Keşfet

YERLİ SHERLOCK: DÜŞE KALKA YAKALIYORUK!7. Bölüm: Eşyaların Dili, Rüzgar`ın Hali

YERLİ SHERLOCK: DÜŞE KALKA YAKALIYORUK!

YERLİ SHERLOCK: DÜŞE KALKA YAKALIYORUK!

7. Bölüm: Eşyaların Dili, Rüzgar'ın Hali

Rüzgar Fırtına o sabah alarmını üç kez ertelemişti.

İlkinde gözlerini açmış, ikincisinde telefonunu yastığın altına saklamış, üçüncüsünde ise artık kalkması gerektiğini kabul etmişti.

Yataktan doğrulup saate baktı.

“Ula, bu saat niye bu kadar hızlı gidiyor?”

Bir an durdu.

Sonra yüzünü buruşturdu.

“Yok, yok. Saatle uğraşmayacağum. Geçen sefer yeterince konuştuk.”

Kendi kendine söylediği bu cümleye güldü. Son günlerde yaşadıkları yüzünden artık evdeki eşyalara bile şüpheyle bakıyordu.

Lavaboya gidip hazırlandı. Gömleğinin düğmesini yanlış iliklediğini ancak kapıya geldiğinde fark etti.

“Daha sabahın başında başladık.”

Gömleğini düzeltti, çantasını aldı ve dışarı çıktı.

İstanbul trafiği yine bildiği gibiydi. Bir süre otobüs bekledi, sonra yanlış durakta indiğini fark etti. Etrafına bakındı.

“Ben bu şehre tayin oldum, şehir de bana tayin çıkardı galiba.”

Neyse ki sonunda polis merkezine ulaşmayı başardı.

Selin, odasında dosyaları inceliyordu.

Rüzgar kapıyı tıklatıp içeri girdi.

“Günaydın komiserim.”

“Günaydın. Bugün geç kalmadınız.”

Rüzgar saatine baktı.

“Ben de şaşırdım. Yollarla aramız düzeliyor galiba.”

Selin gülümsemeden dosyayı ona uzattı.

“Dünkü antikacı olayında yeni gelişme var. Şüphelinin adresini bulduk ama defterin neden çalındığını henüz bilmiyoruz.”

Rüzgar dosyayı aldı.

“Defter bulundu mu?”

“Hayır. Bugün tekrar dükkâna gidip bazı ayrıntıları kontrol edeceğiz.”

Rüzgar başını salladı.

“Tamamdır. Bu sefer hiçbir şeye çarpmadan inceleme yapacağum.”

Selin çantasını aldı.

“Önce bunu başaralım.”

Antikacı dükkânına vardıklarında dükkân sahibi onları kapıda karşıladı.

“Hoş geldiniz. Bir gelişme var mı?”

Selin, “Şimdilik araştırmamız devam ediyor,” dedi.

Rüzgar ise dükkânın içine bakıyordu.

Eski saatler, fotoğraf makineleri, tahta kutular ve çeşitli antikalar her yerdeydi. Bir köşede duran büyük saatin sarkacı yavaşça hareket ediyordu.

Rüzgar saate baktı.

“Bu çalışıyor mu?”

Dükkân sahibi başını salladı.

“Evet, ama biraz geri kalıyor.”

Rüzgar hafifçe gülümsedi.

“Benim gibi. Sabahları biraz geriden geliyorum.”

Selin ona dönüp baktı.

“Rüzgar Bey, işimize bakalım.”

“Bakıyoruz komiserim. Saatle yalnızca tanıştık.”

Dükkân sahibi gülmemek için kendini zor tuttu.

Selin dosyasını açtı.

“Dün güvenlik görüntülerinde gördüğümüz kişiyi hatırladınız mı?”

“Evet. Birkaç kez gelmişti. Özellikle eski fotoğraf makineleriyle ilgileniyordu.”

Rüzgar vitrinin önüne geçti.

“Peki, dükkâna geldiğinde hep aynı yere mi bakıyordu?”

