BÖLÜM 10
13. Bölüm
Mesai çıkışına kadar bekledi Hacer Hemşire. Her an Tahir’in adamları hastaneye gelirler diye de tetikte bekliyordu. Akşam olup mesai bittiğinde ise beraber çıktılar hastaneden. Hatice Hemşire kocası takip etmesin diye arabasını farklı yönlerden götürüyordu.
‘Bizi takip eden birileri mi var abla’ dedi Hacer Hemşire.
‘Kocam, uzaklaştırma kararı olmasına rağmen beni takip ediyor. Nerede kaldığımı öğrenmemesi için bu şekilde davranmak zorundayım’ dedi Hatice Hemşire.
Korktuğu gibi olmadı, kocası onu takip etmiyordu. Çünkü bir gün evvel girdiği bir kavgada birini bıçaklayarak öldürmüştü. Bu yüzden de tutuklanarak hapse atılmıştı. Fakat Hatice Hemşire bu durumu bilmiyordu.
‘O pislik herif burayı da bulabilir’ dedi Hatice Hemşire ‘Bundan dolayı burada da kalamam’
‘Abla, bizim eve gidelim. Orası daha güvenli’
İkisi de başlarına ne geleceğini bilemeden Hacer Hemşirenin evine geldiler.
‘İşte burası benim mütevazı evim’ dedi Hacer Hemşire.
Kapıyı açıp içeri girdiğinde gördüğü manzara karşısında ne yapacağını bilemedi. Evin her tarafı dağılmış ve eşyaları paramparça olmuştu.
‘Ne olmuş burada?’ dedi Hatice Hemşire.
‘Tahir ve adamları’ dedi Hacer Hemşire ‘Mutlaka yapmış olmalı. Salih’i bulamayınca evimi altına üstüne getirmişler’
‘Ya Mustafa, ona bir şey yaptılarsa’
‘Endişelenme abla, onu ve Salih’i bulamazlar’ dedi Hacer Hemşire.
Hacer Hemşire, ablasının endişelenmemesi için o sözleri söylemişti ama onunda içinde şüphe vardı. Ya kitaplıkları da alt üst etmişlerse, eğer öyle bir şey yapmışlarsa gizli bölmeyi de bulmuş olurlardı.
İçindeki endişeyle salona yöneldi ama neyse ki kitapları alt üst etmemişlerdi. İçinden bir oh çekerek kitaplığa yöneldi. Gizli bölmeyi açan kitabı kaldırarak gizli bölmeyi açtı ama içeride kimse yoktu.
‘Nerede bunlar’ dedi endişeyle, tam da o anda kapı çaldı. Gelen Salih ile Mustafa’ydı.
Endişe ile kapıyı açarak:
‘Neredesiniz siz, sizi göremeyince aklım çıktı’ dedi Hacer Hemşire.
‘Abla, niye telaş ettin ki Mustafa’yla parka gitmiştik’
‘Nasıl endişelenmemeyim Salih’ dedi Hacer Hemşire ‘Biz eve geldiğimizde evin her tarafı dağınıktı’
‘Biliyorum abla, Tahir ce adamları geldi. Biz de gizli bölmeye girdik. Bizi bulamadıkları için bağırıp çağırıyorlardı. Yarım saat sonra da gittiler zaten. Onlar gidince bizde gizli bölmeden çıktık. Fakat çıktığımızda evin her tarafı dağınıktı. Bu arada Mustafa biraz korktu. Onun korkusu geçsin diye parka götürdüm o kadar’ dedi Salih.
Hacer Hemşire, Mustafa’ya sarılarak:
‘Sana bir misafir getirdim’ dedi, güler yüzle.
‘Kim, kim o’ dedi Mustafa.
‘Senin en sevdiğin kişi’
Mustafa, ‘Hatice abla’ diye bağırarak oturma odasına koştu. Az sonra da çığıltı koptu içeriden.
‘Bırak o çocuğu bırak’ dedi Hatice Hemşire.
Salih, Hacer Hemşirenin yüzüne bakarak:
‘Ne oluyor abla içeride’ dedi endişeyle.
