Keşfet

YERLİ SHERLOCK: DÜŞE KALKA YAKALIYORUK!10. Bölüm: Cesedin Yanındaki Son Kahkaha

YERLİ SHERLOCK: DÜŞE KALKA YAKALIYORUK!

YERLİ SHERLOCK: DÜŞE KALKA YAKALIYORUK!

10. Bölüm: Cesedin Yanındaki Son Kahkaha

İstanbul'da yağmurlu bir geceydi.

Polis merkezinde Rüzgar Fırtına, masasının başında oturmuş önündeki dosyayı inceliyordu. Bir yandan da soğumuş kahvesinden içmeye çalışıyordu.

Yüzünü buruşturdu.

“Bu kahve değil, bildiğin soğuk çorba.”

Bardağı masaya bıraktığı sırada telefonu çaldı.

Arayan Selin'di.

“Rüzgar, hemen hazırlan. Bir cinayet ihbarı aldık.”

Rüzgar'ın yüzü ciddileşti.

“Cinayet mi komiserim?”

“Evet. Eski bir otelde. Kemal Arman isimli bir iş insanı odasında ölü bulunmuş. Olay yerine gidiyoruz.”

“Tamamdır. Hemen çıkıyorum.”

Telefonu kapatıp ceketini aldı. Kapıya yöneldiğinde çantasının askısı sandalyeye takıldı.

Arkasına döndü.

“Sen de bırak artık peşimi. Bir gecelik huzur istedik.”

Çantasını kurtarıp dışarı çıktı.

Otel, şehrin eski semtlerinden birindeydi. Yağmur hâlâ yağıyor, polis araçlarının ışıkları binanın duvarlarına vuruyordu.

Selin girişte onu bekliyordu.

“Geldiniz sonunda.”

Rüzgar saatine baktı.

“Üç dakika sürdü komiserim. İstanbul trafiğini düşünürsek rekor kırdım.”

“Şimdi espri zamanı değil.”

Rüzgar'ın yüzü ciddileşti.

“Haklısınız. Ne biliyoruz?”

“Temizlik görevlisi sabah odaya girmiş. Kemal Arman'ı yerde bulmuş. Kapı kilitliymiş ama içeriden kilitli olduğu henüz kesinleşmedi.”

“Son gece kimlerle görüşmüş?”

“Dört kişiyle konuşacağız. Otel müdürü, resepsiyonist, iş ortağı ve karşı odada kalan bir misafir.”

Rüzgar başını salladı.

“Önce odayı görelim.”

Üçüncü kattaki oda polis şeridiyle kapatılmıştı.

Rüzgar eldivenlerini takıp içeri girdi. Masanın üzerindeki evraklar dağılmıştı. Yerde kırılmış bir bardak, yarı açık bir çekmece ve durmuş eski bir masa saati vardı.

Selin olay yeri uzmanına döndü.

“Ölüm saati belli oldu mu?”

“Kesin sonuç için inceleme gerekiyor. İlk değerlendirmeye göre gece saatlerinde gerçekleşmiş.”

“Kapıda zorlama izi var mı?”

“Hayır. Kilitte de belirgin bir hasar yok.”

Rüzgar masaya yaklaştı.

“Bardak nasıl kırılmış?”

“Henüz bilmiyoruz.”

Rüzgar masa saatine baktı. Akrep ve yelkovan 21.15'i gösteriyordu.

Tam o sırada ince bir ses duydu.

“Dokuz...”

Rüzgar başını kaldırdı.

Etrafta kimse konuşmuyordu.

Saatin yanına yaklaştı.

“Kapı...”

Selin seslendi:

“Bir şey mi buldunuz?”

“Şimdilik hayır. Saate bakıyordum.”

Rüzgar defterine iki kelime yazdı:

Dokuz. Kapı.

Bu tuhaf seslerin ne anlama geldiğini henüz bilmiyordu.

İlk olarak otel müdürüyle görüştüler.

