BÖLÜM 11
‘Yunus, at o elindeki silahı’ dedi Hatice Hemşire ‘Kaçacak hiçbir yerin yok, hem böyle yaparak daha çok suçlu oluyorsun’
‘Sus lan karı’ dedi Yunus, çocukla birlikte ona dönerek ‘kafamı karıştırıyorsun’
‘Abla, abla kurtarın beni’ dedi Mustafa, yırtınırcasına.
‘Sakin ol yavrum, bak polislerde geldi. Seni ondan mutlaka kurtaracaklar’ dedi Hacer Hemşire, Mustafa’yı sakinleştirmek için.
‘Yeter artık Yunus, bırak artık o çocuğu’ dedi Hatice Hemşire ‘Bak korkuyor’
Yunus, çocukla beraber geri geri giderek:
‘Geri çekilin diyorum, çekilmezseniz onunla beraber kendimi de öldürürüm’
Polis memurları ve odadakiler geri çekilerek:
‘Tamam, geri çekiliyoruz yeter ki çocuğa zarar verme’
‘Güzel çocuk’ dedi Yunus, Mustafa’nın suratına sinsice bakarak.
Tam da o anda özel harekât polisleri içeriğe girdi. O daha ne olduğunu anlayamadan etrafını sardılar. İçlerinden keskin nişancı bir polis memuru onu ayağından vurup etkisiz hale getirdi.
Mustafa, kurtulur kurtulmaz koşarak Hacer ve Hatice hemşireye sarıldı. Daha sonra da ağlayarak:
‘Bir ara beni öldürecek sandım’ dedi hıçkırarak.
‘Tamam, Mustafa’m bak biz yanındayız’ dediler her ikisi de birden.
14. Bölüm
‘Ulan siz ne işe yarıyorsunuz?’ diye bağırdı Tahsin Bey, etrafında toplanmış adamlarına karşı ‘Size ufak bir emir veriyorum onu da yüzünüze gözünüze bulaştırıyorsunuz’
‘Patron, Yunus’u o kadının evinde bıraktık ama o da polise yakalandı’ dedi adamlarından biri.
‘Yunus ta kim?’ diye sordu Tahsin Bey, gerçekten de Yunus’un kim olduğunu bilmiyordu. Bundan dolayı sormuştu soruyu.
‘Patron, bir hafta evvel yanımıza gelerek Hacer’i ve Salih’i getirebileceğini söyledi’
‘Eee ondan sonra…’ dedi Tahsin bey, kızgınlıkla söze karışan adamına bakarak.
‘Onları yapabilmek içinde şart koştu’
‘Bu işi yapabilirse yüklü bir miktar para verecektik ona’ dedi bir başkası.
‘Kimin parasını kime veriyorsunuz şerefsizler’ dedi Tahsin Bey gürleyerek, daha sonra da ‘Benden habersiz nasıl iş yaparsınız’
‘Özür dileriz patron’
‘Pislikler’ dedi Tahsin Bey ‘Ya o Yunus dediğiniz adam öterse o zaman ne olacak’
‘Merak etmeyin, o nezaretteyken yanına birini yolladık. O gereken gözdağını verecektir’
O sıralarda Yunus karakolda ifade vermek için nezarethanede tutuluyordu. Yanına bir başka tutuklu daha getirdiler. Bu Tahsin Bey’in adamlarının bahsettiği kişiydi.
‘Allah kurtarın kardeş’ dedi Yunus.
Tutuklu ona yan yan baktıktan sonra:
‘Sana Tahsin Bey’in selamını getirdim’ dedi teşbihini sallayarak ‘Eğer konuşursan kelleni uçururuz bilmiş ol’
‘Sende kimsin?’ dedi Yunus, korkuyla.
‘Ben mi?’ dedi tutuklu ‘Benim kim olduğumu sana göstereyim’ dedikten sonra cebinden ufak bir çakı çıkardı. Çakıyı Yunus’un karnına saplarmış gibi yaptı.
‘Ne yapmaya çalışıyorsun?’ dedi Yunusu, titrek bir ifadeyle.
‘Bu sana uyarı, eğer Tahsin Bey hakkında en ufak bir şeyler söylersen kendini ölmüş bil’ dedi tutuklu. Daha sonra da hiçbir şey olmamış nezarethanenin bir köşesine çekilip oturdu. Bir dakika sonra nezarethanenin kapısı açıldı. Dışarıdaki polis Yunus’u tehdit eden adama seslenerek:
‘Osman Velet, serbestsin’ dedikten sonra kenara çekilerek onun dışarıya çıkmasına izin verdi. Belli ki bu ona verilmiş bir gözdağıydı ama tutuklu nasıl içeriye girmiş ve dışarıya çıkmıştı. İşte bu ileride görülecekti.
O çıktıktan sonra Yunus, kendi kendine:
‘Neyin içine düştüm ben’ diye söylendi.
O çıktıktan birkaç dakika sonra nezarethanenin kapısı tekrar açıldı. Yine aynı polis gelmişti.
‘Yunus Han, hazırlan tutuklanma istemiyle savcılığa sevk ediliyorsun’
Savcılık…
‘Yunus Han, çocuğa şiddet ve polise mukavemette bulunmuşsun doğru u?’ dedi savcı.
‘Evet, doğrudur savcım’
‘Neden yaptın?’
‘Karımdan boşanmak üzereyim, ondan intikam almak için yaptım’
‘Çocuk, senin çocuğun mu?’
‘Hayır’
‘Kimin çocuğu o zaman?’
‘Karım, yetimhanede çalışıyor’ dedi Yunus ‘Orada da Mustafa’nın yani boğazını sıkmaya çalıştığım çocuğun bakımını üstlenmiş’
‘O ev kimin eviydi?’
‘Karımın kardeşinin evi’
‘Öğrendiğim kadarıyla karın bahsettiğin kadınla yıllardır görüşmüyorlarmış doğru mu?’
‘Evet, savcım’
‘Kadının evine gizlice girdiğin kameralar tarafından görülüyor’ dedi savcı ‘O eve hırsızlık için mi girdin’
‘Hayır, savcım’ dedi Yunus ‘Eve gizlice girdiğim doğrudur ama o eve girdiğimde ev zaten darmadağınıktı’
‘Peki, senden önce eve birkaç kişi daha girmiş. Sende onların ardından girmişsin. Onlarla bağlantın neydi?’
‘Tanımıyorum onları’ dedi Yunus. Burada açık açık yalan söylemişti. Çünkü doğru söylese başına gelecekleri biliyordu.
‘Doğru söyle Yunus’ dedi Savcı, sesini yükselterek ‘Doğru söylemen cezanı hafifletecektir’
‘Bundan başka bir şey bilmiyorum savcım’
‘Soracaklarım bu kadar’ dedi Savcı. Daha sonra da dışarıda bekleyen görevliye seslenerek ‘Zanlıyı tutuklu yargılanmak üzere …. Hapishanesine götürün’
‘Baş üstüne savcım’