Adam düşündü.

“Evet. Şu köşedeki rafın önünde uzun süre dururdu.”

Rüzgar rafı inceledi. Fotoğraf makinelerinin arasında küçük bir boşluk vardı.

“Burada bir şey mi duruyordu?”

“Eski bir makine vardı. Geçen hafta yerini değiştirdim.”

Selin hemen sordu:

“Neden?”

“Çünkü arkasındaki duvarı temizleyecektim.”

Rüzgar eğilip rafın altına baktı. Küçük bir kâğıt parçası gördü.

“Komiserim, burada bir şey var.”

Selin eldiven takarak kâğıdı aldı. Üzerinde birkaç rakam ve kısa bir not vardı.

Dükkân sahibi şaşkınlıkla baktı.

“Bunu daha önce görmedim.”

Rüzgar kâğıdı inceleyip Selin'e uzattı.

“Bence bu dükkâna gelen kişinin bıraktığı bir not olabilir.”

Selin kâğıdı dosyaya koydu.

“Bunu inceleteceğiz.”

Rüzgar, dükkânın arka tarafına geçti. Daha önce gördüğü masa saati hâlâ tezgâhın üzerindeydi.

Bir süre ona baktı.

“Bak bakalım bugün ne diyeceksin?”

Saat sessizdi.

Rüzgar biraz daha yaklaştı.

“Geçen sefer konuşuyordun ama.”

Selin arkasından seslendi.

“Rüzgar Bey, ne yapıyorsunuz?”

Rüzgar hızla döndü.

“Saate bakıyordum komiserim.”

“Onun bozuk olduğunu söylemiştiniz.”

“Evet, bozuk. Ama insan yine de hâlini hatırını soruyor.”

Selin birkaç saniye ona baktı.

“İşimize dönelim.”

“Dönelim komiserim.”

Rüzgar içinden derin bir nefes aldı.

Kendi kendine konuşmaya başlamıştı. Üstelik bunu başkalarının yanında yapıyordu. Biraz daha devam ederse Selin'in kendisini gerçekten sorguya alacağından şüpheleniyordu.

Tam saatin yanından uzaklaşırken ince bir ses duydu.

“Çekmece...”

Rüzgar durdu.

Başını yavaşça çevirdi.

Ses devam etmedi.

“Ne çekmecesi?” diye fısıldadı.

Selin ona baktı.

“Bir şey mi söylediniz?”

“Yok komiserim. Aklıma bir şey geldi.”

Rüzgar dükkândaki çekmeceleri düşündü. Özellikle kayıp defterin bulunduğu çekmeceyi.

Acaba saat bir şey mi anlatmaya çalışmıştı?

Dükkân sahibiyle konuşmaları bittikten sonra Selin, Rüzgar'a döndü.

“Çekmeceyi tekrar inceleyelim.”

Rüzgar'ın yüzü aydınlandı.

“Ben de onu diyecektim komiserim.”

Çekmeceyi açtılar. İçindeki kâğıtlar yeniden incelendi. Rüzgar çekmecenin arka bölümünde küçük bir bölme fark etti.

“Şuraya bakın.”

Selin eğilip baktı.

“Gizli bir bölüm mü?”

Dükkân sahibi şaşkınlıkla yaklaştı.

“Ben bunu hiç fark etmemiştim.”

Rüzgar bölmeyi dikkatlice açtı. İçinden küçük, eski bir anahtar çıktı.

Selin anahtarı aldı.

“Bunu daha önce gördünüz mü?”

Adam başını salladı.

“Hayır.”

Rüzgar anahtara baktı.

“Bu anahtarın bir yere ait olması lazım.”

Selin, “Dükkândaki dolapları kontrol edelim,” dedi.

Bir süre sonra anahtar, arka taraftaki küçük dolabın kilidine uydu.

Dolap açıldığında içinde eski belgeler ve birkaç fotoğraf bulundu.

Dükkân sahibi belgeleri görünce şaşırdı.