“Dün gece Kemal Bey'i lobide gördüm,” dedi müdür. “Bir adamla konuşuyordu. Sonra odasına çıktı.”

Selin sordu:

“Yanındaki kişiyi tanıyor musunuz?”

“Hayır. Yüzünü seçemedim.”

Rüzgar araya girdi.

“Aralarında tartışma var mıydı?”

“Biraz gergin görünüyorlardı.”

“Güvenlik kayıtlarını inceleyebilir miyiz?”

“Tabii.”

Kayıtlarda saat 20.42'de Kemal Arman'ın yanına koyu renk montlu bir adamın yaklaştığı görüldü.

Rüzgar görüntüyü durdurdu.

“Şunu biraz büyütebilir miyiz?”

Adamın yüzü net değildi ama yürürken sol ayağını hafifçe sürüklediği görülüyordu.

Selin not aldı.

“Kim olduğunu bulmamız gerekiyor.”

Gece resepsiyonisti Okan, saat dokuz civarında siyah çantalı bir adamın üçüncü kata çıktığını söyledi.

“Peki geri indi mi?” diye sordu Rüzgar.

“Evet, sanırım yirmi dakika sonra.”

“Çantası yanında mıydı?”

“Tam hatırlamıyorum.”

Rüzgar not aldı.

“Peki, teşekkürler.”

Sırada Kemal Arman'ın iş ortağı Murat vardı.

Murat, şirketin satışı konusunda Kemal'le anlaşmazlık yaşadıklarını kabul etti.

Selin sordu:

“Dün gece görüştünüz mü?”

“Hayır.”

Rüzgar adamın çamurlu ayakkabılarına baktı.

“Dışarı çıktınız mı?”

“Evet, yürüyüş yaptım.”

“Yağmurda mı?”

“Evet.”

Rüzgar başka soru sormadı. Ancak Murat'ın konuşurken bazı soruları geçiştirmesi dikkatinden kaçmamıştı.

Koridora çıktıklarında Selin'e döndü.

“Bir şey saklıyor olabilir.”

“Olabilir. Ama şüpheyle hareket edemeyiz.”

“Biliyorum komiserim. Kanıt arıyoruz.”

Son olarak karşı odada kalan Nermin Hanım'la görüştüler.

Kadın gece bir tartışma sesi duyduğunu söyledi.

“Önce iki kişi konuşuyordu. Sonra kapı kapandı. Bir süre sonra da cam kırılmasına benzer bir ses geldi.”

Selin sordu:

“Yaklaşık saat kaçtı?”

“Dokuzu biraz geçmişti.”

Rüzgar hemen araya girdi.

“Koridorda birini gördünüz mü?”

“Evet. Bir adam hızlıca yürüdü. Yüzünü göremedim ama bir ayağını sürüklüyordu.”

Rüzgar, güvenlik görüntüsündeki adamı hatırladı.

“Teşekkür ederiz.”

Güvenlik kayıtları yeniden incelendi. Koyu montlu adamın kimliği belirlendi: Levent. Kemal Arman'ın eski çalışanlarından biriydi.

Levent kısa süre sonra bulundu ve ifadeye getirildi.

Selin önüne görüntüleri koydu.

“Dün gece Kemal Arman'ın odasına gittiniz mi?”

Levent bir süre sustu.

“Evet. Ama onu ben öldürmedim.”

“Ne için gittiniz?”

“Bana ait bazı şirket belgelerini sakladığını düşünüyordum. Onları geri almak istedim.”

Rüzgar sordu:

“Aranızda tartışma çıktı mı?”

“Evet. Ama ben odadan ayrıldığımda Kemal Bey hayattaydı.”

“Bunu doğrulayacak biri var mı?”

“Yok.”

Levent'in odadan çıktığı saat güvenlik kayıtlarında görünüyordu. Olay yeri incelemesinden gelen ilk değerlendirme ise ölümün daha sonra gerçekleştiğini gösteriyordu.

Levent şüpheliydi ama cinayeti işlediğini kanıtlayan bir bulgu yoktu.

