Keşfet

BÖLÜM: BEKLEYEN

YAZILAN GERÇEK Mürekkebin Gölgesi

Saat 21.47'ydi.

Odada kimse konuşmuyordu.

Vane, Elif'in telefonundaki konuma bakarken Miller bilgisayardaki bağlantıları kontrol ediyordu.

“Konum hâlâ açık,” dedi Miller.

Vane başını salladı.

“Evet.”

“Terminal 4'ü gösteriyor.”

Elif sandalyesinde oturmuş, ekrana bakıyordu.

“Bizi oraya çekmeye çalışıyor olabilir.”

Miller ona döndü.

“Bence de.”

Vane telefonu Elif'e uzattı.

“Şimdilik hiçbir yere gitmiyoruz.”

Elif telefonu aldı.

Tam o sırada ekran aydınlandı.

Yeni bir mesaj gelmişti.

BAKMA.

Elif kaşlarını çattı.

“Ne?”

Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.

DİNLE.

Miller hemen ayağa kalktı.

“Mesajı açma.”

Ama telefon bir kez daha titredi.

Bu kez bir ses dosyası gelmişti.

Elif ekrana baktı.

“Ses kaydı.”

Vane elini uzattı.

“Bir dakika.”

Miller telefonu inceledi.

“Telefonda dışarıdan bir bağlantı görünmüyor.”

Vane birkaç saniye düşündü.

“Tamam. Aç.”

Elif ses kaydını başlattı.

İlk birkaç saniye hiçbir şey duyulmadı.

Sadece hafif bir uğultu vardı.

Sonra uzaktan bir anons sesi geldi.

Miller'in yüzü değişti.

“Bu havaalanı.”

Elif başını kaldırdı.

“Evet.”

Arka planda birkaç kişinin konuştuğu duyuluyordu. Birkaç saniye sonra kayıt kesildi.

Elif şaşkınlıkla telefona baktı.

“Bu kadar mı?”

Vane cevap vermedi.

Telefon yeniden titredi.

Yeni mesaj:

BİR DAHA DİNLE.

Miller kaydı tekrar açtı.

Bu kez sesi biraz yükseltti.

Aynı uğultu…

Aynı havaalanı anonsu…

Sonra çok kısa bir ses duyuldu.

Birinin adı söylenmiş gibiydi.

Elif hemen kaydı durdurdu.

“Bir dakika.”

Vane ona baktı.

“Ne oldu?”

Elif kaydı geri sardı.

“Şurada biri bir şey söyledi.”

Tekrar dinlediler.

Ses oldukça belirsizdi.

Miller başını salladı.

“Ben bir şey anlayamadım.”

Elif gözlerini kapattı.

“Ben anladım.”

Vane ona baktı.

“Ne dedi?”

Elif birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra yavaşça konuştu.

“Benim adımı söyledi.”

Odadaki sessizlik ağırlaştı.

Miller telefonu aldı.

“Belki kayıt sonradan değiştirilmiştir.”

“Olabilir,” dedi Vane. “Ama bunu kimin yaptığını bulmamız gerekiyor.”

Elif yeniden telefonuna baktı.

Yeni bir mesaj gelmişti.

22.15'E KADAR VAKTİN VAR.

Ardından ikinci mesaj geldi:

BEŞİNCİ BÖLÜMÜN SONUNU OKU.

Elif'in yüzü gerildi.

“Zaten okudum.”

Telefon yeniden titredi.

SONUNU DEĞİL. SONUNDAN SONRASINI.

Elif bir an ne diyeceğini bilemedi.

Bilgisayarını açtı.

Beşinci bölüm hâlâ ekrandaydı.

Dosyanın en altına indi.

Daha önce boş olan bölümde yeni bir satır vardı.

Elif ekrana yaklaştı.

KADIN HAVAALANINA GİTMEDİ.

Miller sessizce okudu.

“Bunu sen mi yazdın?”

“Hayır.”

Bir satır daha belirdi.

AMA BİRİ ONUN YERİNE GİTTİ.

Elif'in yüzündeki ifade değişti.

Vane hemen bilgisayara yaklaştı.

“Dosyayı kapat.”

Elif fareye uzandı.

Tam o sırada yeni bir satır oluştu.

ŞİMDİ KARAR VER.

Elif elini çekti.

“Ne kararı?”

Ekrana bir satır daha eklendi.

KİM GİDECEK?

Kimse konuşmadı.

Miller Vane'e baktı.

“Bizi birbirimize karşı kullanmaya çalışıyor.”

Vane başını salladı.

“Muhtemelen.”

Elif ayağa kalktı.

“Peki ya gerçekten birini gönderirse?”

Vane sakin bir sesle cevap verdi.

“Göndermesine izin vermeyeceğiz.”

Tam o sırada koridordan bir ses geldi.

Bir kapı kapanmıştı.

Üçü de aynı anda kapıya baktı.

Miller hemen dışarı çıktı.

Koridor boştu.

Kapının yanında duran iki polis memuru hâlâ yerindeydi.

“Bir şey gördünüz mü?” diye sordu Miller.

Polislerden biri başını salladı.

“Hayır. Sadece bir kapı kapandı.”

Miller odaya geri döndü.

“Kimse yok.”

Elif derin bir nefes aldı.

Sonra gözleri masanın üzerindeki telefonuna takıldı.

Telefonun ekranı yeniden yanmıştı.

Yeni mesaj yoktu.

Sadece bir fotoğraf vardı.

Heathrow Terminal 4'ün bekleme salonu.

Aynı siyah valiz.

Aynı kitap ayracı.

Fakat bu kez fotoğraf farklıydı.

Valizin yanında bir sandalye vardı.

Sandalyenin üzerinde bir telefon duruyordu.

Elif fotoğrafı büyüttü.

Telefonun ekranında tek bir saat görünüyordu:

22.15

Elif yavaşça konuştu.

“Bu fotoğraf yeni değil.”

Vane ona baktı.

“Nereden anladın?”

Elif ekrana işaret etti.

“Şu telefon…”

Bir an durdu.

“Kılıfı benimkiyle aynı.”

Vane hemen fotoğrafı aldı.

Miller yanına geldi.

Üçü de görüntüye dikkatlice baktı.

Sonra Elif'in telefonu titredi.

Bu kez yalnızca üç kelime vardı:

ÇOK YAKINDASIN, ELİF.

Elif başını kaldırdı.

Odanın dışına baktı.

Koridor yine boştu.

Ama bu kez hiçbiri konuşmadı.

Çünkü kapının hemen dışında duran güvenlik kamerasının ışığı yanıp sönüyordu.

Miller kameraya baktı.

“Başkomiser…”

Vane gözlerini kameradan ayırmadan cevap verdi.

“Görüyorum.”

Kamera bir kez daha yanıp söndü.

Sonra söndü.

Elif'in telefonu tekrar titredi.

Ekranda tek bir cümle vardı:

22.15'TE GÖRÜŞÜRÜZ.

Yorumlar

  • İkbal Sürücü: kalemine sağlık
  • İkbal Sürücü: mükemmel bir bölümdü
  • İkbal Sürücü: 😍