‘Bilmiyorum ki Salih, biz eve geldiğimizde kimse yoktu’
‘Abla, yoksa hırsız mı var evde’ dedi Salih
‘Burada bekleyeceğimize gidip bakalım’ dedi Hacer Hemşire.
Oturma odasına gittiklerinde bir adam Mustafa’nın boğazına bıçak dayamıştı.
‘Alçak adam sen nasıl buldun beni’ dedi Hatice Hemşire.
‘Abla, abla bu da kim’ dedi Hacer Hemşire korkuyla.
‘Kocam, kocam o benim’
‘Hatice anne, kurtar beni bu adamdan’ diye bağırdı Mustafa.
‘Sus lan p...’ dedi Yunus ‘Susmazsan seni şuracıkta gebertirim’
‘Yunus, yapma o daha çocuk’ dedi Hatice Hemşire yalvararak.
‘Lan karı bana bir çocuk daha veremedin. Şimdi kalkmış onu mu savunuyorsun’
‘Yunus, ne olur Mustafa’yı bırak öyle konuşalım’
‘Bırakmam o benim güvencem’ dedi Yunus ‘Onu götürüp Tahir Bey’e teslim edeceğim. Hacer de benimle beraber gelecek. Gelmezse hiç acımadan öldürürüm Mustafa’nızı’
‘Tahir Bey ne alaka’ dedi Salih söze karışarak.
‘O benim patronum’ dedi Yunus ‘Seni bulamayınca benden rica etti. İkinizi de götürdüğüm takdirde yüklü bir para alacağım’
‘O, senin Mustafa ve Hacer’le alakanı nereden biliyor?’ dedi Hatice Hemşire.
‘Tahir Bey’in her yerde gözü var’ dedi Yunus, daha sonra da Salih’e dönerek ‘O seni kurtaran arkadaşın var ya o da Tahir Bey’in adamı. Bilerek göz yumdu kaçmanı. Böylece hem senden kurtulmuş olacak hem de yıllardır aradığı Hacer’i bulacaktı’
‘Bir taşla iki kuş öyle mi?’ dedi Salih, sinirden kaskatı kesilerek.
Salih onu oyalamaya çalışırken Hacer Hemşire, gizlice arkasından yaklaştı Mustafa’yı Yunus’un elinden kurtarabilmek için. Fakat bu hamlesini çoktan fark etmişti Yunus.
‘Çekilin lan etrafımdan’ dedi Yunus, bıçağı Mustafa’nın boğazına iyice dayayarak.
Onun bu tehdidi karşısında mecburen geri çekildi Hacer Hemşire.
‘Tamam, seninle geleceğiz’ dedi Hacer Hemşire ‘Yeter ki Mustafa’ya zarar verme’
Yunus, duydukları karşısında pis pis sırıttı. Ardından da cebinden silahını çıkardı.
‘Yanlış davranan olursa hiç acımam öldürürüm’
‘Yunus, sen bu eve nasıl girdin onu söyle’ dedi Hatice Hemşire, sinirle bağırarak.
‘Bağırma lan karı’ dedi Yunus tükürürcesine, daha sonra da ‘Tahir Bey’in adamlarıyla geldim. Onlar çıkıp gitti ama ben kaldım. Çünkü biliyordum sizin geleceğinizi. O yüzden odanın birinde gizlendim. Senin yetimi görümce de fırsat bu fırsat diyerek fırladım ve … yakaladım’
‘Pislik herif düzgün konuş’ dedi Salih.
İçerideki bağırtıları duyan komşulardan biri polisi çağırdı. Polisler gelip evin halini görünce silahlarına davrandılar ve dikkatli bir şekilde seslerin geldiği odaya yöneldiler. En önde olan polis silahını çekip odaya daldı ve Yunus’u gördü. Uyuşturucu satıcılığından kesinleşmiş hapis kararı olduğu için aylardır onu arıyorlardı.
‘Yunus, nihayet elimize düştün’ dedi polis memuru.
Yunus, Mustafa’yı sımsıkı tutarak:
‘Gelmeyin, gelmeyin yoksa öldürürüm çocuğu’ dedi polislere tehdit savurarak.