“Bunlar yıllardır burada mıydı?”

Selin belgeleri incelemeye başladı.

Rüzgar ise fotoğraflardan birine dikkat kesildi. Fotoğrafta dükkânın eski hâli ve birkaç kişi vardı. Fotoğrafın arkasında bir tarih yazıyordu.

“Komiserim, şuna bakar mısınız?”

Selin fotoğrafı aldı.

“Bu kişilerden birini tanıyor musunuz?” diye dükkân sahibine sordu.

Adam uzun süre baktı.

“Şu adam... Bu, kardeşim.”

Selin başını kaldırdı.

“Bize kardeşinizden bahsetmiştiniz. Bu olayla bir ilgisi olabilir mi?”

Adamın yüzü değişti.

“Sanmıyorum. Ama defterde onunla ilgili kayıtlar vardı.”

Rüzgar ile Selin birbirlerine baktılar.

Kayıp defterin neden özellikle seçildiği artık daha önemli bir hâle gelmişti.

Polis merkezine döndüklerinde fotoğraflar ve belgeler incelenmek üzere ilgili birime gönderildi.

Selin dosyayı masasına bıraktı.

“Bugün iyi bir ayrıntı yakaladınız.”

Rüzgar gülümsedi.

“Sağ olun komiserim.”

“Ancak bir şey merak ediyorum.”

Rüzgar doğruldu.

“Buyurun.”

“Dükkândaki çekmeceyi neden tekrar incelemek istediniz?”

Rüzgar kısa bir an düşündü.

Saatten duyduğu sesi anlatamazdı. En azından şimdilik.

“Çekmecenin içinde bir şeylerin eksik olduğunu düşünmüştüm. İlk incelemede arka kısmına yeterince bakmamıştık.”

Selin başını salladı.

“İyi düşünmüşsünüz.”

Rüzgar rahat bir nefes aldı.

“Bazen insanın aklına sonradan geliyor komiserim.”

Selin dosyaya döndü.

“Yarın da bu dosyanın devamına bakacağız.”

Rüzgar ayağa kalktı.

“Tamamdır. Ben de eve gidip biraz dinleneyim.”

Kapıya yönelirken masanın kenarındaki kalem yere düştü.

Rüzgar eğilip almak istedi ama bu sırada kafasını masanın altına çarptı.

“Ah!”

Selin başını kaldırdı.

“İyi misiniz?”

Rüzgar doğrulup kalemi gösterdi.

“Kalemi kurtardık komiserim. Ben biraz hasar aldım.”

Selin bu kez gülümsemesini saklayamadı.

“Dikkatli olun.”

Rüzgar da gülümsedi.

“Ula, dikkat ediyorum zaten. Eşyalar benimle uğraşıyor.”

Selin kaşlarını kaldırdı.

“Ne dediniz?”

“Bir şey demedim komiserim.”

Rüzgar kalemi masaya koyup odadan çıktı.

Eve geldiğinde ilk işi ayakkabılarını çıkarmak oldu. Sonra mutfağa gidip kendisine bir bardak su doldurdu.

Masaya oturdu.

Bugün duyduğu kelimeyi düşündü.

Çekmece.

Gerçekten saatten mi duymuştu?

Yoksa aklı, gün içinde gördüğü ayrıntıları birleştirip ona bir ses mi oluşturmuştu?

Bardağı eline aldığı sırada hafif bir ses duydu.

“Dikkat.”

Rüzgar durdu.

Bardağa baktı.

“Sen de mi başladın?”

Bir süre bekledi.

Ses gelmedi.

Rüzgar bardağı masaya bıraktı.

“Tamam. Önce bir sakin olacağuk.”

Kendi kendine konuştuğunu fark edince başını iki yana salladı.

Telefonunu aldı. Selin'den yeni bir mesaj gelmişti.

Selin: Yarın saat dokuzda merkezde olun. Dosyayla ilgili yeni bilgileri değerlendireceğiz.

Rüzgar hemen cevap yazdı.

Rüzgar: Tama