Keşfet

15. BÖLÜM: İSTANBUL BANA BİR RAHAT VERMEDİ

YERLİ SHERLOCK: DÜŞE KALKA YAKALIYORUK!

15. BÖLÜM: İSTANBUL BANA BİR RAHAT VERMEDİ

Rüzgar Fırtına, İstanbul'a geleli bir süre olmuştu ama hâlâ bu şehre alıştığını söyleyemezdi. Her sabah başka bir sürprizle karşılaşıyor, bazen gideceği yere ulaşmak için üç kişiye yol soruyor, bazen de yanlışlıkla aynı sokaktan birkaç kez geçiyordu.

O sabah da evden çıkmadan önce aynanın karşısına geçmişti.

Gömleğinin yakasını düzeltti, saçlarını eliyle geriye itti.

“Bugün sakin bir gün olacak. Ne kaybolmak var ne düşmek ne de başıma bir iş açmak. Gideceğim, işimi yapacağım, akşam da evime döneceğim.”

Kapıyı açtı.

Bir adım attı.

Ayakkabısının bağına bastı ve dengesini kaybederek kapının yanındaki şemsiyeliğe tutundu. Şemsiyelik devrildi, içindeki şemsiyeler merdivenlere dağıldı.

Rüzgar birkaç saniye kıpırdamadan durdu.

“Daha sokağa çıkmadık. Bu nasıl başlangıç ula?”

Şemsiyeleri topladıktan sonra merdivenlerden indi. Apartmanın kapısından çıktığında telefonuna baktı. Selin'den mesaj gelmişti.

Selin: Bugün dokuzda karakolda olun. Gecikmeyin.

Rüzgar saate baktı.

“Daha vakit var. Bu sefer kesin yetişeceğim.”

Bunu söylerken yanlış yöne yürümeye başlamıştı.

Su Deposundaki Patlama

Rüzgar karakola vardığında Selin masasında dosyaları inceliyordu.

“Günaydın, komiserim.”

Selin başını kaldırdı.

“Günaydın. Bugün zamanında geldiniz.”

“İstanbul'la aramız düzeliyor galiba.”

“Buna henüz karar vermeyelim.”

Rüzgar sandalyesine oturdu. Çantasını masaya koyduğu sırada fermuarın açık olduğunu fark etti. Defteri, kalemleri ve bisküvi paketi yere döküldü.

Selin gözlerini yere indirdi.

“Çantanız yine açık.”

Rüzgar eğilip eşyalarını toplamaya başladı.

“Ben de fark ettim komiserim. Sanırım çantamın benimle bazı sorunları var.”

“Çantanızın değil, sizin biraz daha dikkatli olmanız gerekiyor.”

“Olabilir. Ama çantayı da tamamen suçsuz bulmuyorum.”

Selin cevap verecekken telefonu çaldı. Aramayı açtı ve karşı tarafı dinlerken yüzü ciddileşti.

“Tamam, ekipleri yönlendirin. Biz de geliyoruz.”

Telefonu kapattı.

“Bir apartmanın bodrum katındaki su deposu patlamış. Bodrumu su basmış. Apartman sakinleri dışarı çıkarılmış, teknik ekip de olay yerinde.”

Rüzgar şaşkınlıkla baktı.

“Su deposu mu patlamış?”

“Evet. Neden şaşırdınız?”

“İlk kez bir su deposunun bu kadar sinirlendiğini duyuyorum.”

Selin dosyasını aldı.

“Rüzgar, yolda da yorum yaparsınız. Hadi.”

“Peki komiserim.”

Apartmana vardıklarında binanın önünde kalabalık vardı. Bazı sakinler endişeyle birbirleriyle konuşuyor, apartman yöneticisi de gelen ekiplere durumu anlatıyordu.

Selin doğrudan yöneticinin yanına gitti.

“Geçmiş olsun. Tam olarak ne oldu?”

“Bir ses duyduk komiserim. Ardından bodrumdan su gelmeye başladı. Ne olduğunu anlayamadık.”

“Depoda son zamanlarda bakım yapıldı mı?”

“Dün bir usta geldi. Kontrol ettiğini söyledi. Bugün de bu olay yaşandı.”

Rüzgar konuşmayı dinlerken etrafa bakıyordu.

“Ustanın adını biliyor musunuz?”

Yönetici başını salladı.

“Hayır. Apartman görevlisi çağırmıştı.”

Apartman görevlisi yanlarına geldiğinde Selin aynı soruyu ona da sordu.

“Dün gelen ustayı tanıyor musunuz?”

“Daha önce de görmüştüm ama adını bilmiyorum. Bu sefer yanında başka bir adam vardı. O hiç konuşmadı.”

Rüzgar araya girdi.

“Peki bugün de geldiler mi?”

Görevli düşündü.

“Sabah birini gördüm. Arka taraftan çıkıyordu. Ama aynı kişi miydi emin değilim.”

Selin, teknik ekibin incelemesini beklerken bakım kayıtlarının kontrol edilmesini istedi.

Rüzgar duvardaki panoya yaklaştı. Üzerinde apartmanın bakım tarihleri yazıyordu. Birkaç satırı dikkatle inceledikten sonra Selin'e seslendi.

“Komiserim, buraya bakar mısınız?”

Selin yanına geldi.

“Ne buldunuz?”

“Dün bakım yapıldığı yazıyor ama tarih kısmında bir karışıklık var. Yöneticiye verilen servis fişindeki tarihle buradaki kayıt aynı değil.”

Selin iki belgeyi karşılaştırdı.

“Gerçekten de farklı.”

Apartman yöneticisi şaşkınlıkla belgeleri inceledi.

“Ben bu fişi ustanın kendisinden aldım.”