Selin dosyayı kapattı.

“Başka birinin odaya girmiş olması gerekiyor.”

Rüzgar'ın aklına masa saati geldi.

“Komiserim, odaya tekrar bakalım.”

Odaya döndüklerinde Rüzgar doğrudan masa saatinin yanına gitti.

Saatin arkasındaki küçük kapağın tam kapanmadığını fark etti. Eldivenli eliyle kapağı açınca içinde katlanmış bir kâğıt buldu.

Kâğıtta şu yazıyordu:

Saat dokuzda arka kapıda buluşalım.

Selin yazıyı inceledi.

“Demek ki biri Kemal Bey'le arka kapıda buluşmayı planlamış.”

Rüzgar başını salladı.

“Belki de bu notu yazan kişi otele girdiğinde kimseye görünmek istemedi.”

Selin kâğıdı delil poşetine koydu.

“Arka kapının kameralarını da inceleyelim.”

Güvenlik kayıtlarında saat 21.20'de bakım görevlisi Cem'in arka kapıdan içeri girdiği görüldü.

Elinde küçük bir takım çantası vardı.

Rüzgar görüntüyü durdurdu.

“Bu adamı daha önce gördük mü?”

Güvenlik görevlisi cevap verdi:

“Cem, otelin bakım personeli. Odaların kilitleri ve elektrik işleriyle ilgileniyor.”

Selin ekrana yaklaştı.

“Peki üçüncü kata çıkmış mı?”

Görüntüler incelendi. Cem, arka kapıdan girdikten sonra servis asansörünü kullanmış ve üçüncü kata çıkmıştı. Bir süre sonra aynı asansörle aşağı inmişti.

Rüzgar saate baktı.

“Notta dokuzda arka kapıda buluşma yazıyor. Cem de dokuzdan sonra arka kapıdan girmiş.”

Selin başını salladı.

“Onu bulalım.”

Cem, otelin personel odasında bulundu.

Selin karşısına oturdu.

“Dün gece üçüncü kata neden çıktınız?”

“Bir arıza bildirimi vardı.”

“Hangi odada?”

Cem duraksadı.

“Tam hatırlamıyorum.”

Rüzgar sakin bir sesle konuştu.

“Hatırlamanız gerekiyor. Çünkü güvenlik kayıtlarında doğrudan Kemal Arman'ın odasına gittiğiniz görülüyor.”

Cem sustu.

Selin devam etti:

“Daha önce o odanın kilidiyle ilgili bir işlem yapmış mıydınız?”

“Evet. Birkaç gün önce kilidi kontrol etmiştim.”

Rüzgar hemen sordu:

“Yani anahtarla kapıyı açabiliyordunuz?”

Cem cevap vermedi.

Selin önüne güvenlik görüntülerini koydu.

“Dün gece odaya girdiniz. Sonra çıktınız. İçeride ne oldu?”

Cem'in yüzü değişti.

“Ben sadece konuşmaya gittim.”

“Ne hakkında?”

“Bana ait belgeleri sakladığını öğrendim. Onları almaya çalıştım.”

“Peki Kemal Arman'a ne oldu?”

Cem gözlerini kaçırdı.

“Tartıştık. Bana belgeleri vermeyeceğini söyledi. Sonra aramızda kavga çıktı.”

Rüzgar masadaki dosyayı açtı.

“Bardak da bu sırada mı kırıldı?”

Cem başını salladı.

“Evet.”

Selin sordu:

“Sonra ne yaptınız?”

Cem cevap vermedi.

Olay yeri raporundan gelen yeni bulgular masaya bırakıldı. Kırık bardaktaki izler Cem'le eşleşmişti. Ayrıca odadaki çekmecede bulunan parmak izleri ve Cem'in bakım kayıtları da onun olay yerinde bulunduğunu doğruluyordu.

Daha önemlisi, olay yeri incelemesi sırasında odanın kilidinin içeriden kilitli görünmesini sağlayan mekanizmanın dışarıdan da kullanılabildiği tespit edilmi