaya çalışıyorum.”

Miller mailin ayrıntılarını açtı.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra:

“Burada bir cihaz adı görünüyor.”

Elif ona baktı.

“Ne yazıyor?”

Miller ekrana biraz daha yaklaştı.

**ARTHUR-PC**

Odada bir anda sessizlik oldu.

Elif yavaşça:

“Arthur…”

Vane hemen konuştu.

“Bu cihazın Arthur'a ait olduğunu göstermez.”

“Biliyorum.”

Elif gözlerini ekrandan ayırmadı.

“Ama artık Arthur'un adı üçüncü kez karşımıza çıkıyor.”

Miller başını salladı.

“Önce olayda. Sonra kitapta. Şimdi de bu mailde.”

Vane:

“Üçünün de aynı kişiyle bağlantılı olduğunu henüz bilmiyoruz.”

Elif yavaşça konuştu.

“Ya gerçekten hepsinin merkezindeyse?”

Vane ona baktı.

“Arthur öldü.”

Elif sustu.

Vane devam etti:

“Bu yüzden onun adına çıkan her şeyi dikkatle inceleyeceğiz. Ama şimdilik hiçbir şeyi kesin kabul etmiyoruz.”

Miller yeniden ekrana döndü.

“Bir şey daha var.”

Elif:

“Ne?”

“Bu cihaz en son bugün kullanılmış.”

Vane hemen yaklaştı.

“Ne zaman?”

Miller saate baktı.

**21.58**

Elif'in yüzü değişti.

“Biz buraya gelmeden hemen önce.”

“Evet.”

Vane haritayı yeniden açtı.

Nokta hâlâ aynı yerdeydi.

Elif pencereye baktı.

“Ya biri hâlâ oradaysa?”

Vane cevap vermeden önce telefonu çaldı.

Güvenlikten arıyorlardı.

“Vane.”

Karşıdaki kişi hızlı konuşuyordu.

Vane'in yüzündeki ifade değişti.

“Tamam. Kimseye dokunmayın. Biz geliyoruz.”

Telefonu kapattı.

Miller ayağa kalktı.

“Ne oldu?”

Vane Elif'e baktı.

“Güvenlik kameralarında bir şey bulmuşlar.”

“Neyi?”

“Fuarın ilk günüyle ilgili bir kayıt.”

Elif'in yüzü gerildi.

“Ne kaydı?”

Vane birkaç saniye sustu.

“O gün seninle aynı binaya giren biri var.”

Elif'in kalbi hızlandı.

“Kim?”

“Yüzü görünmüyor.”

Miller:

“Başka bir şey görebilmişler mi?”

Vane telefonundaki fotoğrafı açtı.

“Evet.”

Görüntüde Elif binaya giriyordu.

Birkaç metre arkasında başka biri vardı.

Yüzü kameraya dönük değildi.

Elinde küçük, siyah bir defter taşıyordu.

Elif görüntüye baktı.

Defterin kapağında üç çizgi vardı.

Ortada siyah bir nokta.

Elif'in yüzü değişti.

“Bu sembol…”

Miller başını salladı.

“Aynısı.”

Elif fotoğrafa biraz daha yaklaştı.

“Bir dakika.”

“Ne oldu?”

“Defterin kenarında bir şey yazıyor.”

Miller fotoğrafı büyüttü.

Yazı çok net değildi.

Ama birkaç harf seçilebiliyordu.

**E.P.**

Elif'in sesi kısıldı.

“Arthur Penhaligon.”

Vane fotoğrafı biraz daha büyüttü.

Miller sessizce ekrana baktı.

Tam o sırada Elif'in telefonu titredi.

Yeni bir mesaj gelmişti.

**İLK İZİ BULMANI BEKLİYORDUM.**

Elif'in gözleri mesajın altında beliren ikinci satıra kaydı.

**AMA ARADIĞIN KİŞİ OLMAYABİLİR.**

Elif telefonu yavaşça indirdi.

Kimse konuşmadı.

Vane fotoğrafa tekrar baktı.

Miller ekrandaki **ARTHUR-PC** yazısına döndü.

Arthur'un adı bir kez daha karşılarına çıkmıştı.

Elif ekrana baktı.

Bu kez aklındaki soru çok daha farklıydı.

**Arthur gerçekten katilin bıraktığı bir iz miydi, yoksa birinin özellikle karşılarına çıkardığı bir isim miydi?**