“Ustanın kimliğini kontrol ettiniz mi?” diye sordu Selin.

Yönetici cevap veremedi.

Rüzgar, koridorun kenarında duran küçük bir kâğıt parçasını fark etti. Üzerinde servis şirketinin adı yazıyordu.

“Bu da aynı şirkete ait.”

Selin kâğıdı eline aldı.

“Güzel. Bunu da incelemeye gönderelim.”

Rüzgar hafifçe gülümsedi.

“Bugün fena başlamadık.”

Tam o sırada geri dönmek için adım attı ve ıslak zeminde ayağı kaydı. Duvara tutunarak düşmekten son anda kurtuldu.

Selin ona baktı.

“İyi misiniz?”

“İyiyim komiserim. Sadece zeminle kısa bir anlaşmazlık yaşadık.”

“Biraz daha dikkatli olun.”

“Ben dikkat ediyorum da İstanbul'da zeminler pek güvenilir değil.”

Selin başını iki yana salladı.

Teknik inceleme devam ederken polis ekipleri servis fişindeki şirketle bağlantılı kişileri araştırmaya başladı. Apartmana gelen kişinin yetkili olmadığı, kendisini görevli gibi tanıttığı anlaşıldı. Su deposundaki arızanın nedeni ise teknik raporla netleştirilecekti.

Selin olay yerinden ayrılmadan önce Rüzgar'a döndü.

“Belgelerdeki tutarsızlığı fark etmeniz iyi oldu.”

Rüzgar'ın yüzü aydınlandı.

“Teşekkür ederim. Bunu anneme de söyleyebilir misiniz? Hâlâ benim burada sadece yolumu kaybettiğimi düşünüyor.”

“Önce şu yolları kaybetmemeyi öğrenin.”

“Komiserim, insan her şeyi aynı anda başaramaz.”

Kapkaç Olayı

Arabaya bindikleri sırada telsizden yeni bir ihbar geldi. Yakındaki caddede bir kadının çantası çalınmıştı. Şüpheli ara sokaklardan birine kaçmıştı.

Selin telsize cevap verdi.

“Konumumuzu bildiriyorum. Olay yerine geçiyoruz.”

Rüzgar arkasına yaslandı.

“Bugün İstanbul biraz hareketli.”

“İstanbul her gün böyle.”

“Benim geldiğim günlerde özellikle hareketleniyor olabilir mi?”

Selin ona kısa bir bakış attı.

“Her şeyi kendinize bağlamayın.”

Olay yerine vardıklarında çantası çalınan kadın kaldırımda bekliyordu. Selin yanına giderek iyi olup olmadığını sordu.

“İyiyim ama çantam gitti. İçinde telefonum ve bazı önemli evraklarım vardı.”

“Şüpheliyi gördünüz mü?”

“Evet. Genç bir adamdı. Bir anda yanıma yaklaştı, çantamı aldı ve koşmaya başladı.”

“Ne tarafa gitti?”

Kadın karşıdaki sokağı gösterdi.

“Şuradan.”

Rüzgar da çevreye bakıyordu. Yerde küçük bir kumaş parçası gördü. Eğilip dikkatlice inceledi.

“Komiserim, bu çantanın askısından kopmuş olabilir.”

Selin yanına geldi.

“Olabilir. Ekipler görüntüleri inceliyor.”

Güvenlik kamerası kayıtları açıldı. Şüpheli kalabalığın arasından geçerek bir ara sokağa girmişti. Birkaç dakika sonra başka bir kamerada montunu giyerken görünüyordu.

Rüzgar ekrana yaklaştı.

“Bir dakika, görüntüyü tekrar alabilir miyiz?”

Görevli görüntüyü geri sardı.

“Şu kısım mı?”

“Evet. İlk görüntüde montu kolunda. Burada ise üzerinde. Arada bir yerde durmuş olmalı.”

Selin dikkatle izledi.

“Yani görünüşünü değiştirmeye çalışmış olabilir.”

“Öyle görünüyor. Girdiği dükkânlara bakabilir miyiz?”

Ekipler çevredeki kameraları incelemeye devam etti. Şüphelinin bir dükkâna girdiği ve kısa süre sonra farklı bir kıyafetle çıktığı görüldü. Polisler bölgedeki araştırmayı genişletti.

Bir süre sonra şüphelinin bulunduğu yer tespit edildi. Ekipler müdahale ederek onu yakaladı. Çalınan çanta da yakındaki bir noktada bulundu.

Kadın çantasını geri aldığında rahatlamıştı.

“Çok teşekkür ederim. İçindeki belgeler benim için çok önemliydi.”

Selin çantayı kontrol etmesini söyledi.

Rüzgar da kadına dönerek:

“Geçmiş olsun. Neyse ki çantanıza kavuşabildiniz.”

Kadın teşekkür edip ayrıldı.

Selin Rüzgar'a döndü.

“Görüntülerdeki kıyafet değişikliğini fark etmeniz işe yaradı.”

Rüzgar gülümsedi.

“Bugün iyi gidiyorum galiba.”

“Şimdilik.”

“Şimdilik de güzel bir başlangıç.”

Selin arabaya doğru yürüdü.

“Bir de kendi eşyalarınıza dikkat etseniz tam olacak.”

Rüzgar arkasından seslendi.

“Komiserim, benim eşyalarımın ayrı bir karakteri var. Onları kontrol etmek kolay değil.”

Selin bu kez gülümsemesini saklayamadı.

“Yok artık!”

Annemlere İstanbul Raporu

Akşam karakoldaki işler sakinleşince Rüzgar telefonunu çıkardı. Birkaç gündür ailesiyle doğru düzgün konuşamamıştı. Annesini aradı.

Telefonu annesi açtı.

“Efe